Gün 32 - Düşünüyorum, o halde kazanıyorum
Arkadaşlarım hâlâ bana soruyorlar:
Uzaktan çoğu insana delilik gibi göründüğü için (olmadığını kim söylemiş) kendi işinizi başlatmak, kendi girişiminizin sahibi olmanın neden bu kadar çekici olduğunu biraz daha açmak yararlı olabilir:
4. Sıkılıyorsanız, yanlış işi yapıyorsunuz demektir
Ya da eğer sevdiğiniz işi yapıyorsanız, iş yapmıyorsunuz demektir.
Belki yeni serüveninizde yorulacaksınız. Ama kesinlikle eğleneceksiniz. Zaten eğer kendi işinizi yaparken eğlenmiyorsanız yanlış işi yapıyorsunuzdur.
Yeni fırsatlarla karşılaşacak, ve bu fırsatları yakalamak için her gün yeni birşeyler öğrenecek, daima ileriye bakacaksınız. Bundan daha güzel, daha eğlenceli ne olabilir?
Daha fazla macera ve heyecanı bulacağınız fazla yer yok. Bu macera ve heyacanın karşılığını daha iyi alacağınız bir yer de yok: Kimse Afrika'da kaplanlarla safari yaptığınız için "aferin evlat" deyip onbin dolarlık bir çek vermez. Ancak eğer gerçekten orijinal şeyler üretiyorsanız bu onbin dolardan çok daha fazlasını birkaç ay, hatta bazen birkaç saat içerisinde kazanabilirsiniz.
Herşey finansal getiri için mi, tabii ki değil, ama o kısmı başka bir yazının konusu.
Tabi eğer sizin için macera ve risk masa başında oturup patrondan gizli gizli solitaire, mayın tarlası vb. oynamaksa, emin olun bu blog size hiç mi hiç anlamlı gelmeyecektir.
3. Simcity oynamaktan çok daha eğlenceli
Bilgisayar oyunu sevenler civilization, simcity, age of empires, monopoly, capitalism plus türevi oyunları bilirler. Herşeye sıfırdan başlarsınız ve oyunun sonunda inanılmaz noktalara gelirsiniz.
İşte kendi girişiminizi başlatmak bu yaklaşımı alıp, gerçek hayatta kullanmak için bir fırsat sunuyor insana.
Kullandığınız kavramların birebir aynısını gerçek hayatta da uygulayabildikten sonra niye sanal bir firma kurasınız ki?
Evet, hayatı oyun olarak görmek biraz delice olabilir ama çoook eğlenceli.
Bir de diğer tarafına bakın: Hayatı insanın "çaresiz oyuncu" olduğu bir tiyatro sahnesi olarak görmek daha mı iyi?
İnsanı ümitleri, istekleri ve hedefleri ayakta tutar. Bunları kaybetmeyiniz.
2. Düşünüyorum, o halde kazanıyorum
Kendi işinizi ayakta tutmak zor olabilir. Yine gerçekçi olacağım ve çoğu pazarlama kitabında yazan "... ama ödülünüz çok büyük olacaktır" laf salatasını yapmayacağım.
Kendi işinizi ayakta tutmanız size ancak şöyle böyle bir hayat standardı sunar. İşin ödül kısmı ise zekânızı kullanmaktan geçer:
Tam tersini alalım: Hiç işe yaramayan bir fikir ürettiniz. O zaman hiçbirşey kazanmazsınız.
Eğer kendi işiniz olmasaydı, yani bir yerlerde 8-5 maaşlı çalışıyor olsaydınız ürettiğiniz kötü fikirlerin cezasını bu kadar acımasız çekmeyecektiniz. Ancak ürettiğiniz güzel fikirlerden de (müdürünüzün ağzından zorla çıkan bir "aferin"den başka) hiçbir şey kazanmayacaktınız.
Bir de işin olumlu tarafına bakın: İstediğiniz kadar fikir üretmekte özgürsünüz. Ürettiğiniz tüm fikirler kötü olacak diye bir şart yok ya. Hem niye düşer insan? Tekrar ayağa kalkmayı öğrenebilmek için.
1. İş güvenliğine yeni bir bakış
Full time işinizden atılma, yerinize başka birinin alınması gibi kaygılar yaşayanların sayısı hiç de az değil.
Bilin bakalım kendi işinizden sizi kim çıkartabilir? Evet kendiniz! Yani başarınızın ya da başarısızlığınızın tek sorumlusu sizsiniz. Niye geleceğinizi, işe devam etme/etmeme kararınızı, "acaba terfi alır mıyım?" beklentilerinizi hayatında birinci önceliği siz olmayan bir yöneticinin elinde tutasınız?
Kendi işinizi yapıyorsanız, birinci öncelikte siz olacağınız için kendiniz için en iyi kararı da siz alacaksınız. Kendi girişiminizi başlatmanız, geleceğinizi ve hedeflerinizi birinci dereceden sorumlu birinin (sizin) kontrolüne verir.
Şans faktörünü unutun. Evet şans diye bir şey var. Zaten strateji kavramı da bunun için var. Olumlu olayları lehinize yönlendirecek ve olumsuzluklardan gelecek zararı en aza indirgeyecek bir stratejiniz olsun ve bildiğiniz yolda ilerleyin.
... yarın görüşmek üzere;
bu yazıyı sevdin mi?
hemen
una ekle!
