Gün 50 - Pazarlık ve antlaşmalar (devamı)
Bundan önceki pazarlık ve antlaşmalara dair iletimde müşterinizle oturup ortak bir sonuca varıp her iki tarafın da kârlı çıkacağı bir antlaşma yapabilmenin önemini incelemiştik.
Bugün konuyu biraz daha genelleştirmek istiyorum, sadece iş konusunda değil her türlü toplantıda kârlı çıkmak için belirli noktalara daikkat etmek gerekli.
Unutmayın ki kazancınız sadece finansal olmayabilir:
Önceden hazırlanın
Her iki tarafın yararına bir sonuca ulaşmak için belki de yapmanız gereken en önemli şeydir hazırlık.
Karşı tarafın konuyu detaylandırmasını sağlayacak cevabı evet/hayır olmayan kesin yargı içermeyen sorular sorun.
Eğer parçalar yerine uymuyorsa, oturun durumu yeniden değerlendirin. Eğer işler yolunda gitmiyorsa ufukta alternatif çözümler yavaş yavaş belirmeye başlamıştır zaten. Eğer belirgin bir sıkışma / uyumsuzluk varsa alternatif çözümlerin üzerine gidin.
Dürüst olun
Geçen yazıda, fiyatı ilk ortaya atan siz olmayın demiştim. Bu sözüm hâlâ geçerli. Ancak ilk öneriyi verenin siz olmanızın stratejik avantajı büyüktür (satrançta buna "insiyatifi elinde tutmak" denir; ki gerçek hayatta da insiyatif, yani toplantının akışını belirleme gücü, genellikle ilk açılışı yapanın elindedir).
İlk öneriyi siz verin; ve bu öneride finansal rakamlara değinmemeye çalışın.
Verdiğiniz sözün arkasında durun
Benzer şekilde, işinize ve saygınlığınıza zarar verebilecek hiçbir söz vermeyin.
Bu kadar maddeyi aklınızda tutmaya üşeniyorsanız; kendinizden emin olun, hazırlıklı olun ve en önemlisi dürüst olun. Gerisi zaten gelir.
... Yarın görüşmek üzere.
bu yazıyı sevdin mi?
hemen
una ekle!
Bugün konuyu biraz daha genelleştirmek istiyorum, sadece iş konusunda değil her türlü toplantıda kârlı çıkmak için belirli noktalara daikkat etmek gerekli.
Unutmayın ki kazancınız sadece finansal olmayabilir:
- Düşüncenizi karşınızdakine ifade edebilmek;
- Toplantı yaptığınız kişilerle ortak bir karara varabilmek;
- Projenin verimliliğini arttırıcı yönde çözümler üretmek;
- Sadece toplantı yapmış için toplantı yapmış olmamak...
Önceden hazırlanın
Her iki tarafın yararına bir sonuca ulaşmak için belki de yapmanız gereken en önemli şeydir hazırlık.
- Karşılıklı neleri konuşacağınız hakkında bilginiz olsun.
- Karşı tarafın ne gibi amaçları olduğunu, sizden neler beklediğini tahmin etmeye çalışın.
- Kendinizin ne gibi amaçlarınız beklentileriniz olduğunu bilin. Bu beklentiler her iki taraf için esneklik sağlıyor mu, yoksa her iki tarafı da gitgide zora mı sokuyor?
- Hangi konularda ödün vermeyeceğinizi kesin olarak belirleyin.
Karşı tarafın konuyu detaylandırmasını sağlayacak cevabı evet/hayır olmayan kesin yargı içermeyen sorular sorun.
- Bu konu hakkında biraz daha ek bilgi verebilir misiniz?
- Bu fikre nerden vardınız, merak ettim. Biraz açar mısınız?
- Diyabetik Retinopati kavramının sizin için ne ifade ettiğini biraz daha netleştirebilir misiniz?
- Bir adım geri atın; iki kere düşünün. Duygusal tepkiler vermeyin.
- Kişiliğinize bir saldırı olduğunu düşünseniz bile tepkisel davranmayın, sakinliğinizi koruyarak karşı tarafa cevap verin (toplantı gerginliğinde bazı şeyler olduğundan daha yoğun yaşanabilir / yanlış anlaşılabilir, sakin olun; eğer gerçekten kişiliğinize bir saldırı varsa bile bu durumu çözmenin en son yeri toplantı masasıdır. Unutmayın siz bir profesyonelsiniz ve profesyonel davranmak zorundasınız).
Eğer parçalar yerine uymuyorsa, oturun durumu yeniden değerlendirin. Eğer işler yolunda gitmiyorsa ufukta alternatif çözümler yavaş yavaş belirmeye başlamıştır zaten. Eğer belirgin bir sıkışma / uyumsuzluk varsa alternatif çözümlerin üzerine gidin.
Dürüst olun
- Niye "evet", ya da niye "hayır" dediğinizi karşı tarafa net bir şekilde açıklayın (özellikle de niye "hayır" dediğinizi).
- Blöf yapmayın.
Geçen yazıda, fiyatı ilk ortaya atan siz olmayın demiştim. Bu sözüm hâlâ geçerli. Ancak ilk öneriyi verenin siz olmanızın stratejik avantajı büyüktür (satrançta buna "insiyatifi elinde tutmak" denir; ki gerçek hayatta da insiyatif, yani toplantının akışını belirleme gücü, genellikle ilk açılışı yapanın elindedir).
İlk öneriyi siz verin; ve bu öneride finansal rakamlara değinmemeye çalışın.
Verdiğiniz sözün arkasında durun
Benzer şekilde, işinize ve saygınlığınıza zarar verebilecek hiçbir söz vermeyin.
- Eğer bir antlaşmaya varır ve yarı yolda geri çekilirseniz saygınlığınızı ve güvenilirliğinizi kaybedersiniz.
- Konuşmaya, tartışmaya ve pazarlığa devam etmek; sizin (ya da şirketinizin) yararına olmayacak bir karara varmaktan çok daha iyidir.
Bu kadar maddeyi aklınızda tutmaya üşeniyorsanız; kendinizden emin olun, hazırlıklı olun ve en önemlisi dürüst olun. Gerisi zaten gelir.
... Yarın görüşmek üzere.
Etiketler: antlaşma, müşteriyönetimi, pazarlık
bu yazıyı sevdin mi?
hemen
una ekle!
- kalıcı link: Perşembe, Haziran 15, 2006
- bu iletiye 0 yorum yapılmış
- yorum eklemek istiyorum
- bu iletiye linkler


