.

Salı, Mayıs 09, 2006

Gün 26 - Web uygulamam para kazanacak mı? #

Bu yazım daha ziyade web üzerinde uygulama geliştiricilere yönelik; ancak web tabanlı bir işin yönetimine yeni yeni başlamış; masanın pazarlama/iş yönetimi tarafına daha yakın kimseler de kendileri için birşeyler bulabilirler.

Diyelim ki bir web servisi üretmeyi planlıyorsunuz. Ve yine diyelim, çağı yakalamak adına siz de web2.0 trenine katılmak, flickr, meebo, google calendar, basecamp, rallypoint vb. gibi insanların "vay bee!" diyeceği bir uygulama geliştirmek istiyorsunuz.

Eğer ısınmak için sobanızda dolar yakma lüksüne sahipseniz, ya da zevk için kod yazan bir yazılımcı iseniz (ben "gece yazılımcısı" diyeceğim.. daha uygun bir terim varsa önerilere açığım) sorun değil.
Ancak normal şartlar altında web uygulamanız için bir gelir modeli geliştirmeniz gerekli.

Bunu materyalizm olarak görmeyin. Gerçekçi olmalı ve web uygulamanızın nasıl para getireceğini detaylı olarak planlamalısınız.

Biraz daha açıklığa kavuşturmak gerekirse; eğer "eğlence olsun" diye birşeyler yapıyorsanız sorun yok. (ileride eğlence olarak yaptığınız şey google'ın ilgisini çeker de birkaç milyon dolara satın bile alınabilir -- onlarca örnek var ortalıkta)
Ancak, eğer projenize ciddi bir zaman ve emek harcamayı düşünüyorsanız, finansal bir planınız da olmalı.

Gerçekçi olmaya devam edelim.

1. İzleyici kitlenizin en fazla yüzde ikisi ücretli üye olacaktır

Aslında yurt dışında "conversion ratio" olarak bilinen bu oran yüzde üç / yüzde dört civarında. Ancak Türkiye için yüzde üç bile çok iyimser bir oran olabilir. Biz garanti olsun diye yüzde iki diyelim.

Yani iyi bir web uygulaması için; her yüz üyeden yanlızca ikisi para ödemeyi kabul edecektir.

Basit bir hesap yaparsak; diyelim insanların hayatını inanılmaz kolaylaştıracak web uygulamanızın aylık altın üyelik ücreti 10YTL. Eğer 1000 üyeniz varsa ayda 200YTL 'den fazlasını beklemeyin.

Bu da şu anlama gelir; tipik bir web servisinin gelir getirmeye başlaması için en az 20-30 bin aktif üyesinin bulunması gerekir.

Hadi senaryoyu biraz daha iyimserleştirelim: Servisinizin yan gelirleri de olsun (reklam / sponsorluk vs). Yine de en az on-onbeş bin üye elde etmeniz gerekli.

Bu noktada iki soru:

  1. Servisinizin bu kadar üyeyi toplayacak kadar ilgi çekici olduğuna inanıyor musunuz?
  2. Bu kadar üyenin oluşturacağı yüklenmeye (server-load, db bottleneck) dayanabilecek sağlam (robust) bir sistem tasarladınız mı. Kısacası uygulamanız ölçeklenebilir mi (scale-up)?
Bu soruların ikisine de cevabınız evet ise yolunuzda devam edin.
Birinden birine "belki, ama, fakat, ancak, lakin" li cevaplar veriyorsanız konu üzerinde biraz daha kafa yormalısınız demektir.

2. Nakit akışınızı önemseyin

Nakit akışı tablosu, en basit tanımıyla ileriki dönemlerdeki olası gelirinizden, yine ileriki dönemlerdeki olası harcamalarınızın çıkarılması ve bunların dönem dönem listelenmesi demektir.

Dünyanın en önemli buluşu değil (ing: it's not rocket science). Ancak önünüzü görebilmeniz için gerekli bir adım.

O kadar karmaşık uygulamalara da ihtiyacınız yok. Herşeyi basit bir excel dosyası ile bile halledebilirsiniz.

Söylemişimdir finansal işlerim için acemoney 'i kullanıyorum ben. Daha önceki organize işler iletimde işinize yarayabilecek başka araç ve sitelerden de bahsetmiştim.

3. Riski minimize edin

Demesi kolay, yapması zor :)

Riski minimize etmenin en kolay yolu, yeni web uygulamanızı bir ek iş olarak yürütmeniz.
Yani şu ana kadar neyden para kazanıyorsanız (freelance / full-time iş / kontrat bazlı çalışma vb.) o işi yapmaya devam edin. Ancak bir yandan kendinize ayırdığınız zamanlarda web projenizi geliştirin.

Kısacası kendi kendinizin müşterisi, kendi kendinizin patronu olun.

Bu şekilde, ne zaman isterseniz o zaman size para getiren asıl işinizi bırakıp projenize tam anlamıyla yönelebilirsiniz. Arada da bir miktar sizi idare edecek fon biriktirmiş olursunuz.

Zor bir iş. Motivasyon, organizasyon ve disiplin gerektiriyor. Ancak öyle ya da böyle faydasını göreceğinizden eminim.

4. Kredi kartı testi

Bu da basit ama önemli bir test.

Kullanıcılarınız (ya da müstakbel kullanıcılarınız) servisinize ücretli üye olmak için kredi kartı numaralarını bir forma girecekler mi?

  1. Kullanıcılarınızda kredi kartı bilgilerini verecek kadar güven oluşturuyor musunuz? Unutmayın kredi kartı bilgisi, ad-soyad-email bilgisinden daha hassas bir bilgidir. Kullanıcılarınız bu konuda daha fazla ince eleyip sık dokuyacaklardır.
  2. Kullanıcılarınız kredi kartı ile hizmetinizi satın almak istiyor mu? Hizmetinize gerçekten değer veriyorlar mı?
  3. Siz kullanıcılarınızın yerinde olsanız kredi kartınız ile hizmetinizi satın alır mıydınız? Size bu süreçte engel olan ne gibi bariyerler var (psikolojik, fonksiyonel, teknik)? Bu engelleri kaldırmak için neler yapabilirsiniz?

5. Araştırma

Aaah aah (derin iç çekiş). Bizim en eksik olduğumuz konu:

  • Rakiplerinizi tanıyor musunuz?
  • Sizin hizmetinize benzer hangi hizmetler var ortalıkta?
  • Sizin diğerlerinden farkınız ne ki (örn: hız, kullanım kolaylığı, rakip servislerde olmayan ve kullanıcıların gerçekten işine yarayacak bir özellik, teknik destek vb.) kullanıcılar sizin hizmetinizi diğer alternatiflere tercih etsin?

Sitenizi açtığınız zaman google'ın ya da yahoo'nun bu işi zaten "hayrına" ücretsiz olarak yaptıklarını öğrenmek mide spazmı geçirmenize neden olabilir. Aman ha!

Yarın görüşmek üzere...

Labels: , ,


 bu yazıyı sevdin mi?  hemen una ekle!
 


0 Yorum


Post a Comment

Bu iletiye linkler:


Create a Link

<< Ana Sayfa




Geçmiş iletiler

RSS de ne ola ki? RSS

RSS register icon

Çeşitli

Sponsor

Önerdiğim Bağlantılar

Çnerdiğim Tarayıcı

Sponsor