.

Çarşamba, Temmuz 05, 2006

Eğer tek kişi iseniz çekinmeden -ben- diyebilirsiniz #

Bugün portfolio sayfamı gözden geçirdim;
"ürünlerimizi", "hizmetlerimizi", "sarmal" olarak yaptıklarımızı anlatıyordum.

Sonra "dur bakayım" dedim. Henüz ben tek kişilik bir firma değil miyim? O zaman "biz" kelimesini bu denli yaygın kullanmak sayfamı ziyaret edenleri kandırmak / kafalarını karıştırmak anlamına gelmiyor mu?

Ve biz'den ben'e doğru bir geçiş yaptım:



Aşağısı yeni portfolio sayfamdan alıntıdır:

Tek şirket

s@rm@l şu an için web sektöründe yenilikçi çözümler üreten tek kişilik bir şirket. Şu an için web uygulamaları geliştiriyorum; ama ileride girişimcilik denizi beni nerelere götürür bilemem.

Tek insan

Dediğim gibi her şeyden önce dürüst olmakta yarar var: Size yalan söylemeyeceğim. Yani sizleri "biz" diyerek kandırmayacağım. Bu sayfalarda "biz" kelimesini göremeyeceksiniz. Çünkü "ben" şu an için tek kişilik bir şirketim. İlerleyecek ve değişecek nakit akışını sağlayana dek de tek kişilik bir şirket olmaya devam edeceğim.

İhtiyacınız olan ürün ya da hizmetin geliştirilmesinde başından sonuna kadar ben varım. İstek ve ihtiyaçlarınıza göre en uygun çözümü tasarlıyor, kodluyor ve geliştiriyorum.

Eğer bu süreçte yapmakta zorlanacağım bir parça olursa; çevremde istediğim kalitede çözüm alabileceğim birileri mutlaka vardır. Kısacası, yetişemediğim noktada iş ağıma dahil yetkin kişi ya da firmalardan yardım alırım. Benimle çalıştığınız sürece asla zararda olmazsınız.

Tek amaç

Belki biraz bilindik gelecek. Amacım bana verilen her konuda olabilecek en verimli ve etkin çözümü sunmak; müşterilerime rekabet avantajı sağlayacak kendilerine ve isteklerine özel çözümler üretmek.

Pazarlama terminolojisini bir kenarı bırakırsam; parmaklarımı kullanarak web ortamında olabilecek en etkin çözümü sunduğumu söyleyebilirim.

Ürettiğim çözümlerde, her türlü yeniliğe bütünsel bir bakış açısı ile yaklaştığımı; böylece birbirini tamamlayan çok başarılı projeleri hayata geçirebildiğimi de söyleyebilirim.

...

Eğer samimi iseniz; "ben" demekte bence hiç bir sakınca yok.

Etiketler: , ,


 bu yazıyı sevdin mi?  hemen una ekle!
 

Cuma, Mart 24, 2006

Gün 2 - Dışarı çık, kapıyı kilitle, anahtarı denize at... #

Buraya kadar bu blogu sabırla takip edenler, bu kadar istekli ve heyacanlı isem kesin istifa etmiş, bu yeni dünyaya balıklama dalmışımdır diye düşünüyor olabilirler.

Maalesef hayır. Henüz bu konudan yöneticime bahsetmedim. Nedeni ise basit: son bir haftada onlarca bağlantı kurmama rağmen henüz hiçbir bağlantım bir projeye dönüşmedi.

Aslında tersi de olmadı. Yani kimse "biz sana X gün sonra döneriz ok?" diyerekten başından savmaya da çalışmadı.

Özetle, olumlu yönde ilerleyen ancak henüz net bir sonuca eremediğim bir buket görüşme var elimde.

O nedenle

  1. Bu belirsizlik ortamı yüzünden ileri adım atmakta zorlanıyorum.
  2. Halen kendime "acaba bu yaptığım şey doğru mu" diye soruyorum.
  3. Atılacağım bu yeni dünyada, şu anda olduğumdan daha mutlu olup olmayacağımı tartıyorum. Ne demişler:

    eğer bir işi gerçekten severek yapıyorsanız, iş yapmıyorsunuz demektir.

    Şüphesiz benim bu macerada severek yapacağım tonla gizem var. Keşfetmeyi, riski, misterleri severim.

