.

Cuma, Mart 31, 2006

Gün 10 - Zamanlama önemlidir #

Bazen en büyük rakiplerinizden biri, pazarın kendisi olabilir. Daha doğrusu pazarın sunduğunuz ürün ya da hizmetten haberdar olmaması.

Şu anki durumumu ele alalım:

Full-time işimi bırakmak üzereyim. Ve web ortamında hizmet sunma kararı aldım.
Web ortamında dinamik, etkileşimli, ileriye yönelik (forward-compatible), yenilikçi ve güvenilir çözümler üretiyorum. Ve eğer birşey hayal edilebiliyorsa yapılamaması için hiçbir neden olmadığı inancındayım

(< - -parantez aç



Lisans döneminde çok iyi flash bilen bir arkadaşım vardı. Onca sene önce söylediklerini aynen aktarıyorum:



"Tanrı var mı yok mu bilmiyorum, ama flash ile bir tane yapabilirim."


Bir insan kendine, yaptığı işin kalitesine olan güvenini daha net nasıl ifade edebilir ki!

hamush, eğer bu yazılanları okuyorsan sana sevgi ve selamlarımı iletirim :)


parantezi kapat - - >)

Nerede kalmıştım, web üzerinde servis veriyorum. Ve sunduğum hizmet de (geçmiş tecrübe ve birikimlerime dayanarak) oldukça kaliteli.

Peki bunu şu an kim biliyor?
- Birebir görüşüp iş bağlantısı kurduğum bir grup insan.
- Kişisel çevrem, arkadaşlarım.
- Bir de an itibariyle, bu blogun 30-40 tane takipçisi (hiç duyurmamama rağmen bu sayıya ulaşmam ileride bu sayının artacağına işaret gibi görünüyor)

... hepsi bu kadar.

Bu blogdan kimsenin haberi var mı?
Hiç bir yerde buraya link vermediğime göre bu blogdan da en fazla yüz-yüz elli kişinin haberi var şu an.

Mutlaka, elimde onca imkan varken (
sitelerimin google pagerank'leri belirli bir seviyenin üzerinde iken, siteme ayda gelen tekil ziyaretçi sayısı hiç de küçümsenmeyecek bir sayı iken,
üye olduğum forum ve tartışma gruplarında nazım geçiyorken)
deli miyim de bu ortamları kendimi pazarlamak için kullanmıyorum diye düşünebilirsiniz.

Tabii ki bu mecraları kullanacağım. Ancak bu konuda doğru zamanlama yapmanın önemli olduğuna inanıyorum.

Bir eylemi tam zamanında gerçekleştirirseniz ondan verim alabilirsiniz.
Eğer yapacağınız eylemi olması gerekenden önce, ya da olması gerekenden sonra yaparsanız çabalarınız beklediğiniz faydayı sağlamaz.

Öncelikle hazırlıklarımı tamamlamalı, sonra reklamımı yapmalıyım.
Yani önce ürün ve hizmetlerimi tanıtıcı sayfalarımı hazırlamalı, fiyat politikamı belirlemeli, istenildiğinde anında sunulmak üzere detaylı teklif ve tanıtım dokümanları hazırlamalıyım ki
yaptığım reklam ve tanıtımı destekleyebileyim.

İlk etki her zaman önemlidir.

Web ortamında durum çok daha acımasız ne yazık ki. Bir internet kullanıcısının herhangi bir sayfayla ortalama ilgilenme süresi sekiz saniye civarındadır. Yani siz ilk sekiz saniyede kullanıcıya vermeniz gereken mesajı veremeyip, onda gereken güveni oluşturamadıysanız, kullanıcı bir daha sayfanıza dönüp bakmaz.

O ilk anda kişiyi kaliteniz konusunda ikna edemezseniz, kaybetmişsiniz demektir.

Yarın görüşmek üzere;
Hoşçakalın.

Etiketler: , ,


 bu yazıyı sevdin mi?  hemen una ekle!
 

Perşembe, Mart 30, 2006

Gün 9 - Gelişmek ve Değişmek #

Çoğu insan değişime korkarak yaklaşır. Aslında bu korkularında bir miktar haklı olabilirler. Çünkü değişim, belirsizlik getirir. Belirsizlik ise başarısızlıkla sonuçlanabilir. Ama günümüzde değişmek değil; değişmemek, değişememek kötü sonuçlara ve başarısızlığa neden oluyor.

Bugün; kendi işini geliştirmek isteyen bir insanın sahip olması gereken özellikler üzerinde düşünmek istedim. Burada yazdığım özelliklerin hepsine sahip olduğumu iddia etmiyorum. Ancak, aşağıda yazdığım özelliklere sahip olursam, varmak istediğim noktaya çok daha hızlı ulaşacağımı biliyorum. Bu nedenle, bu özellikleri geliştirecek, kuvvetlendirecek doğrultuda kendimi geliştirmek için elimden geleni yapıyorum.

1. Kendinize güvenin.

Herşeyden önce bu geliyor. Başaracağınıza önce kendiniz inanmalısınız. İlerde öyle zamanlar gelecek ki kendinizden şüphe edeceksiniz.

Size söylenen eleştirilere kulak verin. Eleştiriler sizin en değerli varlığınızdır. Çünkü eleştiriler sizin kendinizi geliştirmenize yönelik bir araçtır. Size ya da yaptığınız işe yönelik eleştirileri dikkatle dinleyin ve ümitsizliğe kapılmadan bu eleştiriler doğrultusunda kendinizi ve işinizi yeniden değerlendirin.

Zayıf yönlerinizin farkında olun. Benzer şekilde güçlü yönlerinizin de farkında olun. Ve her zamana güçlü yönlerinizi öne çıkarın. Böylelikle ileride zayıf yönlerinizi güçlendirecek kararlılık ve cesarete de sahip olacaksınız.

Altınla kaplı bir yolda ilerlediğinizi düşünmeyin. Önünüzde tabii ki sizi tökezletecek tuğlalar, bariyerler, engeller olacak. Önemli olan bu engel ve olumsuzlukları size sunulan birer fırsat olarak değerlendirmeniz.

2. Risk Alın

Bu da çok basit görünebilir. Herkes "e tabi, risk almazsan ilerleyemezsin, olduğun yerde kalırsın" diyecektir.

Ama bunu pratiğe dökebilmek için bir önceki maddedeki kendine güven ve cesarete ihtiyacınız var.

Aslında freelance çalışmaya başlamak da kendi içinde başlı başına bir risktir. full-time işinizi bırakır bırakmaz her gün 2-3 saatlik freelance iş bulacağınız ve o günü kurtaracağınız kısa vadede gerçekleştirilmesi çok zor bir ihtimal. Freelance projelerinizden gelir elde etmeye başlamanız için çok güçlü bir ilişkiler ağı oluşturmalısınız. Bu da öyle ilk birkaç ayda olacak bir iş değil.

