.

Pazartesi, Haziran 26, 2006

Gün 59 - Risk analizi #

Don Kişot yazıtlarının geçmişine ufak bir yolculuk yapmaya ne dersiniz?

Konumuz risk analizi.

Biraz geçmişe dönersek:

  1. Öncelikle riskten korkmamayı öğrendik;

  2. etkileyici bir hikaye yazarken yapılan riski yüksek olan şeylerin genelde getirisinin de yüksek olacağını gördük;

  3. daha sonra yapılan iş ne kadar büyük olursa, içerdiği risk faktörünün de o denli yüksek olacağını gördük ve gülü sevenin dikenine de katlanması gerektiğinin farkında vardık;

  4. bazen sezgilerimize güvenmenin de önemli olduğunu gördük; düşünüyorduk, riski görüyorduk, o halde kazanıyorduk;

  5. yaratıcı projelerin risk faktörünün yüksek olduğunu söyledik ve emin misiniz, son kararınız mı? diye sorduk;

  6. ve yakın zamanda değişik proje fiyatlandırma yöntemlerinin farklı oranda risk içerebileceğine değindik.

Bu kadar çok "risk"ten bahsettiğimize göre kendi işini yapan bir girişimci için riski yönetebilmenin hayati öneme sahip olduğunu söyleyebiliriz.

Bugün ise, projemizin ne kadar riskli olduğunu farkı parametrelere bakarak incelemeye çalışacağız:

1. Projenin süresi

Süre arttıkça genellikle risk de artar. 12 aylık bir proje, 4 aylık bir projeye göre çok daha risklidir.

Bu noktada bir ayrıntıya daha değinmek yerinde olabilir:
Aşırı uzun süren bir proje, riskin fazlalığından ziyade projenin verimsizliğine ve/ya projenin kalitesinde bir eksikliğe işaret eder. Örneğin, bir yazılım projesi üç-dört senedir geliştirilmekte ise ve halen tutarlı bir sonuca varılamamışsa (istisnalar hariç; genellikle) o proje ölü bir projedir.

2. Birlikte çalıştığınız müşteri ya da müşteri topluluklarının sayısı

Tek bir kişi ile bire bir bağlantı içinde çalışmak; teknik konsey, pazarlama kurulu, kalite kontrol birimi, müşterimizin ortakları ile harala gürele çalışmaktan çok daha az risklidir. Birlikte çalıştığının kimsenin projenin geleceği hakkında etkin derecede karar verebilecek olmasına dikkat edin.

3. Ekibinizin ve müşterinizin iş mantığı (business logic) hakkında bilgisi

Ekibinizi kısa vadede bir şekilde iş mantığı konusunda eğitebilirsiniz. Ancak müşteriniz, daha kendisinin ne istediğinden tam emin değilse (ki genelde böyle olur) projeye başlamadan önce
  • iş mantığının tüm ayrıntılarını müşterinizle konuşmanız;
  • net kararlara varmanız;
  • ve bu kararları ekibinize anlatmanız;
  • daha da önemlisi kendinizin kristal berraklığında açık ve net olarak her şeyi anladığınızdan emin olmanız
çok önemli.

Aksi takdirde projenizin geleceğini kime havale ederseniz edin, sizi kurtaramaz.

4. Müşterinizin proje gelişimine ve değerlendirme süreçlerine katkısı


Eğer müşteriniz projeyi size devrediyor, ve proje sonuna kadar pasif kalıyorsa projenin riski artıyor demektir. Aslında burada dengeyi kurabilmek önemli olan. Eğer müşteriniz her saniye sizinle proje konusunda telefon görüşmesi yaparsa belki risk azalabilir ama verilmiliğiniz düşer, sinirleriniz yıpranır (bazı müşteriler pek de can ciğer kuzu sarması olmuyorlar), konsantrasyon ve motivasyon eksikliği yaşarsınız.

Kural olarak; ihtiyaç hisettiğiniz zaman müşterinizle ayrıntıları netleştirmekten çekinmemeniz gerektiğini söyleyebiliriz. Ayrıca müşteriniz her dakika sizinle bağlantıda ise; size ve profesyonelliğinize karşı bir güven eksikliğinden şüphe edebilirsiniz. Ve ne olursa olsun, bir iş ilişkisi karşılıklı güven esasına göre kurulu değilse; o ilişkiye hiç başlanmaması daha iyidir.