    Ama yazık ki sonumun hedehödö maymunlarının doğal ortamında izleyip kafasına hindistan cevizi yedikten sonra baygın düşüp hastaneye kaldırılan cocostar muhabirininkine dönmesinden korkuyorum :)

    Hatta korkuyorum az kalır, tırsıyorum :)
Bunlardan hiçbiri değilse bile, şu anda çalışmakta olduğum firmaya karşı son görev ve sorumluluklarım var: elimde kalan işleri bitirmek, bildiğim önemli şeyleri, üzerinde çalışmış olduğum görevlere dair bilgileri başkalarına öğretmek ve delege etmek gibi.

Bir an durup düşünüp, beni yolumdan geri dönmeye cezbeden yukardaki faktörlerin varlığını farkedince şu kararı aldım: Eğer başarmak istiyorsam, önümdeki doğrudan ya da dolaylı tüm engelleri kaldırmalıyım.

Ve ben de küçük çaplı bir e-mail marketing kampanyası başlattım:

Uzak ya da yakın, az tanıdığım ya da çok tanıdığım herkese ayrı ayrı, böylesi bir olaya giriştiğimi e-posta yoluyla söyledim. İşimden çok sıkıldığımı, artık ölsem de geri dönmeyeceğimi, yepyeni bir hayata başladığımı anlattım ve bana şans dilemelerini söyledim.
Böylelikle, şu an geri adım atarsam, attığım bu adımın en azından yüzlerce kişinin önünde bu geri adımı atmam anlamına gelmesini sağladım.
Yani şirkete geri dönmemi sağlayacak birinci kapıyı kapattım, kitledim ve anahtarını denize attım.

Bu yaptığım işlemi burada açıkça ifade ederek, (site istatistiklerinden gözlediğim kadarıyla) bu blogun varolan şu anki takipçilerine karşı da durumumu deklere etmiş oldum. Yani bir kapıyı daha caart diye kapattım, kitledim ve anahtarını denize attım.

Yarın departman müdürümle görüşerek bu ayın sonunda işten ayrılacağımı ve bu konuda kesin kararlı olduğumu net bir şekilde ifade edeceğim (üçüncü ve son kapıyı da kapatacağım yani)

Böylece

  1. Oluşturduğum pseudo-problemin, kendi içerisinde bir fırsat (opportunity) doğurmasını sağlayacağım. Biraz açarsam, kaçış yollarımı kapatarak kendimi gerekirse kızılcık sopası yardımı ile doğru olduğuna inandığım yola itmiş olacağım.
  2. En azından özgürlüğümü kazanacağım. Daha güzel birşey olabilir mi!? Beyaz yakalı/kravatlı bir 9-5 kölesi olmayacağım. Gerekirse gece ikiye üçe kadar çalışacak, ama sadece kendim için çalışacak, kendi zamanımın efendisi olacağım.
  3. Yepyeni bir başlangıç yapmış olacağım. Durumdan üzülmem, endişelenmem ya da paniklememe gerek kalmayacak, çünkü olayların çoğu zaten benim kontrolümde gerçekleşecek.
  4. Zor bir durum, yani bir "yeldeğirmeni" ile karşılaştığım zaman kendime tekrar her problemin içinde gizli bir avantaj yattığnı hatırlatacak, paniğe kapılmak yerine sakin olup bu avantajı keşfetmeye çalışacağım.
  5. Beni olumsuz yönde motive eden herkesi (en azından şu birkaç hafta) hayatımdan uzak tutacağım.
  6. Bu işin öyle atla deve olmadığını, yapılabileceğini telkin edeceğim kendi kendime.
    Dürüst olmak gerekirse, ortalıkta kalitesi düşük, baştan savma işlerle tonla para kazanan onlarca kişi varken ben neden başarılı olmayayım ki?!
  7. Her sabah, hedefimin başarmak olduğunu hayal ederek uyanacak; her akşam yatarken, hedeflerime sonuna kadar eriştiğim zaman nasıl bir ortam ve ruh halinde olacağımı düşüneceğim.

Sonuçta, yaşamak istediğim hayatı yaşıyor, sevdiğim şeyleri yapıyor olacağım.
Daha da güzeli, sevdiğim işi yaparak hayatımı kazanıyor olacağım.
Bundan daha güzel ne olabilir ki!

Yarın görüşmek üzere;

Etiketler: , , ,


 bu yazıyı sevdin mi?  hemen una ekle!
 



Geçmiş iletiler

RSS de ne ola ki? RSS

RSS register icon

Arşiv

Çeşitli

Sponsor

Önerdiğim Bağlantılar

Çnerdiğim Tarayıcı

Sponsor