O nedenle full-time işlerini bırakıp kendi işini kurmak isteyen birileri varsa
  1. Elinizde kendilerini en az üç ya da dört ay idare edebilecek bir nakit rezervi bulunmalı,
  2. Çok güçlü bir iş ilişkileri ağınız olmalı,
  3. Ve hepsinden önemlisi sürekli zayıf yönleriniz (özellikle iş takibi, zaman planlaması ve iş yönetimi) hakkında kendinizi geliştirmelisiniz.
Yoksa kısa zamanda 9-6 sıkıcı işinize dönmeniz kaçınılmaz olur.

Freelance işe başlayanların çekindiği bir risk de büyük projeler almamak olabiliyor. Mesela 10 sayfalık statik bir web sitesi tasarımı ile 30.000$ 'lık kontrat bazlı bir iş birbirinden tamamen farklıdır. Daha büyük bir iş ve daha büyük bir risk alıp kendinizi geliştirmeye, büyümeye hazır mısınız?

Eğer işler beklediğiniz gibi giderse öyle bir noktaya gelebilirsiniz ki, işler yetişmeyebilir. O durumda kendinize kaliteli insanlardan bir ekip kurup, işinizi büyütme riskine girebilecek misiniz? Yoksa yine üç beş sayfalık web sitelerinin tasarımıyla günü kurtarmaya mı bakacaksınız?

3. Sizinle beraber çalışanları yönetebilmelisiniz.

Dediğim gibi er ya da geç ya projeniz genişleyecek, ya da yeteneklerinizi tamamlayan birileri ile (mesela backoffice uygulaması geliştiriyorsanız arayüz tasarımı için bir grafikerle; iş yükünüzün fazlalığından dolayı projenin bir kısmını tamamlayamıyorsanız projenin o kısmını yapacak başka bir developer ile) çalışmak zorunda kalacaksınız.

Çalıştığınız kimseye "ben elektronik ticaret için X bankasıyla entegre edebileceğim bir alışveriş sepeti istiyorum" dediğinizde karşınızdaki bunu şıp diye anlayıp veritabanı şemasından arayüz tasarımına, arka plan kodlamasından performans optimizasyonuna kadar herşeyi ince ince düşünüp işi zamanında bitireceğini düşünüyorsanız, bir daha düşünün :)

Çalıştığınız kişinin yaptığı işte çok iyi olması, ya da sizin en iyi arkadaşınız olması onu rahatlıkla yönetebileceğiniz, kafanızdan geçenleri ona birebir aktarabileceğiniz anlamına gelmez.
Anlatabilmiş olsanız bile bu kişinin sizin söylediklerinizi kelimesi kelimesine takip edeceğinden emin olamazsınız.

Gerek iş takibi, iş analizi, gerekse zaman planlaması bakımından çalıştığınız kimseleri yönetebilmeniz gerekli: İşi doğru anlayıp anlamadığını, yapması gerekenleri sizin beklediğiniz şekilde devam ettirip ettirmediğini anlamak için belirli kilometre taşları (milestone) koyup, bu hedeflere varınca beraber bir durum değerlendirmesi yapmanız yararlı olabilir.

İnsanları yönetmek, kolay değil ve zamanla kazanılabilecek bir yetenek. Ancak bu yetenek kendi işini yapan birisinin olmazsa olmazlarından.

4. Müşterilerinizi yönetebilmelisiniz.


Müşterilerinizin beklentilerini projenin başında size detaylı bir şekilde anlatacaklarını, herşey tamamen netleştikten sonra işe başlayacağınızı düşünüyorsanız; yine bir daha düşünün.

Hiçbir müşteri uzmanlık alanınız konusunda sizin kadar detay bilemez. Zaten bilmesi de beklenemez. Müşterinin söylediklerinden, ne istediğini anlayabilmeli önceki deneyimlerinize ve endüstride yapılan uygulamalara dair gözlemlerinize dayanarak müşterinizi yönlendirmeli, onu
aslında ne istediği konusunda eğitebilmeli, ikna edebilmelisiniz.

Müşteri her zaman haklı değildir. Siz bir uzmansınız. Ve uzmanlığınızın gereği olarak yenilikçi ve güvenilir çözümler üretmelisiniz. Uzmanlık söyleneni mod-a-mod yapmak değil, söylenenleri yorumlayıp müşterinizin beklentilerini aşan bir çözüm ortaya sunmaktır.

Müşterinizi yönetmek tamamen karşılıklı bir ilişki sürecidir. Müşterinizi yeşil bir dolar çuvalı olarak değil, beraber iş yapacağınız bir partner olarak görün. Eğer müşterinizin işlerini geliştirir, hayatını kolaylaştırırsanız ileride daha farklı işler için birlikte çalışmaya devam edersiniz.

Aksi takdirde çalışacak insan bulmakta zorlanabilirsiniz.

5. Kendinizi pazarlayabilmelisiniz.

Bunu iki aşamada ele alacağım:

Öncelikle internet üzerinde varlığınızı güçlendirmelisiniz. İnternet sitenizin arama motorlarındaki sıralaması, tanınırlığı, bilinirliği ne kadar artarsa değeriniz de o kadar artar. Bunu başarmak için ise ortaya faydalı birşeyler koymalısınız. Kimse sadece servis ve hizmetlerinizi listelediğiniz bir giriş sayfasını düzenli olarak ziyaret etmek istemez.
Ortaya yararlı bir şeyler koymalı, insanların faydalanabileceği eserler sunmalısınız ki internet üzerinde değeriniz artsın.
Bildiğiniz, uzman olduğunuz konularda makale yazmaya ne dersiniz mesela?
Ya da uzmanlık alanınızla ilgili tartışma gruplarında faydalı yorumlarda bulunmaya?

Günümüzde internet artık öyle bir ortam ki paylaşımda bulumnadıkça var olmanıza olanak yok.
Artık kimse "cicili bicili" web sitelerine önem vermiyor o kadar. Kısacası değer katmalısınız ki değerlenesiniz.

Konunun diğer ucu ise kişisel pazarlamadan geçiyor. Ürünlerinizi ve hizmetlerinizi hangi fiyattan sunduğunuzu; eğer rakiplerinizden fiyat farkınız varsa bunun nedenini ifade edebilmelisiniz.

Kişisel pazarlama, rekabet avantajı sağlamak için kendinizi olmanız gerekenin daha altında bir fiyat diliminde göstermeniz değildir.