"Rahatlıkla her ay xxxx YTL paranın cebinde olduğuna emin olduğun bir iş bulabilecekken, niye kendini riske atıyorsun?"Ben de onlara bu bloga bir göz atmalarını öneriyorum :)
Uzaktan çoğu insana delilik gibi göründüğü için (olmadığını kim söylemiş) kendi işinizi başlatmak, kendi girişiminizin sahibi olmanın neden bu kadar çekici olduğunu biraz daha açmak yararlı olabilir:
4. Sıkılıyorsanız, yanlış işi yapıyorsunuz demektir
Ya da eğer sevdiğiniz işi yapıyorsanız, iş yapmıyorsunuz demektir.
Belki yeni serüveninizde yorulacaksınız. Ama kesinlikle eğleneceksiniz. Zaten eğer kendi işinizi yaparken eğlenmiyorsanız yanlış işi yapıyorsunuzdur.
Yeni fırsatlarla karşılaşacak, ve bu fırsatları yakalamak için her gün yeni birşeyler öğrenecek, daima ileriye bakacaksınız. Bundan daha güzel, daha eğlenceli ne olabilir?
Daha fazla macera ve heyecanı bulacağınız fazla yer yok. Bu macera ve heyacanın karşılığını daha iyi alacağınız bir yer de yok: Kimse Afrika'da kaplanlarla safari yaptığınız için "aferin evlat" deyip onbin dolarlık bir çek vermez. Ancak eğer gerçekten orijinal şeyler üretiyorsanız bu onbin dolardan çok daha fazlasını birkaç ay, hatta bazen birkaç saat içerisinde kazanabilirsiniz.
Herşey finansal getiri için mi, tabii ki değil, ama o kısmı başka bir yazının konusu.
Tabi eğer sizin için macera ve risk masa başında oturup patrondan gizli gizli solitaire, mayın tarlası vb. oynamaksa, emin olun bu blog size hiç mi hiç anlamlı gelmeyecektir.
3. Simcity oynamaktan çok daha eğlenceli
Bilgisayar oyunu sevenler civilization, simcity, age of empires, monopoly, capitalism plus türevi oyunları bilirler. Herşeye sıfırdan başlarsınız ve oyunun sonunda inanılmaz noktalara gelirsiniz.
İşte kendi girişiminizi başlatmak bu yaklaşımı alıp, gerçek hayatta kullanmak için bir fırsat sunuyor insana.
Kullandığınız kavramların birebir aynısını gerçek hayatta da uygulayabildikten sonra niye sanal bir firma kurasınız ki?
Evet, hayatı oyun olarak görmek biraz delice olabilir ama çoook eğlenceli.
Bir de diğer tarafına bakın: Hayatı insanın "çaresiz oyuncu" olduğu bir tiyatro sahnesi olarak görmek daha mı iyi?
İnsanı ümitleri, istekleri ve hedefleri ayakta tutar. Bunları kaybetmeyiniz.
2. Düşünüyorum, o halde kazanıyorum
Kendi işinizi ayakta tutmak zor olabilir. Yine gerçekçi olacağım ve çoğu pazarlama kitabında yazan "... ama ödülünüz çok büyük olacaktır" laf salatasını yapmayacağım.
Kendi işinizi ayakta tutmanız size ancak şöyle böyle bir hayat standardı sunar. İşin ödül kısmı ise zekânızı kullanmaktan geçer:
- Akıllıca hareket eder
- Kaliteli fikirler üretir
- Bu fikirleri işleyecek iş gücünü sağlar (ya outsource eder, ya da kendiniz bizzat işin içinde olur)
- Ve bunları yaratıcılığınızla birleştirirseniz
Tam tersini alalım: Hiç işe yaramayan bir fikir ürettiniz. O zaman hiçbirşey kazanmazsınız.
Eğer kendi işiniz olmasaydı, yani bir yerlerde 8-5 maaşlı çalışıyor olsaydınız ürettiğiniz kötü fikirlerin cezasını bu kadar acımasız çekmeyecektiniz. Ancak ürettiğiniz güzel fikirlerden de (müdürünüzün ağzından zorla çıkan bir "aferin"den başka) hiçbir şey kazanmayacaktınız.
Bir de işin olumlu tarafına bakın: İstediğiniz kadar fikir üretmekte özgürsünüz. Ürettiğiniz tüm fikirler kötü olacak diye bir şart yok ya. Hem niye düşer insan? Tekrar ayağa kalkmayı öğrenebilmek için.
1. İş güvenliğine yeni bir bakış
Full time işinizden atılma, yerinize başka birinin alınması gibi kaygılar yaşayanların sayısı hiç de az değil.
Bilin bakalım kendi işinizden sizi kim çıkartabilir? Evet kendiniz! Yani başarınızın ya da başarısızlığınızın tek sorumlusu sizsiniz. Niye geleceğinizi, işe devam etme/etmeme kararınızı, "acaba terfi alır mıyım?" beklentilerinizi hayatında birinci önceliği siz olmayan bir yöneticinin elinde tutasınız?
Kendi işinizi yapıyorsanız, birinci öncelikte siz olacağınız için kendiniz için en iyi kararı da siz alacaksınız. Kendi girişiminizi başlatmanız, geleceğinizi ve hedeflerinizi birinci dereceden sorumlu birinin (sizin) kontrolüne verir.
Şans faktörünü unutun. Evet şans diye bir şey var. Zaten strateji kavramı da bunun için var. Olumlu olayları lehinize yönlendirecek ve olumsuzluklardan gelecek zararı en aza indirgeyecek bir stratejiniz olsun ve bildiğiniz yolda ilerleyin.
... yarın görüşmek üzere;
Labels: girişimcilik, mutluluk, yaratıcılık
bu yazıyı sevdin mi?
hemen
una ekle!
- kalıcı link: Çarşamba, Mayıs 17, 2006



0 Yorum
Post a Comment
Bu iletiye linkler:
Create a Link
<< Ana Sayfa