Don Kişot

bir delinin tek kişilik şirket olma yolunda maceraları...

Pazartesi, Temmuz 03, 2006

 

Gün 64 - Sıradan günlerinizi daha etkin kullanın

Pek rengine aldanma felek eski felektir;
Zira feleğin meşreb-i nâ sazı dönektir.

Yıllar önce bir arkadaşımla, sessiz bir İstanbul gecesinde, boğaza tamamiyle hakim bir tepede, kış soğuğuna rağmen oturmuş uzun bir sohbete dalmıştık:

"Hayatın anlamı, bence, başarılı olmak, kendini topluma ispat etmek değil..."

diyordu arkadaşım.

Zaten konu hayatın anlamına geldiyse, oradan "hey gidi lise günleri"ne, oradan "zaman artık çok değişti"ye sonra da "... bir kendimize uygun birini bulamadık ki mutlu olalım"a, oradan normal zamanda aklınızın ucundan bile geçmeyecek size, hayata, evrenin işleyişine dair yüzlerce felsefi konuya dalmanız kuvvetle muhtemeldir.

Bed-maye olan anlaşılır meclis-i meyde;
İşret güher-i ademi temyize mihenktir.

Yani demek istiyor ki Ziya Paşa; böylesi sohbetlerde mey'in, yani içkinin katalizör etkisi yüksektir. Halen bu şiirleri anlayarak ve zevk alarak okuyanlar kaldı mı feci halde merak içindeyim aslında :)

...

Neyse, biz de soğuğun etkisini öğrenci halimizle alabildiğimizin en ucuzundan bir şişe şarabı (bkz. köpek öldüren) paylaşarak konudan konuya atlıyorduk:

"... biz topluma, başkalarına iyi görünmek için değil; kendi deneyimlerimizden zevk almak için buradayız. Yaşamımızdan zevk almıyorsak, hayatın bir anlamı kalır mı ki hocam? ..."

("Hocam" kelimesi de ayrı bir ayrıntı. Üniversite yıllarında, birbirimize 'hocam' diye hitap ederdik. Bu geleneği ilk kim başlatmış hiç fikrim yok. Başlarda garibime gitmişti. Ama zamanla alışıyor insan :) )

...

Bu konuşma neredeyse sekiz on sene önce geçti. Ama bu fikir aklıma Zen tarzı bir düşünce gibi kazındı.

Farkında mısınız; başarılarımıza ve bir amaca ulaşmak için harcadığımız çabaların sonucuna diğer günlük deneyimlerimizden daha fazla önem vermeye sosyal olarak şartlanıyoruz. Örneğin mezuniyet gününüz, yaşadığınız herhangi bir salı gününden çok daha önemlidir sizin için.

Peki sizce hayatımızda bu derece değerli ve önemli olan anların bütün hayatımıza oranı ne? Bence en fazla yüzde bir! Yani hayatımızın yüzde doksan dokuzundan fazlası bizim için kritik öneme sahip olmayan; hayatımızda bir kilometre taşı, bir dönüm noktası olmayan sıradan günlerden oluşuyor.

Ayrıca sizin için önemli olan bu an ve deneyim büyük olasılıkla bir kerelik olacak:

İlk kelimenizi söylemeniz sizin için büyük bir başarıdır. Ancak bu kelimeyi daha sonraki yıllarınızda tekrar etmeniz o kadar da büyük bir deneyi sayılmayacaktır.

...

Bir de şöyle düşünelim:
Hayatımızın çoğunluğu olağanüstü olmayan, normal günlerden oluşuyor. Ancak biz nedense normal günlerimizi bir kenarı bırakıp, bizim için olağanüstü günlerin, hayatımızın kilometre taşlarının kalitesini arttırmak için çalışıp didiniyoruz.

Mesela yeni ürünümüzün lansman gününde bir aksilik çıkmaması için aylarca gecemizi gündüzümüze katıp çalışıyoruz. Ya da müşterimizle bir ay sonra yapacağımız toplantının sorunsuz geçebilmesi için bir ay boyu gecelere kadar çalışıp sunumlar hazırlıyor; verilerimizi gözden geçiriyor; neler konuşacağımızı kendi kendimize tasarlıyoruz. Yani üç dört ayımızı tek bir günün başarısına odaklıyoruz.

Yanlış anlamayın. Sizin için önemli olan o ender günlerden birinin sonunda mükemmel bir iş başarmanın yorgunluğuyla, ve suratınızda anlamsız mutlu bir sırıtışla koltuğa uzanmanın keyfi apayrı tabii ki.

Ya peki sıradan günleriniz?

Emin olun sıradan günlerinizi ne kadar etkin kullanırsanız, hayatınızı o kadar anlamlandırmış olursunuz.

Ne mi yapabiliriz sıradan günlerimizi anlamlandırmak için. İşte birkaç öneri:
  1. Sabah erken kalkın;

  2. Her sabah ve her akşam yarım saat meditasyon yapın;

  3. Çalışma ortamınızı düzenleyin. Sizi dinlendiren bir çalışma masanız olsun.

  4. Nasıl daha etkin iletişim kurabileceğinizi; kendinizi nasıl daha iyi ifade edebileceğinizi öğrenin. Ortalıkta bu işi anlatan kamyon dolusu kişisel gelişim kitabı var.

  5. Kitap demişken... Kitap okuyun.

  6. Ara sıra arkadaşlarınızla havadan sudan olmayan konularda uzun uzun konuşun.

  7. Bir günlük tutun.

Kısacası sıradan günlerinizi anlamlı kılın. Unutmayın hayatınızın çoğu "sıradan" günlerden oluşuyor. Bu günleri ne kadar anlamlı kılarsanız; hayatınızın genelini o kadar anlamlandırmış olursunuz. İnanın sıradan günlerinizi dolu dolu yaşadığınızda sizin için önemli olan kilometretaşlarına hazırlanırken gereken enerjiyi toparlamanın çok daha kolay olduğunu fark edeceksiniz.

... Yarın görüşmek üzere.

Labels: ,


Comments: Post a Comment



Links to this post:

Create a Link



<< Home

Archives

Mart 2006   Nisan 2006   Mayıs 2006   Haziran 2006   Temmuz 2006   Ağustos 2006   Eylül 2006   Ekim 2006   Kasım 2006   Aralık 2006  

This page is powered by Blogger. Isn't yours?

Subscribe to Posts [Atom]