Gün 82 - Neden CEO'lar blog yazmaktan korkar?

Tüm internet bir sahne ise, CEO'lar neden bu sahneyi kullanmaktan çekiniyorlar?
CEO'lar (üst düzey yöneticiler) risk faktörü yüksek eylemlerden kaçınırlar.
Örneğin;
- dağcılık
- paraşütle atlama
- motorsiklet yarışçılığı
- ... ve "blog yazarlığı"
Daha blog'un ne demek olduğunu bilmeyen yöneticiler varsa; onları en kısa zamanda blog kavramı ile tanışmaya davet ediyorum.
Bazı yöneticilerin "kendi blogumu yazmaya zamanım yok" der gibi olduklarını duyuyorum. Eğer bu iletiyi okumaya zaman bulabiliyorsanız, kendinize ait bir blog oluşturmaya da rahatlıkla zaman ayırabilirsiniz. Zamanın ne kadar göreli olduğunu en iyi sizlerin bilmesi gerekir.Çalışanları ile, potansiyel müşterileri ile, yatırımcılar ile sürekli iletişim halinde olmak bir CEO'nun (bence) en önemli görevlerindendir. Ve bloglar sanıldığından çok daha güçlü bir iletişim ortamı sunarlar.
...
Aslında CEO'lara blog yazma çekingenlikleri konusunda hak vermek gerek:
Okuyucuları tarafından saygınlık kazanmış bir blogun iletişim gücü o kadar yoğundur ki; bu bazen istenmeyen sonuçlara yol açabilir. İletilmek istenen mesaj hitab edilen kitle tarafından farklı yorumlanabilir. İşte yöneticileri de asıl ürküten budur: Yanlış anlaşılmak; kendilerinin ve temsil ettikleri firmanın ününe zarar gelebilme ihtimali.
Evet, şirketin en tepesindeki bir ismin tüm içtenliğiyle görüşlerini dünyanın geri kalanına açması; istemli olarak gardını düşürmesi bir risk gibi görünebilir. Fakat bu riski kabul ederek insiyatifi ele geçirmek; riski yönetebilenlerin kazanacağı ödüle değer.
Zaten "yöneticilik riski akıllıca yönetebilme becerisi" değil de nedir?
Blog sahibi olmak firmama ne kazandıracak?
Her geçen gün daha fazla firma blog dünyasına katılıyor. Bir CEO ya da bir firma bir blog başlatarak ne kazanabilir?
İnternet sürekli evrimleşiyor. Benzer şekilde blog platformları da evrimleşiyor. Eskiden blog denilince akla kişisel web günlükleri gelirdi. Günümüzde ise bloglar sanattan tarihe, sinemadan teknolojiye pek çok konuya odaklanmış yoğunlaşmış içerik siteleri olma yönünde evrimlerine devam ediyorlar.
İş yönetimi / İş hayatı / Şirket blogları da evrimleşen bu blog hiyeraşisisinin bir parçası. İş bloglarının, yapıları gereği, diğer bloglara göre bulundukları sektöre çok daha fazla odaklanması beklenir.
Peki... Ama... Yani... Şey... Neden Blog?
Bir iş blogu başlatmak gerek büyük, gerekse küçük ve orta ölçekli firmalar için yararlı bir seçim olabilir.
Çoğu firmanın (aslında kanun gereği tüm Türk firmalarının) internet üzerinde öyle ya da böyle bir profilleri/siteleri bulunuyor. Bu sitelere yoğun ve sürekli bir ziyaretçi trafiği sağlamaksa; sadece reklamla elde edilemez.
Öte yandan, bir blog başlatıp, alanınızdaki yetkinliğinizi dünyanın geri kalanına ispatlayarak firmanızın sitesine milyonların erişmesini sağlayabilirsiniz.