5. Değişiklik istekleri

Müşteriniz proje isteklerini sık sık değiştiriyorsa projenizin riski artacak ve isteseniz de istemeseniz de projenizin bazı yerlerinde işlevsel bozukluklar / güvenlik açıkları / verimsizlikler ile karşılaşacaksınız demektir.

6. Sizin (proje yöneticisi olarak) deneyiminiz


Eğer daha önce benzeri projeler yapmışsanız, projenizin risk faktörü ve projenizi tamamlamanız için gerekli zaman göreli olarak azalacaktır.

7. Formal bir metodoloji uygulanması

Eğer projeyi geliştirirken belirli standartları takip ediyorsanız, zaman planlaması yapmışsanız, iş akış şemanız belirli ise; proje süreçlerinizi belirlemiş ve planlamışsanız. Kısacası ne kadar formal bir metodoloji takip ediyorsanız projenizin riskini o kadar azaltırsınız.

...

Evet bir proje az riskli ve aynı zamanda bol kazançlı olmayabilir. Ama getirisi yüksek olan bir projenin risk etmenlerini kontrol altına almak ve azaltmak da tamamen sizin elinizde.

Her şeyi şansa bırakmayın.

... Yarın görüşmek üzere.

Etiketler: , , ,


 bu yazıyı sevdin mi?  hemen una ekle!
 

Pazartesi, Mayıs 22, 2006

Gün 33 - Emin misiniz? Son kararınız mı? #

Full-time işinizden, insanların sizi yönetmesinden gına geldi, kendinize yeterince güvendiğinize inanıyorsunuz ve kendi işinizi kurmayı; kendi kendinizin patronu olmayı mı planlıyorsunuz?

Tabii ki eğer inanıyorsanız, kendinizi yeterince yetkin görüyorsanız başlamamanız için hiçbir neden yok.

Yine de bu U dönüşünü yapmadan önce birkaç yanlış anlaşılmayı yeniden netleştirmek gerekebilir:

1. Artık aileme, arkadaşlarıma, yakın çevreme daha fazla zaman ayırabileceğim

Yanlış!

Ailenizle daha fazla zaman geçirmeyeceksiniz, aksine işiniz ve projeleriniz daha fazla zamanınızı alacak.

Eğer projenizin yarın bitmesi gerekiyorsa müşteriniz için bugünün kız arkadaşınızın doğum günü ya da evlilik yıldönümünüz olduğunun hiç mi hiç önemi olmayacaktır. Projenin yarın bitmesi isteniyorsa akşam için planladığınız romantik yemeği ertelemeniz ve gecenin bir yarısına kadar çalışmanız gerekecektir.

2. Artık öyle saatlerce çalışmak, mesaiye kalmak zorunda değilim

Düşünün. projenizin gecikmesinin suçunu üzerine atacağınız bir patronunuz var mı? Yok! Gecikmenin sebebi olarak göstereceğiniz bir iş arkadaşınız var mı? O da yok!

O zaman düşündüğünüzün aksine işleri zamanında yetiştirmek için çok daha fazla çalışmak zorunda kalacaksınız.

Kendimden örnek verirsem:
  • Güne sabah saat sekizde başlıyorum.
  • Öğlene kadar araştırma trend takibi ve blog yazımıyla geçiyor vaktim.
  • Öğleden sonra üzerinde çalıştığım projelere yoğunlaşıyorum.
  • Mesaimin bitimi geceyarısı biri ya da ikiyi buluyor.
sizce buna "daha az çalışmak" denebilir mi?

3. Müşterilerim ve projelerim olduğu sürece düzenli bir nakit akışım da olacak

Yanlış!

Müşterilerinizden para istemek için projenin bitimini beklemek zorundasınız (benim genel çalışma prensibim: proje bedelinin 1/3 'ü projeye başlamadan avans olarak; kalanı ise proje tesliminde ödenecek şekilde)

Özellikle uzun dönemli bir proje aldıysanız üzerinize birkaç ay (proje teslimine kadar) kasanıza para girişi olmayacak demektir. Yani birlikte çalışacak müşterileri bulsanız bile sizi en az birkaç ay idare edecek nakit rezervini de biryerlerde hazır tutmanız gerekli.