Bence kişisel pazarlama: "Yaptığınız işleri ve bu işleri neden şu anki fiyatınızdan yaptığınızı karşınızdakine sağlam temellerle anlatarak etkileyici bir sunum yapabilmek"tir.
Bu da tabii ki zamanla kazanılacak ve geliştirilebilecek bir özellik. Ancak olmazsa olmazlardan biri.

6. Kendinizi geliştirmelisiniz.

Özellikle bilişim alanında çalışıyorsanız, teknolojinin ne kadar hızlı geliştiğinin farkındasınızdır. Bu hızlı gelişimi takip etmeli, bu gelişime ve değişime ayak uydurmalısınız.

Eğer kullanmaya başlamadıysanız bir RSS okuyucusu kullanmaya başlamanızı öneririm. Bu konuda sharpreader oldukça iyi ve ücretsiz bir prugram. RSS takip ederek en azından dünyadaki gelişmelerden geri kalmamış olursunuz.

Gününüzün belirli bir kısmını kendinizi geliştirmek için kullanın. Hatta kısa vadede finansal getirisi olmasa bile kendinizi geliştireceğinize inandığınız bir projeye başlayın. Kısacası kendi kendinizin müşterisi olun.

...Bugünlük bu kadar.
Umarım, yararlı olabilmişimdir.

Etiketler: , , ,


 bu yazıyı sevdin mi?  hemen una ekle!
 

Salı, Mart 28, 2006

Gün 8 - Neler sunuyorum? #

Tamam, bir gazla kendi şirketimi kurma işine girişitim.

Şu ana kadar da herşey oldukça iyi gitti. Bağlantılar kurdum, network'ümü genişlettim. Hatta önümüzdeki bir ayı geçirmemi sağlayacak bir proje var üzerinde çalıştığım. Önümüzdeki birkaç gün kuracağım bağlantılardan da yeni bir iki proje alabilirim gibi görünüyor.

Nasıl diyor ingilizler "so far so good". Yani şimdilik herşey yolunda.

Yanlız, bu işe o kadar hızlı girdim ki, henüz ürünlerimi ve hizmetlerimi tam olarak tanıtamadım. Hangi ürün ve hizmetleri sunduğumu bilmem yetmez. Bunu iş ilişkisi kuracağım kimselerin de bilmesi gerekir. Bunu da yapmanın yolu, ürün ve hizmetlerimi anlatan bir portfolyo sayfası yapmaktan geçer.

Ben de hemen kolları sıvadım ve bir portfolyo sayfası tasarlamaya koyuldum.

Tasarıma başlarken;
  1. Sayfa, sade ama uyumlu olmalı,
  2. Sayfanın sarmal.com'un bir parçası olduğu belli olmalı ama kendi içinde ayrı bir yapıda olmalı
  3. Sayfa, okunabilir olmalı, kolay takip edilmeli, verilmek istenilen mesaj net bir şekilde iletilmeli.
gibi pek çok faktörü de aklımda tutarak şöyle bir başlangıç şablonu oluşturdum.



Turuncu ve iki farklı mavi tonu ile, split-complementary bir renk şeması kullanmayı tercih ettim. Soldaki turuncu alana navigasyonu yerleştireceğim, ortadaki açık mavi alanda servislerim tanıtılacak. Turuncu kısmı özellikle biraz daha yüksek kontrastta tuttum: Sayfayı görüntüleyen kişinin ilk başta dikkatinin navigasyona, daha sonra logoya (koyu mavi alan) ve en son okunacak metne yönelmesini amaçladım.

Tabii ki şu an tasarım tamamlanmadı, daha üzerinde epey bir çalışılması gerekli.

Unutmayın ki tasarım adımsal bir süreçtir (design is an incremental process). "Hah şimdi oldu!" diyebilmek için bir tasarımın üzerinden onlarca, belki yüzlerce kez geçmeniz gerekir.

... Neyse konuyu dağıtmayım. Portfolyo sayfası için ana şablonu hazırladıktan sonra "ufak ufak" sayfanın için doldurayım dedim. Ancak fark ettim ki, kendim bile ne yapacağımı tam detaylandırmamışım.

Ne yaptığımı bilmiyorsam, başkalarına nasıl anlatabilirdim ki!?

Ben de açtım freemind'ımı ve sarmal hakkında aklıma ne geliyorsa çizittirdim.
Sonuç buna benzedi:

sarmal.com beyin fırtınası

Bu haritayı hazırlarken ister istemez ürün ve hizmetlerim hakkında düşündüm:

  1. Gerek şirket, gerekse birey olarak neler yaptığımı;
  2. sunduğum hizmetleri;
  3. geleceğe yönelik proje ve çıkarımlarımı
epey bir detaylandırdım.

Artık ileriye yönelik projeksiyonlarımı ve şirketimi, hedeflerimi; bu hedeflere ulaşmak için izlemem gereken yolu çok daha iyi biliyorum.

Yani artık portfolyo sayfamın için doldurmak için hazırım!

Ara sıra, kağıt kalemle dahi olsa, böyle beyin fırtınaları yapmak farkında olmadığınız pek çok şeyi görmeniz açısından oldukça yararlı olabiliyor.

Şimdilik bu kadar.

Yarın görüşmek üzere;
hoşçakalın!

Etiketler: ,


 bu yazıyı sevdin mi?  hemen una ekle!
 

Gün 6 - İşinizi Geliştirin #

İş geliştirmek, oturduğunuz yerden çalışmaya benzemez. Sunduğunuz ürün ya da hizmetleri insanlara başarılı bir şekilde pazarlayabilmelisiniz.

"ne iş olsa yaparım" ("... will code for food") yaklaşımını bırakıp "ürün ve hizmetlerimle size değer katarım. Ürünlerim önemli bir ihtiyacınızı gidermenize yardımcı olur. İşin daha önemlisi, belki siz bu ihtiyacınızın varlığından bile haberdar değilsiniz" şeklinde bir iş felsefesi benimsemeniz gerekli.

Kimse diğerlerinin aynısı (me too) bir ürünü almak için pek fazla istek duymaz. Benzerlerinizden farklı olmalı, alternatiflerinizin yakalamadığı bir açığı yakalamalı ve bu açığı doldurmalısınız.

Bunları yapabilmek için ise en temel malzemeniz yaratıcılığınızdır.

yaratıcılık hiçbir zaman gökten zembille inmez. Aksine yaratıcılık daima ürün ve hizmetlerinize odaklanan sorular sorduğunuz uzun bir süreçtir. Eğer bir işi başarmak istiyorsanız, o işin kıyısından köşesinden tutmayı bırakıp, tamamiyle işinizle iç içe olmanız gerekli.

Tabii bunun için de öncelikle sunduğunuz ürün ve hizmeti net bir şekilde tanımlamalısınız.

