Gün 29 - Bir milyon dolarlık bir fikir
Oyun oynamaktan ve çocuk olmaktan bahsetmişken daha önceden yazdığım bir yazının (ingilizce) Türkçesini burada tekrar yazmanın yerinde olacağını düşündüm. Hazır yazarken de biraz geliştirip ekstra birşeyler daha ekledim.
Neyse, konuya geçeyim...
Diyelim ki bir milyon (ya da bir milyar, ya da bir gazilyon... fark etmez) dolar değerinde bir fikir üretmek istiyorsunuz. Ne yapmanız gerekli biliyor musunuz: Fikir üretmeyi öğrenmek!
Dalga geçmiyorum. Fikir üretmeyi bilmeden/anlamadan nasıl milyon dolarlık bir fikir üretebilir ki bir insan? Eğer yaratıcı olmayı bilmiyorsanız, nasıl yeni birşeyler ortaya çıkarabilirsiniz ki?
Zaman içinde geri gidin ve düşünün, en zon ne zaman "İşte bu!", "Harika! süper bir çözüm bu!", "ya bunu neden daha önce düşünemedim ben!" dediniz?
Bir ay önce? üç ay önce? Bir yıl önce?
Şimdi o anki ruh halinizi gözünüzün önüne getirin. Heyecanlıydınız değil mi? İçiniz içinize sığmıyordu. Sanki dünyayı kurtarmıştınız.
İddiaya girerim, beş altı yaşlarında iken her gününüz yüzlerce buluşla, yeni şeyler keşfetmekle geçiyordu. Ve bulduğunuz en basit şeyde bile yukarıdaki cümlelerden kat kat güçlü bir heyecan duyuyordunuz.
Niye? Çünkü düşünce yapınızı kalıp fikirlerle ve ön yargılarla perdelememiştiniz.
Sonra ne oldu. Okula başladınız. Başlangıçta herşey güzel ve eğlenceliydi. Fakat üniversiteden mezun olduğunuzda yaratıcılığınızın temelinde yatan yeteneklerinizi de büyük ihtimalle kaybettiniz.
Kaybettikleriniz:
İlkokula girdiğinizde soru işareti idiniz. Üniversiteden çıkınca ise kocaman bir nokta oluverdiniz.
Ve şimdi tüm bunlar olmamış gibi davranıp, yaratıcı olmak istiyorsunuz. Hadi canım!
Yaratıcı olmak istiyorsanız, öncelikle gözünüzün önündeki şu önyargı perdesini kaldırın. Bildiğiniz, öğrendiğiniz, geçmişten beri size şu ya da bu şekilde empoze edilen herşeyi unutun. Mantıksız olun. "Elalem ne der"leri, "oldu mu şimdi"leri, bildiğiniz tüm normları bir kenarı bırakın.
Ve tüm bunlardan daha önemlisi; özgür olun! Kısacası çocuk olun. Yaptığınız en ufak eylemden bile müthiş bir mutluluk duymaya bakın.
Hepsi bu. Eğer yaratıcı olmak istiyorsanız, çocukluğunuza geri dönün. Hatta mümkünse, annenizin karnına geri dönüp oradan yepyeni bir hayata tekrar doğun.
Peki bunca şeyi söylüyorum ama, ben niye halen milyarder olmadım:
Çünkü henüz altı yaşındayım! Dört yaşına geldiğimde bir servetim olacak ve onunla kendime kocamaaan bir dondurma alacağım. Öyle büyük olacak ki, tüm kuzey kutpunu kaplayacak.
Tüm annelerin anneler günü kutlu olsun!
Görüşmek üzere;
bu yazıyı sevdin mi?
hemen
una ekle!
Neyse, konuya geçeyim...
Diyelim ki bir milyon (ya da bir milyar, ya da bir gazilyon... fark etmez) dolar değerinde bir fikir üretmek istiyorsunuz. Ne yapmanız gerekli biliyor musunuz: Fikir üretmeyi öğrenmek!
Dalga geçmiyorum. Fikir üretmeyi bilmeden/anlamadan nasıl milyon dolarlık bir fikir üretebilir ki bir insan? Eğer yaratıcı olmayı bilmiyorsanız, nasıl yeni birşeyler ortaya çıkarabilirsiniz ki?
Zaman içinde geri gidin ve düşünün, en zon ne zaman "İşte bu!", "Harika! süper bir çözüm bu!", "ya bunu neden daha önce düşünemedim ben!" dediniz?
Bir ay önce? üç ay önce? Bir yıl önce?
Şimdi o anki ruh halinizi gözünüzün önüne getirin. Heyecanlıydınız değil mi? İçiniz içinize sığmıyordu. Sanki dünyayı kurtarmıştınız.
İddiaya girerim, beş altı yaşlarında iken her gününüz yüzlerce buluşla, yeni şeyler keşfetmekle geçiyordu. Ve bulduğunuz en basit şeyde bile yukarıdaki cümlelerden kat kat güçlü bir heyecan duyuyordunuz.
Niye? Çünkü düşünce yapınızı kalıp fikirlerle ve ön yargılarla perdelememiştiniz.
Sonra ne oldu. Okula başladınız. Başlangıçta herşey güzel ve eğlenceliydi. Fakat üniversiteden mezun olduğunuzda yaratıcılığınızın temelinde yatan yeteneklerinizi de büyük ihtimalle kaybettiniz.
Kaybettikleriniz:
- Sorgulamak, herşeyi sorgulamak
ve - İlişki kurmak. Birbiriyle ilgisi bile olmayan iki farklı şey arasında mantıksız, abuk sabuk da olsa bir ilişki kurabilmek.
İlkokula girdiğinizde soru işareti idiniz. Üniversiteden çıkınca ise kocaman bir nokta oluverdiniz.
Ve şimdi tüm bunlar olmamış gibi davranıp, yaratıcı olmak istiyorsunuz. Hadi canım!
Yaratıcı olmak istiyorsanız, öncelikle gözünüzün önündeki şu önyargı perdesini kaldırın. Bildiğiniz, öğrendiğiniz, geçmişten beri size şu ya da bu şekilde empoze edilen herşeyi unutun. Mantıksız olun. "Elalem ne der"leri, "oldu mu şimdi"leri, bildiğiniz tüm normları bir kenarı bırakın.
Ve tüm bunlardan daha önemlisi; özgür olun! Kısacası çocuk olun. Yaptığınız en ufak eylemden bile müthiş bir mutluluk duymaya bakın.
Hepsi bu. Eğer yaratıcı olmak istiyorsanız, çocukluğunuza geri dönün. Hatta mümkünse, annenizin karnına geri dönüp oradan yepyeni bir hayata tekrar doğun.
Peki bunca şeyi söylüyorum ama, ben niye halen milyarder olmadım:
Çünkü henüz altı yaşındayım! Dört yaşına geldiğimde bir servetim olacak ve onunla kendime kocamaaan bir dondurma alacağım. Öyle büyük olacak ki, tüm kuzey kutpunu kaplayacak.
Tüm annelerin anneler günü kutlu olsun!
Görüşmek üzere;
Labels: yaratıcılık
bu yazıyı sevdin mi?
hemen
una ekle!
- kalıcı link: Cumartesi, Mayıs 13, 2006



0 Yorum
Post a Comment
Bu iletiye linkler:
Create a Link
<< Ana Sayfa