Eğer bir CEO iseniz firmanız için bir blog başlatmaktan daha mantıklı bir karar olamaz çünkü:
- Çalıştığınız sektörü en iyi siz bilebilirsiniz:
Bir firma yönetiyorsanız, ne yaptığınızın en iyi siz farkındasınızdır. İş sektörünüzü çok iyi biliyorsunuzdur. Hatta alanınızda bir "guru" bile olabilirsiniz. Peki neden bilgi ve deneyiminizi dünyanın geri kalanıyla paylaşarak müşterilerinizin size olan güvenini tazelemiyorsunuz? - Daha fazla kişiye erişme imkânı bulabilirsiniz:
Web sayfanızda "son gelişmeler / sıcak haberler / sektör haberleri / basında XYZ.com / çalışanlarımızdan / vizyonumuz / misyonumuz"... gibi bölümler halihazırda bulunabilir. Fakat bu bölümleri -- inanın bana -- çalışanlarınız, müşterileriniz ve potansiyel müşterileriniz dahil olmak üzere hiç kimse okumuyor.
Tüm bunların yerine bir blog başlatarak yeni bir okuyucu (ve dolayısıyla potansiyel müşteri) kitlesi oluşturmanız çok daha kolay. - Çalışanlarınızla etkileşim fırsatınız olur:
Blogunuzu okuyan çalışanlarınız sizi ve vizyonunuzu daha yakından tanıyacak. Şirket vizyonunuz duvarda asılı bir tabela olmaktan öteye geçecektir. - Geniş bir kapsama alanınız olur:
Blogunuzu sadece varolan müşterileriniz ya da potansiyel müşterileriniz için değil; dünyanın geri kalanı için tasarlanmış bir iletişim aracı olarak düşünün.
Örneğin blog yazılarınızda, üreteceğiniz yeni ürün için ufak ufak ipuçları verebilir; insanların (ve eğer blogunuz etkin bir blog ise basın ve yayın organlarının) ilgisini çekebilirsiniz (ing: create a buzz).
Kısacası tek kuruş harcamadan reklam ve pazarlamanızı yapıyorsunuz. Daha ne isteyebilirsiniz ki? - Müşteri ilişkilerine farklı bir bakış getirebilirsiniz:
Yeni bir müşteri edindiğinizde bu müşteriyi elde tutmak için elinizden geleni yaparsınız. Yeri geldiğinde müşterinizle kişisel bir bağ kurmaya çalışırsınız.
Blogunuz varolan ve gelecekteki müşterilerinizle iletişim içerisinde bulunmak için biçilmiş kaftandır. Müşterilerinizin blog konularınıza katılmasını sağlayabilir; ürün gamınızda neleri beğendiklerini / hangi ürünlerinizi beğenmediklerini -- onlar için neyin iyi, neyin kötü olduğunu öğrenebilirsiniz. - İnsan kaynaklarına erişiminiz kolaylaşır:
Eğer blogunuz sektördeki ağır toplardan biri olmayı başarırsa, her gün birbirinden kaliteli insanın size iş başvurusu yaptığını fark edeceksiniz. İnsanın doğasında olan şey bu. İnsan hep "en iyisi" ile birlikte olmak ister. - Arama motorları bloglara ve blogculara bayılır:
Google taze ve kaliteli içeriğe önem verir. Bu içeriği daha sık tarar ve daha ön planda tutar. Bloglar da sürekli taze ve kaliteli içerik sunarlar. Aradaki ilişkiyi kurmak için fizik profesörü olmaya gerek yok ;)
Bloglarımda yeni bir ileti yazmamla bu iletinin google tarafından endekslenmesi arasında geçen zaman bazen birkaç saat gibi kısa bir süre bile olabiliyor. Öte yandan şirket sitenizin ana sayfasında yaptığınız bir değişikliğin google (ya da diğer arama motorları) tarafından farkedilmesi günler / haftalar / hatta aylar alabilir.
cember.net blog network blog'unu takip ederek başlayabilirsiniz.
Önümüzdeki 10-15 günlük sürede, cember.net blog network blogunda, yeni başlayanların blog yazarlığı konusunda dikkat etmesi gereken önemli konulardan bahsedeceğim.
.... Görüşmek üzere.
Labels: blogyazarlığı, kişiselpazarlama, kişiseltanıtım, pazarlama
bu yazıyı sevdin mi?
hemen
una ekle!
- kalıcı link: Cuma, Kasım 03, 2006



0 Yorum
Post a Comment
Bu iletiye linkler:
Create a Link
<< Ana Sayfa