Don Kişot

bir delinin tek kişilik şirket olma yolunda maceraları...

Cumartesi, Temmuz 08, 2006

 

Gün 68 - Hayat ciddidir, ama aynı zamanda komiktir de

İki şey sonsuzdur; evren ve insanın aptallığı.
Evren hakkında o kadar da emin değilim.
Albert Einstein
Düşünsenize hayatın tam orta yerine sıkıştırılmış durumdayız; ve bu nedenle hayatı ciddiye alıyoruz. Fakat bir saniyeliğine benliğinizin dışına çıkıp, olaylara bir adım öteden bakarsınız aslında ne kadar da gülünç olduğumuzun farkına varabiliriz.

Kendimize verdiğimi önem ve değeri bir anlık bir kenarı bırakalım. Aslında acınası yaratıklarız. Dünyamızdaki oksijen bir anda yok oluverse; ya da yediğimiz yemekler ortadan kalksa aslında ne kadar önemsiz ve güçsüz olduğumuzun farkına varabiliriz.

Olaylara bir süreliğine dışarıdan bakarsak ve çoğumuzun aslında ne kadar garip ve gülünesi davrandığını fark edebiliriz. Mesela pizzacının bir saat geç kalması üzerine sinirlenip bağırıp çağıran üst kat komşunuz; yazdığınız raporda iki kelimede harf hatası yaptığınız için dünyanın sonunun geldiğini zannederek küplere bilen yöneticiniz; patates kızartmaları tam istediği gibi pişmediği için restoranın altını üstüne getiren sinirli müşteri... Eminim liste genişletilebilir.

Kendi küçük dünyamızda yolunda gitmeyen bir şeyler olduğu zaman bunu abartıp adeta tüm dünyanın sonu gelmişçesine panik içine gireriz. Kendinize iki adım geriden bakın ve ne kadar gülünç göründüğünüzü fark edin.

Mesela çoğumuz insanlık tarihinde binlerce yıldır tartışılıp halen tatmin edici bir sonuca varılamamış onlarca soru (din ve politika alanında yüzlerce örnek bulunabilir) hakkında üç dört cümle sarf edip; tek otorite ve tek çözüm biziz gibi davranarak; tek ve gerçek doğrunun bizim doğrumuz olduğunu savunabiliriz. Düşünsenize tüm insanlık bir soruyu belki tarihinin başından beri tartışıyor ve siz geliyor bu soruyu iki cümle ile noktalayıveriyorsunuz. Bundan daha büyük bir aptallık ve kendini beğenmişlik olabilir mi?

"Hayır ben öyle değilim" demeyin. Hepimizde biraz vardır bu aptallık. Yoksa insan aptallığı nasıl sonsuz olabilir ki? Bazen iki adım geri çekilip aslında ne kadar cahil davranabildiğimize gülmemiz gerekmez mi? Hayatı hep böylesine ciddiye almak zorunda mıyız?

O kadar komik ve mantık dışı canlılarız ki aslında; içinde yaşadığımız dünya da aynı oranda mantık dışı ve her konuda dengesizliklerle, uçurumlarla dolu. Hiç insanlığın şu anki durumunun --politikasından ekonomisine, hayat standartlarından özgürlüğün tanımına varana kadar-- ne kadar mantığa, çıkarımlara ve doğaya aykırı olduğunu düşündünüz mü?

Bir an için tüm bunları düşünün ve hayata biraz da alaycı bir gözle bakın.
Sonra geri döner hayatınızı tekrar aynı ciddiyetiyle yaşamaya devam edebilirsiniz.
Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.

Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.

Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından.
Nazım Hikmet


... Yarın görüşmek üzere.

Labels: , ,


Comments: Post a Comment



Links to this post:

Create a Link



<< Home

Archives

Mart 2006   Nisan 2006   Mayıs 2006   Haziran 2006   Temmuz 2006   Ağustos 2006   Eylül 2006   Ekim 2006   Kasım 2006   Aralık 2006  

This page is powered by Blogger. Isn't yours?

Subscribe to Posts [Atom]