.

Cuma, Ekim 06, 2006

Gün 78 - Yaratıcı Gerilim #

Hemen her konuda değişimin hızının ve belirsizliğin arttığı bir dönemde yaşıyoruz. Bu değişim yolculuğunda önemli olan karşılaştığınız fırtınalar değil; gemiyi limana getirip getiremediğinizdir.

Sadece belirlenmiş kuralları ve yönergeleri izlemekle fazla yol kat edemeyiz. Kendi kurallarımızı; kendi hedeflerimizi de ortaya koyabilmeliyiz (evet; bu paragrafı bir gün boyu kışlada bu tarz bir eylemde bulunduğum için araya sıkıştırıyorum; ama konu ile de bağlantılı :) ).

Başka bir deyişle önemli olan X işinin nasıl yapılacağı değil; X işini gerektiren etkenler bütününe karşı sizin nasıl davranacağınız; olası bir belirsizlik anında ne yapacağınızdır.

Sadece böyle bir yaklaşımla geleceğe ilişkin öngörülerimizi geleceğe yönelik hayallerimiz arasında gerçekçi ilişikler kurabiliriz.

Ne yaratmak İstiyorum; Ne olmak İstiyorum?

Öncelikle bu soruya cevap vermeliyiz. Yaratıcılığımız; hayal gücümüz; geleceğe ilişkin bakışımız ve projelerimiz geçmiş ve gelecek arasında kurduğumuz bu ilişkinin temelini oluşturacaktır.

O klasik kelimeyi kullanmak istemiyorum (ama kullanmazsam yazının devamı gelmeyecek). Kısacası; Vizyon sahibi olmalıyız.

A aaa Bizim Şirketin Girişinde Asılı Çerçevelenmiş Kocaman Anlamsız Yazıdan Bahsediyor Galiba!

Vizyon mu? O da ne?

Pazarlama Yönetimi kitaplarında vizyonun ne olduğuna dair onlarca tanım var zaten. Onun için bir kez daha tanımlamayacağım.

Onun yerine vizyon kavramının ne olmadığına; nelerle karıştırılmaması gerektiğine değinmek daha doğru olacak:
  • Vizyon, bir "tedavi yöntemi" değildir;

  • Vizyon, gelecek ile ilgili gaipten haberler veren bir davranış tarzı da değildir;

  • Vizyon boş hayaller; temelsiz açılımlar; varılması imkansız düş ve seraplardan öte bir kavramdır.

  • Vizyon bir problemin çözümü de değildir. Eğer öyle olsa, problem ortadan kalkınca vizyonun arkasındaki enerji de yok olacaktır.
Fakat ne yazık ki pek çok yerde vizyon yukarıdaki kalıpların içine yerleştirililiyor ve kavram olarak yanlış anlaşılıyor:

  • Vizyon, inandırıcı; çekici ve gerçekçi bir geleceği tanımlar.

  • Vizyon, geleceğin gerçekliğini yakalama ve bilinmeyeni kavrama konusunda mevcut durumun analizine bağlı olarak tasarlanan bir resimdir (Sharon Nelton "Leadership for the New Age Nation's Business)
İyi de; nedir şu "Yaratıcı Gerilim" meselesi?

Vizyona ulaşmak; değişmek ve kendimizi yenilemekten geçer.

Vizyon sizi eyleme yöneltir; risk almaya teşvik eder.

Bu yoldaki hedefinize ulaşmak amacıyla "şu anki durum" ile "ulaşılması istenen durum" arasındaki açığı gidermek için çabalarsınız. Bu; kontrolü tamamen sizin elinizde olan planlı bir değişim sürecidir.

"Gerçeklik" ile "ulaşmak istediğimiz nokta" arasındaki farkı gördüğümüzde; bu açığı kapatma isteği gösteririz. İşte bu istek bir gerilim yaratır. Ancak bu gerilim, kullanmayı bilirseniz , sizi yönlendiren ve motive eden olumlu bir enerji kaynağıdır.



İşte değişim ve gelişim sağlamak ve yeniliklere yönelmemizi sağlayan bu gizli güce (bilin bakalım...) "yaratıcı gerilim" diyoruz.

Bu noktada gerilimi azaltmak için iki farklı eylem yapılabilir:
  • Ya vizyonumuzu aşağı çekeriz;

  • ya da şu anki durumumuzu vizyonumuza
    yaklaştırmak için çaba gösteririz.
Bu eylemlerden tabii ki ikincisi tercih edilmelidir.



Vizyonunuza gönülden inanıyorsanız; ona ulaşmak için çaba göstermelisiniz. Vizyonunuza ulaşmak içinse durmaksızın yaratıcılık ve ustalığınızı arttırarak şu anki durum ile öngördüğünüz gelecek arasındaki gerilimi azaltmalısınız.

Yaratıcı gerilim sadece bugünkü mevcut durumdan elde edilemez. Çünkü sadece bugünü analiz edip, geçmiş<->bugün<->gelecek ilişkisini kuramayanlar vizyon sahibi olamazlar. Ve vizyon olmadan yaratıcı gerilim de söz konusu olmayacaktır.
Liderlik yaratıcı gerilimi yönetebilmekle başlar.
Değişimi yönetin; belirsizliklerden dolayı oluşan gerilimi öngörünüz ve sezgileriniz yardımı ile sizi motive eden bir güç kaynağına çevirin.

Gerisi zaten kendiliğinden gelecektir.

... Görüşmek üzere.

Etiketler: , ,


 bu yazıyı sevdin mi?  hemen una ekle!
 

