Tatil dönüşü...
5/19/06'da Sefer KILIÇ dedi ki:Teşekkürler Sefer.
Selam Volkan, Burayı bir süre önce keşfettim ve gün gün okuyorum yazdıklarını.
Açıkçası ben de şuan yaptığını yapabilmek isterdim. Ama biz 9-6 devam ediyoruz şimdilik.Evet, gözü epey yorduğu konusunda haklısın.
Neyse diyeceğim bunlar değildi. Açıkçası sarmal ın tasarımı beni çok yordu. renklerin kontrası bir yana, renklerin üzerindeki yatay çizgilerde oldukça yorucu. Siteyi incelemek istesemde olabildiğince çabuk kaçtım.
sarmal derken, portföy sayfasından (sarmal.com/client) bahsettiğini varsayıyorum.
Ana sayfa (http://www.sarmal.com) o kadar da yorucu gelmiyor bana.
Portföy sayfasına biraz daha gri katmak ve en azından okunabilir alandaki çizgileri daha az belirgin hale getirmek aklımda olan şeyler. Ancak kendimi biliyorsam, bu işe giriştiğim zaman en azından bir iki günüm tasarımı değiştirmekle, renklerle oynamakla, yapıp bozmakla geçecek.
Şu an yoğun halde uğraştığım projeler olduğu için bunları yapılacaklar listemin daha alt sıralarına yerleştiriyorum.
Ne demiş ingilizler: "One problem at a time." (Türkçesi: "teker teker gelin ülenn!")
Gerçekten çokişlilik (ing. multitasking) zamanımızın en büyük sorunlarından:
Pek çok işi bir arada yapayım derken hiçbirşey yapamamanıza ve dolayısıyla işleri zamanında yetiştiremediğiniz için stres yoğunluğunuzun artmasına ve bunun sonucunda elinizin ayağınıza dolanmasına sebep olan hemen hemen herkesin yaşadığı bir durum. İleride bu konuyu da detaylı incelemek yararlı olur diye düşünüyorum.
Sefer, önerin ve ilgin için tekrar teşekkür ederim. Nerede olduğunu bilmesen de, yaptıklarını destekleyen birilerin olduğunu bilmek gerçekten çok güzel. Zaten bu uğraşımda (gerek donkişot blog'u gerekse kendi işimi devam ettirmekten bahsediyorum) bu destekler yardımıyla yılmadan devam ediyorum.
Not 1:
Tatilden döndüm yorgunum, kafamı toplamaya ihtiyacım var. Yarın, yeni bir konu ile sizlerle birlikte olmaya çalışacağım.
Not 2:
Ağva'ya yolunuz düşerse Tahir Baba'ya benden selam söyleyin ve mutlaka balığını yiyin (tercihen rakısını da için -- özellikle patlıcanlı mezeleri bir harika!). Nehir kenarında küçük bir restoran ve kiremitte palamut konusunda tek geçerim.
Yok yok, kendisinden komisyon falan almış değilim :)
...
Tahir Baba da kendi çapında bir deli:
19 yaşında (yani, çoğumuzun tabiri caizse daha kısa pantalonla ortalıkta gezdiği yaşlarda) Konya'dan Ağva'ya gitmiş ve balık işine girişmiş. Kendi balığını kendi tutuyor, kendi pişiriyor.
Konya neree, karadeniz nere, balıkçılık ne alaka diye sormayın. Çok hoşsohbet bir adam, gidin kendi hikâyesini kendi ağzından dinleyin :)
Yarın görüşmek üzere,
Hoşça kalın...
Labels: haber
bu yazıyı sevdin mi?
hemen
una ekle!
- kalıcı link: Pazar, Mayıs 21, 2006



0 Yorum
Post a Comment
Bu iletiye linkler:
Create a Link
<< Ana Sayfa