Şöyle basit bir hesap yapabilirsiniz:
  • Bir ay için "sadece yaşayabilmek" adına size ne kadar para gerekiyor hesaplayın (faturalar, ev kirası, ulaşım masrafları, yemek-içmek)
  • Bu değeri üçle çarpın.
  • Elinizde herhangi bir t zamanında en az bu kadar nakitin (ya da eşdeğer miktarda fon/bono vs şeklinde maddi varlığın) bulunduğundan emin olun.
Bu da bizi şu sonuca sürükler: Maaşınızın en az üç katını biriktirmeden, kendi işinizi başlatmayın.

4. Nasıl olsa kendi işimi yapıyorum; bana sıkıcı gelen işleri yapmam, sevdiğim şeylere odaklanabilirim

Tamamen olmasa da, yanlış! Belki girişimcilik denizine doğru bir zamanda atladınız ve başlangıçta birkaç eğlenceli projeniz olacak

Ancak;
  1. Tüm eğlenceli projelerin sıkıcı kısımları bulunur. Ve asıl para kazandıran bölümler genelde bu sıkıcı kısımlardır.
  2. Elinizdeki eğlenceli projeler tükenebilir. Niye mi:

    1. Eğlenceli projeler genelde yaratıcı projelerdir.
    2. Yaratıcı projelerin risk faktörü yüksektir.
    3. İnsanların çoğu riskten kaçınır.
    4. İnsanlar risk almak yerine az ama güvenli nakit akışını tercih ederler (madde 3'ün sonucu).
    5. Az ama düzenli nakit akışı veren projeler o kadar da eğlenceli değildir.(madde 1 ve 4)
    6. Yaratıcı projeler birden ortaya çıkmaz. Üzerinde ciddi bir emek ve zaman harcamak gerekir.
    7. İnsanlar yaratıcı projeler üzerinde düşünmeyi gereksiz zaman kaybı olarak görürler (madde 4 ve 6).
QED
(
latince: quod erat demonstrandum;
türkçe: gösterilmek istenen de buydu;
türkçe(bilimsel): ispatın sonu;
türkçe(argo): aha bu da kapak olsun!
).

...

Kısacası öyle ya da böyle elinizdeki eğlenceli projeler tükenecektir. Yani bir süre sevdiğiniz birşeyler yapacak, sonra uzun bir süre o kadar da sevmediğiniz işlerle uğraşacak, sonra tekrar sevdiğiniz bir işe başlayacaksınız... Ve bu böyle gidecek. Buna hazırlıklı olun.

...

Kendi kendinizin patronu olmak bir zihin durumudur (state-of-mind). Bu işe girişmeden önce nasıl bir insan olduğunuzu; bu işe uygun olup olmadığınızı çok iyi değerlendirmeniz gerekir.

Eğer güvenli ve rahat ortamlardan hoşlanan bir insansanız, girişimcilik pek de size göre değil demektir.

Eğer
  • Dışadönükseniz,
  • inatçı iseniz,
  • yeteneğiniz varsa,
  • kendinize güveniyorsanız,
  • kendinize iyi bir sosyal ağ örmüş iseniz
muhtemelen başarılı olacaksınız demektir.

Yine de başlangıç kararını almadan önce yukarıda sıralanmış yanlış anlaşılmaları aklınızda bulundurun.

Burada deniz çok dalgalı ve başlangıçta elinizde basit bir sandal var. Sandalınızı büyütüp, geliştirip koca bir tekneye dönüştürmek de sizin elinizde; dikkatli davranmayarak onu alabora etmek de sizin elinizde.

Umarım bazı yanlış anlaşılmaları aydınlatabilmişimdir.

Tekrar sorayım: Emin misiniz? Son kararınız mı?

... Yarın görüşmek üzere.

Etiketler: , , ,


 bu yazıyı sevdin mi?  hemen una ekle!
 



Geçmiş iletiler

RSS de ne ola ki? RSS

RSS register icon

Arşiv

Çeşitli

Sponsor

Önerdiğim Bağlantılar

Çnerdiğim Tarayıcı

Sponsor