Gün 81 - Başarı, Balık Tutmak Gibidir
Ürettiklerinize, yorgunluklarınıza, sevinçlerinize; kısaca hayatımıza bir bakın.
Hayatınızın (size göre) en başarılı anlarını düşünün.
Fark edeceksiniz ki, gerçekten başarılı olduğunuz anlar, en beklenmedik, neredeyse tesadüf diyeceğiniz durum ve olayların bir araya gelmesiyle oluşur:
Çoğu zaman fırsatlar en beklenmedik anlarda karşımıza çıkar. Hiç beklemediğimiz "ne gereği var" dediğimiz bir yatırım bizi geleceğe götürecek yeni girişimimiz olabilir.
Peki o zaman, iyi fırsatlar ile kötü fırsatları birbirinden nasıl ayıracağız?
Cevap basit: ayıramazsınız.
İşler nadiren bizim (ya da herhangi birinin) beklediği gibi gelişir. Geleceğin nasıl olacağını önceden belirlemek için tonla para alan trend araştırmacıları, pazar analistleri bile çoğu zaman yanılırlar.
Bu belirsizlik durumuna karşı alınabilecek en akıllı-mantıklı tepki elimizdeki fırsatların sayısını olabildiğince arttırmaktan geçer. Boşuna dememiş ingilizler "Don't put all your eggs in one basket" (tüm yumurtalarınızı aynı sepete koymayın) diye.
Olabildiğince fazla girişimde bulunun; sürekli yeni fikirler üretin. Ve bu fikirlerin çoğunun
Dedim ya, başarı balık tutmak gibidir. Ne kadar farklı yere olta atarsanız, o kadar çok balık yakalarsınız. Attığınız oltaların çoğu zaman kaybı olacaktır.
Belki bazen balık tutayım derken denizden asker postalı çıkaracaksınız. Ama tuttuğunuz bazı balıklar beklediğinizden kat kat büyü olacaktır.
Çoğu insan, sonunda belirgin bir ödül olmayan riskli bir girişime para ve zaman ayırmaktan çekinir. Kendileri için "güvenli" olan yolları tercih ederler; ve sadece sonunda kazanacaklarından kesinlikle emin oldukları fırsatları kovalamak isterler.
Sorun, kârlı ve güvenli görünen fırsatların çoğunun aslında ne kârlı ne de güvenli olmamasıdır. Hangi fırsatın sizin için iyi sonuçlar doğuracağını bilemezsiniz. Elinizdeki fırsatları sınırlandırmak; başarı şansınızı sınırlandırmak demektir.
İşte sizi başarıya götürecek bir yol!
En azından benim deneyimlerim bu yönde.
Sizin deneyimlerinizi de duymak beni mutlu eder.
Siz ne düşünüyorsunuz?
bu yazıyı sevdin mi?
hemen
una ekle!
Hayatınızın (size göre) en başarılı anlarını düşünün.
Fark edeceksiniz ki, gerçekten başarılı olduğunuz anlar, en beklenmedik, neredeyse tesadüf diyeceğiniz durum ve olayların bir araya gelmesiyle oluşur:
- X ile tanışmasaydım hayatımın anlamını bulamayacaktım.
- O gün o kokteylde olmasaydım, şimdiye iflas etmiştim.
- Hâlâ o fikir nasıl aklıma geldi bir türlü anlamıyorum; iyi ki de gelmiş.
- Sonra düşündüm ki; kimsenin henüz bu işi yapmamış olması bu fikrin anlamsız olduğunu göstermez. Ve şu an buradayım.
- Gecenin bir yarısı kalktım ve başarı hakkında bir blog yazdım, sonra bir baktım beş gazate ve bir dergi röportaj için peşimdeler ;)
- Sonra dedim ki kendi kendime;"neden tüm cember.net'ci blogger'lar birleşmiyor?"
- Ve birden kendi şirketimi kurma maceramı dünyanın geri kalanıyla paylaşmaya karar verdim; ve şu an iş hayatı, iş yönetimi, girişimcilik ve kendi işini kurma konularında Türkiye'nin en çok takip edilen bloguyum.
... Bir dakika, geliyorum doktor bey.
Çoğu zaman fırsatlar en beklenmedik anlarda karşımıza çıkar. Hiç beklemediğimiz "ne gereği var" dediğimiz bir yatırım bizi geleceğe götürecek yeni girişimimiz olabilir.
Peki o zaman, iyi fırsatlar ile kötü fırsatları birbirinden nasıl ayıracağız?
Cevap basit: ayıramazsınız.
İşler nadiren bizim (ya da herhangi birinin) beklediği gibi gelişir. Geleceğin nasıl olacağını önceden belirlemek için tonla para alan trend araştırmacıları, pazar analistleri bile çoğu zaman yanılırlar.
Gelecek hakkındaki en kesin şey, geleceğin tamamen rastlantısal olduğudur.iş olsun, aşk olsun, arkadaşlık olsun hiç farketmez: Hangi fırsatın değerli olduğunu; hangi fırsatın üzerinde harcadığınız emeğin hakkını vereceğini bilemezsiniz - Bir sonraki adımın sizi nereye götüreceğinden bile emin olamazsınız.
Bu belirsizlik durumuna karşı alınabilecek en akıllı-mantıklı tepki elimizdeki fırsatların sayısını olabildiğince arttırmaktan geçer. Boşuna dememiş ingilizler "Don't put all your eggs in one basket" (tüm yumurtalarınızı aynı sepete koymayın) diye.
Olabildiğince fazla girişimde bulunun; sürekli yeni fikirler üretin. Ve bu fikirlerin çoğunun
- hiçbir değeri olmayacağına;
- hiçbir işe yaramayacağına;
- herhangi bir sebepten dolayı (pazar payı / finansman eksikliği / zaman eksikliği) uygulanabilir olamayacağına
Dedim ya, başarı balık tutmak gibidir. Ne kadar farklı yere olta atarsanız, o kadar çok balık yakalarsınız. Attığınız oltaların çoğu zaman kaybı olacaktır.
Belki bazen balık tutayım derken denizden asker postalı çıkaracaksınız. Ama tuttuğunuz bazı balıklar beklediğinizden kat kat büyü olacaktır.
Çoğu insan, sonunda belirgin bir ödül olmayan riskli bir girişime para ve zaman ayırmaktan çekinir. Kendileri için "güvenli" olan yolları tercih ederler; ve sadece sonunda kazanacaklarından kesinlikle emin oldukları fırsatları kovalamak isterler.
Sorun, kârlı ve güvenli görünen fırsatların çoğunun aslında ne kârlı ne de güvenli olmamasıdır. Hangi fırsatın sizin için iyi sonuçlar doğuracağını bilemezsiniz. Elinizdeki fırsatları sınırlandırmak; başarı şansınızı sınırlandırmak demektir.
İşte sizi başarıya götürecek bir yol!
En azından benim deneyimlerim bu yönde.
Sizin deneyimlerinizi de duymak beni mutlu eder.
Siz ne düşünüyorsunuz?
Labels: başarı, yaratıcılık, özgürdüşünce, şans
bu yazıyı sevdin mi?
hemen
una ekle!
- kalıcı link: Çarşamba, Kasım 01, 2006



0 Yorum
Post a Comment
Bu iletiye linkler:
Create a Link
<< Ana Sayfa