Don Kişot

bir delinin tek kişilik şirket olma yolunda maceraları...

Çarşamba, Temmuz 12, 2006

 

Gün 70 - Olumlu düşünmek kaybedenler içindir

Ne demek şimdi? Hep karamsar mı olacağız?

Tabii ki hayır. Fakat insan psikolojisi öyle ilginç ki kendi kendimizi yanlış konularda rahatlıkla ikna edebiliriz.

Mesela cumartesi günü önemli bir işiniz var ve erken kalkmak için saatinizin alarmını sabah yediye kurdunuz. Sabah alarm çalar: (parantez içinde geçenler olası düşünceleriniz)

"Zırrr..."
(Beş dakika geç kalksam dünyanın sonu gelmez ki? Hem cumartesi günü sabahın köründe randevu isteyen o manyak asıl sorunlu olan...)
Alarm on dakika ileriye kurulur.

"Zırrr..."
(Anladık ya! zır! Dün akşam kaçta yattım biliyor musun sen? Dinlenmeye ihtiyacım var, yoksa randevuya zamanında gitsem bile konuşulan her şeyi kaçıracağım)
Alarm on dakika daha ileriye kurulur.

"Zırrr..."
(Herkes toplantılara onbeş dakika geç gitmez mi zaten, trafiği falan bahane ederim en kötü ihtimal. Bu dünya üzerinde kim bir toplantıya zamanında başlar ki?)
Alarm on dakika ileriye kurulur.

"Zırrr..."
(Kim mi başlar? Tabii ki Japonlar! Anaa benim bu haftasonu Japonya'dan gelen konseyle toplanıyordum değil mi? Yandık ki ne yandık. Kalk oğlum kalk. Hâlâ sallanıyorsun...)

Panik halinde kalkılır ve toplantıya bir saat geç gidilmiş olur. Japon dostlarınızla yapacağınız işbirliği mi? Unutun gitsin :)

...

İnsanın en kolay kandırabildiği varlık kendisidir. Peki bunun başlığımızla ne ilgisi var?
Bazen olumlu düşünmek adına çaktırmadan bilinçaltımız bize kelime oyunları oynar:

"Esrar içen herkesin sorunları var. Ama ben onlardan daha güçlüyüm. Sadece zevk almak için kullanıyorum. İstediğim zaman bırakabilirim."

"Çok zekiyim; okuduklarımı anında anlıyorum. Zaten sınava daha üç gün var. Fazla çalışmak zaman kaybı değil mi? Son günün akşamı bir baksam yeter. Zehir gibiyim ben zehir!"

"Tatil masraflarını kredi kartımdan karşılamamda hiç bir sorun yok; önümüzdeki ay daha sıkı çalışır, aradaki açığı kapatırım. Hem borç yiğidin kamçısıdır."

"Rampaların ustasıyım, gözlerinin hastasıyım. Trafik kuralları bana işlemez. Profesyonel bir sürücüyüm ben. Azcık daha sürat yapsam ne ters gidebilir ki?"

Dışarıdan bakınca bu düşüncelerin hepsinin motive etmek değil, kendi kendimizi kandırmak olduğunu rahatlıkla fark edebiliriz. Ancak o an olayın içinde iseniz ve baş rolde siz varsanız, kendinizi kandırdığınızı değil "olumlu düşündüğünüzü", kendinizi hedefinizi doğrultusunda motive ettiğinizi var sayarsınız.

Başarınız, olumlu ya da olumsuz düşünmenize değil; reel anamda ne yaptığınıza bağlıdır. Ayinesi iştir kişin, lafa bakılmaz.

Hatta tam tersi bile olabilir. Alican zeki olmadığını düşünen bir öğrenci olduğu için çok çalışarak sınıf birincisi olabilir. Arkadaşı Berke ise üstün zekâlı olsa bile, doğru dürüst dersleri ile ilgilenmediği için ortalamanın altında başarı gösterir.

Dünyanız ve çevreniz hakkında bilgi ve deneyim sahibi olmanız, durumunuz ile ilgili en iyi kararları verecek gücü bulmanıza yardım eder. Bu, işte, aşkta, sanatta ve hayatın her alanında böyledir. Kendi kedimize "olumlu düşünüyorum, o halde yan gelip yatabilirim" şeklinde yalan söylemekle; ne kadar mükemmel olduğumuzu kendi kendimize itiraf edip egomuzu şımartmakla hiç bir yere varamayız.

Hayatın hiç bir alanında başarı kolay değildir; mücadele gerektirir

Gerçekçi olun. Bilgi, deneyim ve yeteneklerinizin sınırlarını bilin. Ve daha sonra bu sınırları genişletmek için çalışın. İnanın bu yöntem kendimize inanmanın, iç ışığımızın gücünün sihirli değnek değmişcesine tüm sorunlarımızı ortadan kaldıracağı prensibinden çok daha etkilidir.

Sorunlarınızı kağıda yazıp sonra çöpe atmakla sorunlarınızın kaybolacağına mı inanıyorsunuz? İyisi mi bu yazıyı bir daha okuyun.

Pasif beklentiler içinde olmayın.
Proaktif olun ve geleceğinizi şekillendirin.


Yarın görüşmek üzere...

Labels: , ,


Comments: Post a Comment



Links to this post:

Create a Link



<< Home

Archives

Mart 2006   Nisan 2006   Mayıs 2006   Haziran 2006   Temmuz 2006   Ağustos 2006   Eylül 2006   Ekim 2006   Kasım 2006   Aralık 2006  

This page is powered by Blogger. Isn't yours?

Subscribe to Posts [Atom]