  1. Ürün ya da hizmetinizi diğerlerinden farklı kılan beş özellik nedir mesela?
  2. Niye birisi sizin hizmetinizden yararlansın da, başka bir X firmasının hizmetini tercih etmesin?
  3. Sizde olup da başkalarında olmayan en önemli rekabet avantajınız nedir (unique competitive advantage, unique selling proposition)?

Bu sorulara net bir şekilde cevap verebiliyorsanız işiniz kolay. Eğer bunları cevaplamakta duraksıyorsanız, biraz durun ve bu sorular üzerinde yeterince zaman harcayın derim ben.

İş planı, ürün tanıtımı, teklif ve anlaşma metinlerini hazırlamaya ellerinizi sıvamadan önce bu üç sorunun cevabını net bir şekilde bilmeniz gerekli!

Bir diğer önemli faktör ise (özellikle bilişim/internet gibi hizmet sektörleri için) müşterilerinizle ömür boyu sürecek bir ilişki geliştirmeniz:

Biraz açalım: Diyelim ki yukarıdaki sıraladığım maddelerle ilgili yüzlerce kitap yaladınız yuttunuz. Bu yaratıcılık denen mefhumu öğrendiğiniz görüşündesiniz. Hatta öyle yaratıcısınız ki, insanların nelerden hoşlandığını, ürününüzün nerelerini beğendiğini buldunuz.

Öyle ki, sanki elinizde sihirli bir değnek var ve ürününüzü kime olsa pazarlıyorsunuz (yaz gününde mayonun yanında vizon kürk satmak gibi). Kimse hayır diyemiyor.

Unutmayın insanlar bir ürün veya hizmeti neden tercih ettiklerini söylemek konusunda büyük direnç gösterirler. Niye, çünkü eğer bunu bir kez yakalarsınız, insanların bu zayıf yanına arka arkaya odaklanarak önünde sonunda size karşı koyamayacak, ürün ve hizmetinizi satın alacak konuma getirirsiniz.

Bir an için kendinizi müşterinizin yerine koyun, zayıf olmak ister misiniz? Tabii ki hayır.

O nedenle satış odaklı düşünmeyi bırakın.

Ben,

"ne istesem satın alabilecek bir milyon müşteri bulabilirim"

felsefesini değil,

"uzun vadeli, ömür boyu ilişki kurabileceğim; benimle, ben onları kandırdığım; ihtiyaçları olmadığı halde bir ürün ya da hizmet sattığım için değil, gerçekten sunduğum hizmete ihtiyaç duydukları için benimle iş ilişkisi kuran yüz tane odaklanmış müşteri (targeted customers) bulabilirim"

felsefesini tercih ederim.

Neden, çünkü eğer yaz gününde kürk satarsanız sizin büyülü değneğiniz yardımıyla mayosunun yanına kürk satın alan kimse (belki yüzde yetmiş indirim yaptınız kim bilir), akşam evine dönüp de büyünün etkisi üzerinden geçince kendini tam anlamıyla salak gibi hissedecek ve değil sizle bir daha alışveriş yapmak, bir daha yakınınızdan geçmek istemeyecektir.

Yani ürününüzü/hizmetinizi sattınız ama ömür boyu sürecek güçlü bir iş ilişkisini kaybettiniz.

Böyle yüz tane iş yapıp da iş yapacak yüzbirinci kişiyi bulamamaktansa, on tane adam gibi iş ilişkisi kurup, müşterilerimle sürekli iletişim içinde olmayı, onların sorunlarına alternatif çözümler üretmeyi, onlara değer katmayı tercih ederim.

Şimdilik bu kadar, yarın görüşmek üzere...

Etiketler: , , ,


 bu yazıyı sevdin mi?  hemen una ekle!
 

Pazartesi, Mart 27, 2006

Gün 5 - Teşekkürler... Büyüyorum sizinle. #

Siz değerli dostlarımın desteği olmasaydı, böyle bir işe girişmeye ya cesaret edemez, ya da yarı yoldan dönerdim.

Ne demiş Yoda


Do, or do not. There's no 'try'.


Yani birşeyi ya yaparsın, ya da yapmazsın. 'denemek' diye birşey yoktur.

Bugünkü blog yazımı tamamen sizlerden gelen yorumlara ayırma kararı aldım.

Özel e-postama gelen yorumlardan bir kısmını burada paylaşacağım. Hepinizden ayrı ayrı izin alamadığım için de yorumları isim belirtmeksizin ekliyorum aşağıya.
Tekrar bana destek olan herkese ayrı ayrı teşekkür ederim.

... vee yorumlar:

Volkan'cım gerçekten ayrılmana çok üzülüyorum bir yandan ama İnşallah herşey dilediğin gibi olur. Bu içindeki coşkunun hiç bir zaman kaybolmaması için uğraş. Sen çok daha büyük ve güzel şeyler başarabilirsin inan buna bütün kalbimle inanıyorum... Bana bak sakın beni unutma gidince...



Hayırlı olsun. (gerçi tam anlamış değilim, benimkisi bir olsa olsa çıkarımı. ama olsun. her hal ve durumda hayırlıda hayır vardır).


Selamlar Volkan,
Well done for having the courage to quit a steady paycheck for
something much more fun but much more risky :) Hope it all works out
for you.


Ben EE'95 mezunuyum. Yazdıkların çok güzel gerçekten, belki de herkes yazar bu tip yazıları ama önemli olan uygulama. Sanırım girişimciliğin çok başlarındasın, sana başarılar diliyorum.


Gerçi pek çoğumuz ben de dahil sizin sorduğunuz soruları kendimize sorduğumuzda doğru dürüst cevap veremeyeceğiz. Ancak bazen şartlardan bazen de cesaretsizlikten alınmayan kararlardan birini almışsınız, kutlarım.


Freelance çalışarakta düzenli almakta olduğun maaşı çok kısa zamanda geçeceğine inanıyorum, her tarakta bezin var. Bence çok daha verimli yaratıcı ve tatminkar bir çalışma ortamı yaratırsın kendine.


Yarın yeni bir konuda görüşmek üzere;
Hoşçakalın!

Etiketler: ,


 bu yazıyı sevdin mi?  hemen una ekle!
 

Cumartesi, Mart 25, 2006

Gün 4 - Üretkenlik #

Tek bir proje üzerinde çalışıyorsanız "üretkenlik" ve "zaman yönetimi" o kadar da sorun değildir. Ancak eğer bir şirketiniz varsa, şirketinizin dönmesi için tek proje yetmez; çoğu zaman birkaç proje gerekir.

Kendi fizibilite incelememe göre "içgüveysinden hallice" yaşayabilmem ayda en az iki ya da üç proje almama bağlı.

