Gün 52 - Hayatın defoları
Nihil est ab omni parte beatum.
Türkçesi; "O kadar kusur kadı kızında bile olur".
Kusurlar insanları güzelleştirir.
Çocuksu davranışlar sevenleri birbirine yaklaştırır. Değişken ruh halleri çoğu zaman insana baş döndürücü deneyimler yaşatır. Normalde şikayet edeceğiniz, katlanamayacağınız onca davranış bazı ruhlarda size tatlı bir sürpriz gibi görünür.
Doğa kusurlarımıza bakmaz. Tanrı kusurlarımıza bakmaz. Bizi olduğumuz gibi, biz olduğumuz için, kabul eder.
İnsan ancak bir diğerinin kusuruna değer verdiği ölçüde insandır. Birbirimizin kusurlarına bakar; zamanla o kusurları sevmeye başlarız.
Öyle ki; (tırnak içinde) "mükemmel" olmaya çalışanlar biraz ürkütücü, biraz yabancı, biraz da yapmacık görünürler nedense.
Kusurlarımız bizi daha çok insan, daha çok sevgili, daha çok arkadaş kılabilmek için vardırlar. Kusurlarımızla başlıyoruz birbirimizi sevmeye. Yoksa Orhan Baba "hatamla sev beni" der miydi hiç?
...
Nazi toplama kamplarına bakın. Mükemmeliyet için adanmış birer mabettiler zamanında. İnsanı insan kılan kusurlara tahammül edemeyenlerin, saf kusursuz insana erişme budalası bir akımın tüm dünyaya yaymaya çalıştığı bir tapınak. Mükemmelliğin, elitliğin, kusursuzluğun, saflığın saplantı derecesinde önemli olduğuna inananlar acaba aynayı kendilerine çevirmeyi düşünmüş müdürler hiç?
Herşeyin mükemmel olması gerektiğine inanan birisi, kendi özünü incelememiştir. kendisinin "bile" mükemmel olmadığının bilincine varacak yüreğe sahip değildir. Ve hayat, kendisini yürekten anlamayanları "hayat bilgisi" dersinden sınıfta bırakır.
"Matematik kusursuzdur" diyenler halt etmiş!
Pi sayısının neresi düzenlidir? Ya da hayatın içinden bir dizi olan Fibonacci dizisi:
1, 1, 2, 3, 5, 8, 13, 21, 34, 55, 89, 144, ...
Geometrik olarak konumlarsak, dışa doğru genişleyen bir sarmal (altın sarmal) elde edersiniz. Dikkat edin; nokta değil, çember değil, küre değil, sarmal!
[gereksiz-bilgi]
bazı felsefi akımlarda çember (küre) Tanrı'yı temsil eder. Nokta ise aslında (infinitesimal) bir küre olduğu için insan'dır. Bu analojiyi kullanarak insan ile Tanrı'nın birbirinin yansıması olduğu sonucuna varılmaya çalışılır.
[/gereksiz-bilgi]
Doğanın en mükemmel dizisinin, doğaya has bir ironi ile, olabilecek en düzensiz dizi olduğu matematiksel bir gerçektir
(
ispatın detaylarını bulamayacağım şimdi ama meraklıları için thegoldenmean.com bir başlangıç noktası olabilir
).
...
Sevmediğim bir huyum var. Arada sırada ayrıntılara kafayı takarım. Çevremin, insanların, canlıların, her gün kahvaltımı paylaştığım tek gözlü kedinin... tüm ayrıntılarını incelerim. Ayrıntılara baktıça etrafımdaki her şeyin ne kadar mükemmel derecede kusurlu olduğunu görürüm. Ve gördüğüm her aksama, her kusur için şükrederim.
Bence hayat böyledir işte. Ve saf insan "kusurludur".
Kimse kusura bakmasın.
bu yazıyı sevdin mi?
hemen
una ekle!
