Gün 37 - işte beynimin durduğu an o andır Cumhur Abi!
Yarın, "Yönetim Muhasebesi" konulu bela bir vizem var. Tamamen buna yoğunlaşacağım. Onun için uzun uzadıya birşeyler yazacak vaktim olmayacak.
Yine de haftaya hiçbirşey yazmadan başlamaya gönlüm el vermedi. Ve işte düşünme yetinizi birkaç saniye donduracak iki enstantane:
Sahne 1:
Diyelim bir restorandasınız (şık bir balık restoranı). Yemeğinizi yiyorsunuz, eğleniyorsunuz ve gecenin sonunda masaya yüklüce bir bahşiş bırakıyorsunuz (keyfiniz yerinde, yemek de çok güzel geçti, e garsonun hizmeti de harika -- haketti o kadar bahşişi).
Ve garson "Size hizmet etmek, sizi mutlu etmek benim için en büyük bahşiş. Bu yüklü bahşişinizi kabul edemeyeceğim." diyor.
Ortalama bir insanın bu durumda tepkisi suratında donmuş bir sırıtışla öyle birkaç saniye bakakalmak olur (Engin Günaydın bu durum için "mala bağlamak" terimini kullanıyor, daha uygun bir tanım bulan varsa onu da ekleyebiliriz).
Sahne 2:
Azı dişiniz öğle yemeğinin ortasına öyle bir ağrıdı ki, dayanamadınız, randevu falan almadan bir diş doktoruna koştunuz. Doktor da durumun aciliyetini görüp "zorlu bir ameliyat yapmamız gerekecek" dedi.
Bir iki saat içinde ameliyat olup dişinizi çektirdiniz. Ve doktor size:
"Bu ameliyat sandığımdan daha az zaman aldı ve beni düşündüğümden daha az zorladı. O nedenle sizinle ilk başta konuştuğum tedavi fiyatı üzerinden yüzde kırk indirim yapacağım."
dedi.
Birinci sahnede olmadıysa, bu sahnede aldığınız morfinin de etkisiyle kesin "mala bağlamıştınız".
...
Şimdi bu sahneleri aklınızda tutun ve
Yukarıdaki örnekler bu hayali ülkenin vatandaşlarının algı sınırlarını zorlayacaktır eminim.
Ama inanın bu ve benzeri durumların yaşandığı ve gayet doğal karşılandığı yerler var.
Eğer elinize hakettiğinizden fazlası geçiyorsa, adı her ne olursa olsun bunu kabul etmemek erdem değil de nedir?
Şimdi aynayı kendinize çevirin: Bu sahnelerdeki garson ya da diş hekimi siz olsaydınız ne yapardınız?
Unutmayın, aynalar yalan söylemez.
Herkese mutlu hafta başlangıçları.
Görüşmek üzere...
bu yazıyı sevdin mi?
hemen
una ekle!
Yine de haftaya hiçbirşey yazmadan başlamaya gönlüm el vermedi. Ve işte düşünme yetinizi birkaç saniye donduracak iki enstantane:
Sahne 1:
Diyelim bir restorandasınız (şık bir balık restoranı). Yemeğinizi yiyorsunuz, eğleniyorsunuz ve gecenin sonunda masaya yüklüce bir bahşiş bırakıyorsunuz (keyfiniz yerinde, yemek de çok güzel geçti, e garsonun hizmeti de harika -- haketti o kadar bahşişi).
Ve garson "Size hizmet etmek, sizi mutlu etmek benim için en büyük bahşiş. Bu yüklü bahşişinizi kabul edemeyeceğim." diyor.
Ortalama bir insanın bu durumda tepkisi suratında donmuş bir sırıtışla öyle birkaç saniye bakakalmak olur (Engin Günaydın bu durum için "mala bağlamak" terimini kullanıyor, daha uygun bir tanım bulan varsa onu da ekleyebiliriz).
Sahne 2:
Azı dişiniz öğle yemeğinin ortasına öyle bir ağrıdı ki, dayanamadınız, randevu falan almadan bir diş doktoruna koştunuz. Doktor da durumun aciliyetini görüp "zorlu bir ameliyat yapmamız gerekecek" dedi.
Bir iki saat içinde ameliyat olup dişinizi çektirdiniz. Ve doktor size:
"Bu ameliyat sandığımdan daha az zaman aldı ve beni düşündüğümden daha az zorladı. O nedenle sizinle ilk başta konuştuğum tedavi fiyatı üzerinden yüzde kırk indirim yapacağım."
dedi.
Birinci sahnede olmadıysa, bu sahnede aldığınız morfinin de etkisiyle kesin "mala bağlamıştınız".
...
Şimdi bu sahneleri aklınızda tutun ve
- rüşvet almanın bürokrasinin bir parçası kadar doğal olabildiği;
- bir işlemin rüşvetli iki saatte, rüşvetsiz iki ayda çözümlendiği
Yukarıdaki örnekler bu hayali ülkenin vatandaşlarının algı sınırlarını zorlayacaktır eminim.
Ama inanın bu ve benzeri durumların yaşandığı ve gayet doğal karşılandığı yerler var.
Eğer elinize hakettiğinizden fazlası geçiyorsa, adı her ne olursa olsun bunu kabul etmemek erdem değil de nedir?
Şimdi aynayı kendinize çevirin: Bu sahnelerdeki garson ya da diş hekimi siz olsaydınız ne yapardınız?
Unutmayın, aynalar yalan söylemez.
Herkese mutlu hafta başlangıçları.
Görüşmek üzere...
bu yazıyı sevdin mi?
hemen
una ekle!
- kalıcı link: Pazar, Mayıs 28, 2006



1 Yorum
Post a Comment
Bu iletiye linkler:
Create a Link
<< Ana Sayfa