Salı, Haziran 13, 2006

Gün 49 - Gerginlik #

Eğer kendi işinizi takip etmekle; kendi işinizi yürütmekle uğraşıyorsanız inanın gerginlik (stress) seviyeniz midenize bıçak saplanıyor hissini yaşatacak yoğunlukta olabilir.

Düşünce, bu gerginliğin nedenlerinin en başında "zaman" ve zamanın bir türlü hiçbir şeye yetmemesi geliyor.

Şunu fark ettim; kendi işimi başlatalı beri (tamam ilk birkaç hafta hariç) o kadar da gerginlik hissetmiyorum. Bu belki biraz kendi kendimi organize etmemle ilgili. Fakat organizasyondan daha da önemlisi, kendimi duygusal olarak motive etmemle (tabiri caizse kendi kendimi gaza getirmemle) ilgili bir şey.

İnanmayacaksınız ama çoğu zaman yaptığım işten büyük bir haz alıyorum. Belki de gerginliğe (strese yani) karşı bir bağışıklık sistemi geliştirdim: Mutlu olunca ve bir şekilde kendi içsel durumunuzu kontrol altında tutunca gerçekten strese karşı bağışıklık kazandığınızı fark ediyorsunuz.

Ne demişti uzun saçlı:

"gördüğün şey görmek istediğundur."

Belki de ben görmek istediğim şeyi, yaşamak istediğim hayatı yaşıyorum. Ve ondan dolayı gerginliğe karşı bağışıklığım var.

Ne düşünüyorsanız "O"sunuzdur

Çok değer verdiğim bir arkadaşım var (ortaokuldan beri arkadaşlığımız sürer). Ne zaman yanında olsam, hayatının ne kadar kötü olduğundan; ülkenin en iyi üniversitelerinden birinden mezun olduğu halde halen adam gibi iş bulamadığından (ki yurt dışında çalışıyor ve aylık kazancı da pek küçümsenecek gibi değil), neden adam gibi bir kız arkadaş bulamadığından... tepesindeki bulutlardan bahseder durur.

Sizce bu insan stresi yenebilir mi. Ya da farklı bir açıdan bakalım: Bu kişi için herşeyin günlük güneşlik olduğu bir dünya var mıdır?

İnsan zihni o kadar güçlü bir araçtır ki insan düşünce yapısını değiştirir değiştirmez bu düşünce yapısı yaşayışına, hareketlerine, ilişkilerine, hayata bakışına yansır.

Nereye varmak istediğimi anlıyor musunuz? Ne düşünüyorsanız o'sunuzdur.

Bazı arkadaşlarım "Keşke senin kadar 'gamsız' olabilseydim" derler.
Tabii ki gamsız değilim. Ben de, her insan gibi, üzülüyor, geriliyor, sinirleniyor, bazen küplere biniyorum. Önemli olan gamsız olmak değil, içinde bulunduğunuz duygusal durumu (emotional state) şekillendirebilmeniz.

Gerginliğin önüne mi geçmek istiyorsunuz? Kendinizle konuşun, kendinizi dinleyin, kendinizi tanıyın. Korkmayın, kimse size "deli" demez.

Zaman bir yanılsama mı?


Einstein'ın zamanın bir yanılsama olduğuna dair verdiği ünlü örneği hatırlamayanınız yoktur:

"Sevdiğiniz insanın yanında iki saat iki saniye gibi geçer. Sıcak bir soba borusunu tutuyorsanız iki saniye iki saat gibi gelir."

Eğer zaman gerçekten yanılsama ise varolan gelmiş geçmiş en güçlü yanılsamadır. Bu yanılsamayı lehinize kullanın.

Rahatlayın...


Bir şey rica edeceğim sizden. İki ayrı kağıt alın (boş, temiz, beyaz).

Birincisin ortasına "gerginlik" (stress) yazın, ve bu kelimenin etrafına "gerginlik" düşüncesinin çağrıştırdığı bütün kelime ve kavramları çember şeklinde ekleyin (kısacası bir zihin haritası yapın.

Daha gerginlik kağıdını ters çevirip masanın üzerine koyun. Diğer kağıdı elinize alın ve tam ortasına "gevşemek" yazın. Ve aynı işlemleri "gevşemek" kelimesi için de tekrarlayın.

...

Gergin bir ortamda, gerginliği yok etmenin tek ve etkin yolu nedir? Rahatlamak.
Eğer öyle olmasaydı "gerginlik" ve "rahatlamak, gevşemek" kavramları birbirine tamamen zıt kutuplarda çağrışımlar üretmenize neden olmazdı.

Hayatınıza ve duygularınıza yön verin. Yoksa zaten birbirine girmiş, hızlı, anlamsız, gerici ve sıkıcı hayat akışınız duygularınızı kontrol edecektir.

Yaşadığınız anın keyfine varın (carpé diem).

Gerçekten.

Eğer şu anda iseniz önümüzdeki hafta Cuma günü proje tesliminiz (deadline) aslında yok demektir. Eğer hep şu anda iseniz, yarın da, ertesi gün de, bundan on sene sonrası da en az bu an olduğu kadar anlamlı ve güzeldir.


Şimdi gidip anı yaşamakta acele eden (ve acıkan) ev ahalisi için alışveriş yapacağım :)
... Yarın görüşmek üzere.

Etiketler: ,


 bu yazıyı sevdin mi?  hemen una ekle!
 



Geçmiş iletiler

RSS de ne ola ki? RSS

RSS register icon

Arşiv

Çeşitli

Sponsor

Önerdiğim Bağlantılar

Çnerdiğim Tarayıcı

Sponsor