Kişinin böyle bir durumda uğraştığı projeleri birbirine katıp eline yüzüne bulaştımaması için işi, verim ve üretkenliğini arttıracak araçlar edinmesi gerekir.

Herkesin kendine göre kişisel verimini arttırdığına inandığı yöntemleri ve araçları vardır. Ben de üretkenliğimi arttıracak (sizin de işinize yarayabilecek) kullanmakta olduğum birkaç aracı sizlerle paylaşmak istiyorum:


  1. Slick run (http://www.bayden.com/SlickRun/) Eğer komut satırı ile oynamayı seviyorsanız gerçekten hayatı hızlandırıcı bir program. Tamamen ücretsiz. Özellikle slickjot penceresini kullanarak ara sıra aklınza gelen notları (windows+J tuşlarına basarak) aklınızdan uçmadan hemen jot'umuza kaydedebiliyorsunuz.
  2. Freemind (http://freemind.sourceforge.net/wiki/index.php/Main_Page) Eğer düşünceleriniz dallanıp budaklanıyorsa, bu dalları takip etmek istiyor, kaybetmek istemiyorsanız; beyin fırtınası yapacaksanız (brain storming); freemind harika bir zihin haritalama (mind mapping) programı. Tabii ki ücretsiz ;)
  3. Kendime orta boy bir kartvizitlik aldım. Elimin altındaki, bağlantıda olduğum kimselerin kart vizitleri doldurdum. Bu gidişle epey bir kart vizitim olacak zaten.
  4. Yanımda ufak bir not defteri taşım alışkanlığım vardı (ne zaman ilham perisinin sizi ziyaret edeceğini bilemiyorsunuz) Artık onun yerine bir Nokia 7710 taşıyorum :)) alıştıktan sonra, çok kullanışlı bir cihaz.
  5. Son olarak bir not tutma notasyonu geliştirdim (http://www.todoque.com/ : basit şeyler gerçekten de zaman kazandırabiliyor)
  6. Ve, yorulduğum zaman tekrar odaklanabilmek ve stresimi atmak için bir oyuncak: (http://www.geomagsa.com/)

Aklıma gelmişken bir tüyo daha: İşle ilgili hiçbir yazışmaya -eğer ölüm kalım meselesi değilse- hafta sonu ve kendinize ayırdığınız çalışma saatleri dışında cevap vermeyin. Eğer müşterinize cumartesi gecenin ikisinde sorduğu soruya ilişkin bir cevap yazıyorsanız, müşteriniz sizin o saatlerde de çalıştığınızı varsayacak ve ilerideki beklentileri bu yönde olacaktır. Hele ki müşteriniz yurt dışında ise, zaman dilimi farkı nedeniyle sizin ne zaman çalışıp ne zaman çalışma saati dışında olduğunuzun farkına vaması olukça güç olacaktır.

Özetlersek: kendinize çalışma saatleri belirleyin ve bu saatler dışında işle ilgili hiçbir şekilde yazışma yapmayın. Eğer bir e-posta cumartesi gecesi yazılıyorsa, bu e-posta normal şartlar altında pazartesi sabahını da rahatlıkla bekleyebilir.

Bu günlük bu kadar :) Yarın ürün ve hizmetlerimi tanıtıcı şeyler hazırlayarak geçecek (powerpoint presentasyonlar, pazarlama dokümanları, web sayfaları vs.)

Şimdi gidip madde 6 üzerinde çalışmalarıma devam edeceğim :))

yarın görüşmek üzere;
Tatlılıklar.

Etiketler:


 bu yazıyı sevdin mi?  hemen una ekle!
 

Gün 3 - Dinlenmek de Önemli #

Henüz resmen işimden ayrılmadım, bir yandan devir teslim işleriyle uğraşıp diğer taraftan iş takibi, kart basımı, marka tescili vs. peşinden koşturmak insanı yoruyor ve sinirlerini gerebiliyor.

Bu koşuşturmacada verdiğim kısa aralarda dinlenebilmek için kendime birkaç taktik geliştirdim:

  1. Oturduğum sandalyede (ya da çok yorgunsan yatağa uzanıp) gözlerimi kapatıyorum.
  2. Derin nefes alıp vermeye çalışıyorum ve bu arada zihnimi serbest bırakıp nerelere giderse onu düşünüyorum (yorgun olunca o kadar karışıyor ki düşünceler, siz bile anlayamıyorsunuz akışını -- dolu bir pili deşarj etmek gibi)
  3. Bu işlemi gün içinde boş bulunduğum zamanlarda 5-10 dakika süreyle tekrarlıyorum.

Basit şeyler gibi. Ama pratiğe dökünce, gerçekten de odaklanmanızı sağlamak ve verimliliğinizi arttırmak konusunda oldukça yararlı oluyor.

full-time işimi tamamen bırakınca da (yöneticimle yaptğım konuşmamıza göre en geç Nisan ortası) bu dinlenme ve gevşeme takvimime günde yarım saat yürüyüş de ekleyeceğim.

Bazılarına bu işler "boş ve gereksiz işler" olarak görünebilir, ancak işinizde başarılı olmak, performansınızı arttırmak için (full-time, freelance farketmez) kesinlikle gerekli şeyler bunlar.

Bu dinlenme tekniklerini alışlanlık haline getirdikten sonra yapılacak bir diğer önemli şey ise ara sıra (haftada bir belki) detaylı olarak kendinizi dinlemeniz olmalı:

Ben bu işi şöyle yapmayı düşünüyorum: Evime yakın sakin, kendimi izole edebileceğim bir park var. (ev değil de parkı seçip ortam değiştirmek istememin nedeni, beni şu anki durumumla ilişkilendiren şeylerden -- bilgisayarım, telefonum, gelen iş teklifleri vs -- uzaklaşıp kendime tamamen dışarıdan bakabilmek için)

... Ne diyordum, parka gidip, severek yaptığım şeylerin bir listesini çıkartacağım:

  1. ilgi alanlarım
  2. hobilerim
  3. arzu ve isteklerim

Böyle birşeyi detaylandırmak en azından bir iki saatimi alacağı için bunu her gün yapılan bir ritüel haline getirip monotonlaştırmak, verimini azaltmak istemiyorum.

Listeye biraz daha eklenti

  1. İdeal iş ve kariyer beklentim ne?
  2. Geçmişte neleri zevkle yaptım?
  3. Hatta abartıp biraz, çocukken neleri yapmaktan hoşlanırdım?
  4. ... aklıma ne gelirse ekleyeceğim bir liste yani.

Liste tamamlandıktan sonra üzerinden bir kez daha geçeceğim. Bu "severek yaptığım" işlerden hangilerinden finansal kazanç elde edebilirim? Daha önce de söylemiştim: insan sevdiği işi yapıyorsa, iş yapmıyor demektir.