Türkçesi; "O kadar kusur kadı kızında bile olur".
Kusurlar insanları güzelleştirir.
Çocuksu davranışlar sevenleri birbirine yaklaştırır. Değişken ruh halleri çoğu zaman insana baş döndürücü deneyimler yaşatır. Normalde şikayet edeceğiniz, katlanamayacağınız onca davranış bazı ruhlarda size tatlı bir sürpriz gibi görünür.
Doğa kusurlarımıza bakmaz. Tanrı kusurlarımıza bakmaz. Bizi olduğumuz gibi, biz olduğumuz için, kabul eder.
İnsan ancak bir diğerinin kusuruna değer verdiği ölçüde insandır. Birbirimizin kusurlarına bakar; zamanla o kusurları sevmeye başlarız.
Öyle ki; (tırnak içinde) "mükemmel" olmaya çalışanlar biraz ürkütücü, biraz yabancı, biraz da yapmacık görünürler nedense.
Kusurlarımız bizi daha çok insan, daha çok sevgili, daha çok arkadaş kılabilmek için vardırlar. Kusurlarımızla başlıyoruz birbirimizi sevmeye. Yoksa Orhan Baba "hatamla sev beni" der miydi hiç?
...
Nazi toplama kamplarına bakın. Mükemmeliyet için adanmış birer mabettiler zamanında. İnsanı insan kılan kusurlara tahammül edemeyenlerin, saf kusursuz insana erişme budalası bir akımın tüm dünyaya yaymaya çalıştığı bir tapınak. Mükemmelliğin, elitliğin, kusursuzluğun, saflığın saplantı derecesinde önemli olduğuna inananlar acaba aynayı kendilerine çevirmeyi düşünmüş müdürler hiç?
Herşeyin mükemmel olması gerektiğine inanan birisi, kendi özünü incelememiştir. kendisinin "bile" mükemmel olmadığının bilincine varacak yüreğe sahip değildir. Ve hayat, kendisini yürekten anlamayanları "hayat bilgisi" dersinden sınıfta bırakır.
"Matematik kusursuzdur" diyenler halt etmiş!
Pi sayısının neresi düzenlidir? Ya da hayatın içinden bir dizi olan Fibonacci dizisi:
1, 1, 2, 3, 5, 8, 13, 21, 34, 55, 89, 144, ...
Geometrik olarak konumlarsak, dışa doğru genişleyen bir sarmal (altın sarmal) elde edersiniz. Dikkat edin; nokta değil, çember değil, küre değil, sarmal!
bazı felsefi akımlarda çember (küre) Tanrı'yı temsil eder. Nokta ise aslında (infinitesimal) bir küre olduğu için insan'dır. Bu analojiyi kullanarak insan ile Tanrı'nın birbirinin yansıması olduğu sonucuna varılmaya çalışılır.
Doğanın en mükemmel dizisinin, doğaya has bir ironi ile, olabilecek en düzensiz dizi olduğu matematiksel bir gerçektir
(
ispatın detaylarını bulamayacağım şimdi ama meraklıları için thegoldenmean.com bir başlangıç noktası olabilir
).
...
Sevmediğim bir huyum var. Arada sırada ayrıntılara kafayı takarım. Çevremin, insanların, canlıların, her gün kahvaltımı paylaştığım tek gözlü kedinin... tüm ayrıntılarını incelerim. Ayrıntılara baktıça etrafımdaki her şeyin ne kadar mükemmel derecede kusurlu olduğunu görürüm. Ve gördüğüm her aksama, her kusur için şükrederim.
Bence hayat böyledir işte. Ve saf insan "kusurludur".
Kimse kusura bakmasın.
bu yazıyı sevdin mi?
hemen
una ekle!
- kalıcı link: Cumartesi, Haziran 17, 2006



0 Yorum
Post a Comment
Bu iletiye linkler:
Create a Link
<< Ana Sayfa