Yani önemli olan sevdiğiniz işle ilgili bir niş (niche) keşfetmek ve o nişi doldurup sevdiğiniz işin kralı olmaktır. Sevdiğiniz işi yapıyorsanız er ya da o işten kazançlı çıkarsınız.

... unutturmayın, ileride bu niş kavramını biraz açayım.

şimdilik bu kadar. Bir sonraki gün görüşmek üzere.

Etiketler: ,


 bu yazıyı sevdin mi?  hemen una ekle!
 

Cuma, Mart 24, 2006

Gün 2 - Dışarı çık, kapıyı kilitle, anahtarı denize at... #

Buraya kadar bu blogu sabırla takip edenler, bu kadar istekli ve heyacanlı isem kesin istifa etmiş, bu yeni dünyaya balıklama dalmışımdır diye düşünüyor olabilirler.

Maalesef hayır. Henüz bu konudan yöneticime bahsetmedim. Nedeni ise basit: son bir haftada onlarca bağlantı kurmama rağmen henüz hiçbir bağlantım bir projeye dönüşmedi.

Aslında tersi de olmadı. Yani kimse "biz sana X gün sonra döneriz ok?" diyerekten başından savmaya da çalışmadı.

Özetle, olumlu yönde ilerleyen ancak henüz net bir sonuca eremediğim bir buket görüşme var elimde.

O nedenle

  1. Bu belirsizlik ortamı yüzünden ileri adım atmakta zorlanıyorum.
  2. Halen kendime "acaba bu yaptığım şey doğru mu" diye soruyorum.
  3. Atılacağım bu yeni dünyada, şu anda olduğumdan daha mutlu olup olmayacağımı tartıyorum. Ne demişler:

    eğer bir işi gerçekten severek yapıyorsanız, iş yapmıyorsunuz demektir.

    Şüphesiz benim bu macerada severek yapacağım tonla gizem var. Keşfetmeyi, riski, misterleri severim.

    Ama yazık ki sonumun hedehödö maymunlarının doğal ortamında izleyip kafasına hindistan cevizi yedikten sonra baygın düşüp hastaneye kaldırılan cocostar muhabirininkine dönmesinden korkuyorum :)

    Hatta korkuyorum az kalır, tırsıyorum :)
Bunlardan hiçbiri değilse bile, şu anda çalışmakta olduğum firmaya karşı son görev ve sorumluluklarım var: elimde kalan işleri bitirmek, bildiğim önemli şeyleri, üzerinde çalışmış olduğum görevlere dair bilgileri başkalarına öğretmek ve delege etmek gibi.

Bir an durup düşünüp, beni yolumdan geri dönmeye cezbeden yukardaki faktörlerin varlığını farkedince şu kararı aldım: Eğer başarmak istiyorsam, önümdeki doğrudan ya da dolaylı tüm engelleri kaldırmalıyım.

Ve ben de küçük çaplı bir e-mail marketing kampanyası başlattım:

Uzak ya da yakın, az tanıdığım ya da çok tanıdığım herkese ayrı ayrı, böylesi bir olaya giriştiğimi e-posta yoluyla söyledim. İşimden çok sıkıldığımı, artık ölsem de geri dönmeyeceğimi, yepyeni bir hayata başladığımı anlattım ve bana şans dilemelerini söyledim.
Böylelikle, şu an geri adım atarsam, attığım bu adımın en azından yüzlerce kişinin önünde bu geri adımı atmam anlamına gelmesini sağladım.
Yani şirkete geri dönmemi sağlayacak birinci kapıyı kapattım, kitledim ve anahtarını denize attım.

Bu yaptığım işlemi burada açıkça ifade ederek, (site istatistiklerinden gözlediğim kadarıyla) bu blogun varolan şu anki takipçilerine karşı da durumumu deklere etmiş oldum. Yani bir kapıyı daha caart diye kapattım, kitledim ve anahtarını denize attım.

Yarın departman müdürümle görüşerek bu ayın sonunda işten ayrılacağımı ve bu konuda kesin kararlı olduğumu net bir şekilde ifade edeceğim (üçüncü ve son kapıyı da kapatacağım yani)

Böylece

  1. Oluşturduğum pseudo-problemin, kendi içerisinde bir fırsat (opportunity) doğurmasını sağlayacağım. Biraz açarsam, kaçış yollarımı kapatarak kendimi gerekirse kızılcık sopası yardımı ile doğru olduğuna inandığım yola itmiş olacağım.
  2. En azından özgürlüğümü kazanacağım. Daha güzel birşey olabilir mi!? Beyaz yakalı/kravatlı bir 9-5 kölesi olmayacağım. Gerekirse gece ikiye üçe kadar çalışacak, ama sadece kendim için çalışacak, kendi zamanımın efendisi olacağım.
  3. Yepyeni bir başlangıç yapmış olacağım. Durumdan üzülmem, endişelenmem ya da paniklememe gerek kalmayacak, çünkü olayların çoğu zaten benim kontrolümde gerçekleşecek.
  4. Zor bir durum, yani bir "yeldeğirmeni" ile karşılaştığım zaman kendime tekrar her problemin içinde gizli bir avantaj yattığnı hatırlatacak, paniğe kapılmak yerine sakin olup bu avantajı keşfetmeye çalışacağım.
  5. Beni olumsuz yönde motive eden herkesi (en azından şu birkaç hafta) hayatımdan uzak tutacağım.
  6. Bu işin öyle atla deve olmadığını, yapılabileceğini telkin edeceğim kendi kendime.
    Dürüst olmak gerekirse, ortalıkta kalitesi düşük, baştan savma işlerle tonla para kazanan onlarca kişi varken ben neden başarılı olmayayım ki?!
  7. Her sabah, hedefimin başarmak olduğunu hayal ederek uyanacak; her akşam yatarken, hedeflerime sonuna kadar eriştiğim zaman nasıl bir ortam ve ruh halinde olacağımı düşüneceğim.

Sonuçta, yaşamak istediğim hayatı yaşıyor, sevdiğim şeyleri yapıyor olacağım.
Daha da güzeli, sevdiğim işi yaparak hayatımı kazanıyor olacağım.
Bundan daha güzel ne olabilir ki!

Yarın görüşmek üzere;

Etiketler: , , ,


 bu yazıyı sevdin mi?  hemen una ekle!
 

Perşembe, Mart 23, 2006

Gün 1 - kimlik arayışı #

Tek başınıza, freelance, çalışıyorsanız işinizi devam ettirmek için mutlaka ağ kurmaya (networking) ihtiyacınız olacak.

Emin olun ki, ne kadar iyi olursanız olun kimse internetten sizin sitenizi bulup, "kafamda şöyle bir iş var, şartları görüşelim" mi diye ayağınıza gelmez.
Tabii ki istisnalar kaideyi bozmaz: Eğer -atıyorum- google.com / blogger vs. gibi bir siteye iş yapmışsanız, yani eğer dünya çapında fark edilebilecek referanslarınız varsa ancak o zaman iş ayağınıza gelir.

Yazılım geliştirmeyle uğraşanlar genelde kendi işlerini yapıp çevreden uzak (hatta belki asosyal bile denebilir) olmayı tercih ederler. Bu, onların konstantrasyonu için gereklidir de aslında. Çünkü her an kafalarını arka planda kurcalayan bambaşka bir teknik sorunla uğraşırlar.

Eğer kendi işinizi kurma yolundaysanız, unutacaksınız bunları. Sosyal olmalısınız; sosyal olmak zorundasınız. Kısacası işinizi tanıtmalı, bağlantılar kurmalı, çevrenizi genişletmelisiniz.

Yanlış anlaşılmasın "sosyallik" derken partiden partiye gidin, ortamlardan ortamlara akın demiyorum. Size iş anlamında değer katacağına inandığınız kimselerle daimi bağlantı içerisinde olmalısınız.

Bu bağlantı, bir noktaya kadar business networking siteleri ve diğer paylaşım ortamları üzerinden sanal olarak sağlanabilir. Ancak er ya da geç, birileriyle yüz yüze görüşmeniz gerekecektir. Ve bu görüşmede de olmazsa olmazlardan biri kart alışverişidir.

E, kart alışverişi yapabilmek için alıp vereceğim, kurumsal kimliğimi ifade eden bir karta ihtiyacım vardı. Ben de gecenin bir yarısına kadar, üşenmedim bu kartın tasarımını tamamladım.

Son hali şöööyle oldu :



Dikkat ederseniz, sarmal ismini kullanıyorum.

Nedeni basit:

Stratejik Pazarlama açısından incelersek:

sarmal.com şu an pagerank'i 4 ve üzerinde olan dört beş adet blogumdan gelen cross-linkler ile beslenen, yanısıra gerek yurt içi gerekse yurt dışı pek çok siteden external link alan bir yer.
Anahtar kelime olarak "sarmal" diye arayınca guugılda birinci sırada listeleniyor.

Yani, şu ana kadar sarmal zaten markalaşma çizgisinde epey bir yol katetmiş.

Ve de sarmal şu anki görsel tasarımı ile de gerek kişisel, gerekse kurumsal kimliğimi ifade etmekte birebir yeterli: dinamik, canlı, hareketli, şaşırtıcı.
En azından benim görsel olarak yansıtmaya çalıştığım bunlar :)

E, Bu durumda kendi hizmetlerimi de sarmala entegre etmemden daha doğal bir çözüm olamazdı.

...

Neyse tasarımım hazır,
Yarın akşam gidip bir matbaada bastıracağım.

Görüşmek üzere;

Etiketler:


 bu yazıyı sevdin mi?  hemen una ekle!
 

Salı, Mart 21, 2006

yeni bir başlangıç #

Bu blog'u ingilizce açmayı düşünüyordum, ancak sonra farkettim ki konuyla ilgili zaten yeterince ingilizce yazılmış çizilmiş şey var:

Daha sonra, üye olduğum gruplarda paylaşmayı düşündüm (örneğin cember.net )

Fakat düşüncelerimi ve deneyimlerimi kapalı değil, daha geniş bir kitleyle paylaşmanın çok daha yararlı olacağı sonucuna vardım.

Yaktım Gemilerimi...

Hani bir düşünce vardır, için için kafanızın bir yerlerinde döner durur "ben ne için, kimin için çalışıyorum, ... amacım ne. Acaba emeğimin ne kadarı kendim, ne kadarı başkaları için"

Düşünün kafanızda gerçekten faydalı olabilecek, henüz benzerleri üretilmemiş, ya da üretilmişse bile olması gerektiğine inandığınız kalitede üretilmemiş, bir dizi fikriniz var. Bu fikirleri hayata geçirmek mi daha heyecan verici olur, yoksa X sistemine geçen gün alel acele yaptığınız bir yamanın bugün bambaşka bir yeri patlattığını fark ederek güne başlamanız mı?

Ya da ne kadar dil dökerseniz dökün şu anki ofisinizde, bilmemkaç yıldır üzerinde çalışılagelen enterprise-level projenin açıklarını bir bir gözler önüne sermenize rağmen sözlerinizin boş bir tenekeye vurulan sopanın yaptığı yankıdan daha fazla etki yapmadığını fark etmeniz mi?

Ya da bilgi, birikim ve yeteneklerinizin şu an yapmakta olduğunuz full-time işteki iş tanımı, görev ve sorumlulukların yakınında bile olmaması mı?

Düşünün, sizin yerinize sokaktan herhangi bir kişiyi de alıp oturtsalar projenin gidişatında önemli bir değişiklik olmayacaksa (neden mi böyle düşünüyorum? bana aciiil ve önemliiii diye gelen işleri diğer acil işlerden dolayı bazen birkaç ay gecikmeli teslim etmeme rağmen kimsenin gıkı çıkmıyorsa, ben birşey yapsam da yapmasam da kümülatif sonuca fazla bir etkim olmadığı ortaya çıkar) , sizi oturduğunuz koltuğa bağlayan şey nedir?

... diye düşünmeye başladığınız an, zaten uzun ve kabul etseniz de etmeseniz de çoğunlukla tek başınıza olacağınız bir maceraya başlamışsınız demektir.

Eminim pek çok kişinin kafasında zaman zaman bunlara benzer sorular canlanıyordur.
Bense bu soruları bir aşama ileriye atıp, eyleme geçme kararı aldım.

Kendi açımdan bakıyorum: Böyle bir şeyi denemeseydim hep beni takip eden bir "acaba" sorusu ile yaşamak zorunda kalacaktım.

Arpacı kumrusu gibi düşünüp vakit kaybetmektense, ideallerinizin peşinde koşmayı tercih etmek daha doğru değil mi?

Peki neler gerekli?

Böyle bir karar almak her babayiğidin harcı değil. Siz oturun sabah dokuz akşam altı, oturduğunuz yerden düzenli (ve oldukça iyi) maaş aldığınız tam zamanlı işinizi bırakın, kendinizi bilinmez gizli bir dünyaya atın.

Biraz gözükaralık, biraz isyan, biraz kendine güven, biraz da delilik gerektiriyor. E boşuna Don Kişotun blogu demiyoruz buraya :)

Böyle bir başlangıç için (en azından bana) gereken malzemelere gelelim:

  • İşinizi çok iyi bildiğinizden ve bunu her platformda sunabileceğinizden emin olmalısınız:
    Sonuçta artık birilerine düzenli maaşlı çalışmıyorsunuz, üç ayda bir oturup performansınız değerlendirilmiyor. Artık her gün, her saat performansınız değerlendiriliyor. Hem de en acımasız heyet tarafından: Müşterileriniz.

    Müşterilerinizi memnun ettiğiniz oranda, performansınız yerindedir ve piyasada tutunabilirsiniz. Aksi durumda, er ya da geç, eski 8-6 sıkıcı işinize geri dönmeniz (yani kendinize bir iş aramanız) gerekecektir.

  • Hesabınızı iyi bilin
    Artık kişisel harcamalarınız dahil her şey oluşturmakta olduğunuz firmada birer masraf kalemi olacaktır.
    Yeni işinizden kazandığınız gelir ile kişisel harcamalar için kullandığınız parayı çok iyi ayırmalısınız.
    Bunun için
    • İş harcamaları ve iş gelirleri için ayrı bir banka hesabı açın.
    • Birebir çalışmasanız bile bir muhasebeci ile yakın diyalog içinde olun:
      İşlerin ne zaman büyüyeceği ve gelir gider, vergi / defter vs meselesinin ne zaman başınızı ağrıtmaya başlayacağı hiç belli olmaz.
    • Bir de el altında tanıdık avukat bulundurmanız hiç fena olmaz: Emin olun herkes sizin kadar iyi niyetli değildir.

  • Ne kadara çalışacağınızı iyi belirleyin
    Saatlik mi çalışacaksınız, proje başına mı ücret talep edeceksiniz ayrımını bir yana bırakırsak; önünde sonunda proje bazlı dahi olsa birileri sizden saatlik ücret isteyecektir.

    Saati ne kadardan çalıştığımı şöyle belirledim:

    • Çalıştığım sektörde yurt içi minimum saat başına ücret ne?
    • Çalıştığım sektörde yurt dışı minium saat başına ücretlendirme ne?
    • Bunların maksimum değerleri ne?
    • Benim bilgi ve deneyimim bu skalada nereye düşüyor?

    Aslında belki de en zor kararlardan biri, çünkü eğer sektör ortalamasının altında ücret talep ederseniz, sizinle çalışacaklar yaptığınız işin kalitesine güven sorunu yaşayabilirler. Tam tersi olursa sizinle çalışacak birilerini bulmak konusunda zorlanabilirsiniz. Dengeyi tutturmak zor iş.

    Tabii ki, saat başı ücret hesabı yaparken tüm maliyetlerinizi hesaba katmalısınız: Elektrik, internet, yazılım, zaman, iş geliştirme, araştırma-geliştirme... Unutmayın artık size düzenli maaş ödeyen birileri yok. Bu nedenle şu anki aylık kazancınızın iki katı bile belki anca sıfıra sıfır işinizi döndürmeye yetecektir.

  • Gizli Zamanı gözardı etmeyin
    Sözleşmeler, anlaşmalar, telefon konuşmaları, ziyaretler, yazışmalar, fax... Bunları eskiden üst kattaki iyi giyimli adamlar yaptığı için siz sadece en iyi yaptığınız şeye, yani işinize, odaklanabiliyordunuz.
    Artık bu günler geride kaldı :) Bunların hepsini kendiniz yapmalısınız ve dolayısıyla zaman planlamasına çok önem vermelisiniz.

    Zaman planlaması konusunda şu an kullandığım üç naçizane site:
  • İş yönetimi ve servislerinizi konumlandırma
    Daha önce demiş miydim, artık kendi kendinizin patronusunuz. Yani kendi işlerinizi pazarlamak da size düşüyor. Şimdiden SWOT ve PEST analizlerinizi yapmaya, hangi hizmetleri verdiğinizi belirlemeye, bunula ilgili tanıtım sunuları, teklifler, sözleşmeler hazırlamaya (ve bu konuda yukarıdaki avukat arkadaşınıza da danışmayı unutmamaya) başlasanız iyi edersiniz.
  • Kendi Sağlığınız
    Eğer sağlığınızda bir sorun olursa, çalışamazsınız; işleriniz aksar, üzerinizdeki zaman stresi artar, bu da sağlığınızı etkiler...
    Bu kısır döngüden kurtulmak için kendinize dikkat etmelisiniz: Öyle mevye sebze yemekle olmaz. Düzenli olarak one-a-day tarzı bir vitamin kullanma alışkanlığı kazanmanızı tavsiye ederim.
  • Yasal Konular
    Unutmayın, artık tek kişilik bir şirket olma yolundasınız. Hizmet sağlıyorsunuz. Bu sağladığınız hizmet
    • Kanunlara uygun olmalı,
    • Bu hizmetten elde ettiğiniz geliri beyan etmeli ve verginizi ödemelisiniz.

    Bunların hepsini yapmak yerine kendi işinizi yapmak sizin için, emin olun ki, fiyat yönünden daha efektif olacaktır. O nedenle avukat ve muhasebeci arkadaşlarınızı unutmamanızı tekrar burda hatırlatayım.
    Gerekirse takas şeklinde bir ticarete bile girebilirsiniz: Örneğin web uygulaması geliştiriyorsunuz diyelim, muhasebecinize bir web sitesi yaparsınız; o da size belirli bir dönem ücret talep etmeden hizmet verir.
  • Kişisel Zaman
    Bu aslında hepsinden önemli. Kendinize ayırdığınız zamanı, "üff çok dalga geçtim, para kaybediyorum" diye düşünmeniz belki de yapacağınız en büyük stratejik hata.
    Kendinize ayırmanız gerektiğine inandığınız ve ayırmadığını her saat sizin ruh ve beden sağlığınızı ve dolayısıyla çalışma veriminizi olumsuz etkileyecektir. Bu da işlerin zamanında yetişmemesine neden olacak. Oluşan zaman stresinden dolayı sinirleriniz gerilecek, bu durum sağlığızı etkileyecek, konsantrasyonunuz bozulacak, veriminiz düşecek, bu durum üzerinizdeki zaman stresini daha da arttıracak... daha gider bu.

    Bilmem anlatabildim mi :)

Şimdilik bu kadar,
Halen çalıştığım full-time işimde kalan parçaları toplamaya devam edeyim.

Umarım birilerine yararlı olabilmiştir.
İleride burada daha fazla paylaşımda bulunabilmek dileğimle.

Etiketler:


 bu yazıyı sevdin mi?  hemen una ekle!
 



Geçmiş iletiler

RSS de ne ola ki? RSS

RSS register icon

Arşiv

Çeşitli

Sponsor

Önerdiğim Bağlantılar

Çnerdiğim Tarayıcı

Sponsor