.

Cuma, Mayıs 05, 2006

Gün 24 - Yalaaan, yalaan (koro halinde) #

Bugün, hemen her işletmenin vizyonunun/misyonunun bir parçası olmuş ve yine hemen her işletmede inanarak uygulanmadığı için koca bir yalan olmaktan kurtulamamış özelliklere değineceğim.

Başlamadan;
  1. Aşağıda yazılanlar kişisel görüşümdür, beni bağlar; başka kimseyi bağlamaz. Herkes kendi işletmesini / kuracağı işletmeyi alttaki kategorilerden uzak saymakta sonuna kadar özgürdür.
  2. Tüm genellemeler yanlıştır. Aşağıdaki genellemeler dahil.
Gelelim beylik yalanlarımıza:

Yalan 1: "İnsanlar kaynakları, firmamızın en önemli varlığıdır."

Eğer bir şirkette bu sözler, üst yönetim tarafından sık sık söylenilmeye başlanmışsa; yakın zamanda olası bir yönetim hiyeraşisi / maaş ve ücretlendirme sistemi vb. re-organizasyonu olacak demektir.

Yurdum şirketlerinin çoğunda en değerli varlık insan kaynakları değil; en likit maddi dönen varlık olan firmanın kasa hesabıdır. Yani firmanın marka değeri değil, muhasebe defter değeri ön plandadır.

İnsan kaynakları niye değerli değildir? Çünkü insanları tahmin edemezsiniz, ne zaman ne yapacakları belli olmaz. İnsanları mutlu etmek zordur. Ne gereği var? Hem ne demiş Napolyon...

Yalan 2: "Çok mantıklı bir karar aldık"

Külliyen yalan!

İşin felsefesine girersek, insanın mantıksız düşünmesi neredeyse olanaksızdır. Yani yaptığınız her eyleme mantıklı bir kulp bulabilirsiniz. Örnek mi? kendini pikachu (şu pokemon) sanarak uçacağına gönülden inanıp camdan atlayan çocuk kendi referans çerçevesi içerisinde oldukça mantıklı davranmıştır.

Çocuğun mantıksal çıkarımını açarsak:

- Pokemonlar uçar.
- Ben pikachu'yum.
- Pikachu bir pokemondur.
- O zaman ben de bir pokemonum.
- Ben de uçabilirim! (ve camdan atlar, şans eseri fazla zaiyat almadan kurtulur)

Yukarıdaki listede mantıksız (lise mantığından bahsediyorum) bir önerme var mı. Yok!

Şirketlerde de durum aynen böyledir. Mantıklı olduğu için yapmazsınız. Öyle olmasını istediğiniz için yapar, sonra da buna mantıklı bir minare kılıfı uydurursunuz.

Yalan 3: "Burada insanları performanslarına göre değerlendiririz."

Yalaaan, yaalaaan... (grup hepsi'nin "yalan" şarkısına benzeterek söylerseniz daha eğlenceli oluyor, hani şu dört eleman çılgınlar gibi yalan yalan diye bağırıyor ya :) )

Kimin performansı daha yüksektir? Sizin beğendiğiniz şekilde çalışanın. Çalıştığınız kimseler sizi severse terfi alırsınız. Çalıştığınız kişiler sizi sevmezse kovulursunuz. Performans sadece bu "sevgi" kavramına uyarlanmış bir kılıftır (yurdum firmalarının bir kısmından bahsediyorum, kişisel görüşüm bunlar vesaire, vesaire...)

Yalan 4: "İşimi asla kişiselleştirmem!"

Gerçek: Herşey kişiseldir. Biz insanız ve birbirimize kızabiliriz, birbirimizin iş kararları canımızı sıkabilir. Kırılabiliriz...

İş hayatında herşey kişiseldir.

Kişisel olmamak ve tırnak içinde "profesyonel" bir robot olmaya çalışmak yerine karşımızdakilerle insancıl ilişkiler içerisinde olursak kazanan biz oluruz.

Yalan 5: "Önce Müşteri gelir."

Hayır efendim, önce ben gelirim! Hiçbirşey benden önemli değildir. Canımı sıkan müşteriyi de bir yolunu bulur tekmeler giderim. Zaten müşteriden bol ne var ki! Biri gider, diğeri gelir.

Zaten ben "insana değer veren", "mantıklı kararlar alan", "performansa göre objektif değerlendirmede bulunan", "işimi kişiselleştirmeyen" bir "profesyonel" olduktan sonra müşteriler de oluk oluk akacaktır.

Müşteri mi? üüü... şu yeşile boyanmış içi para dolu çuvallar var ya, hah işte onlar müşteri!

Değil mi yoksa...

Yarın görüşmek üzere;

Labels: , , ,


 bu yazıyı sevdin mi?  hemen una ekle!
 


0 Yorum


Post a Comment

Bu iletiye linkler:


Create a Link

<< Ana Sayfa




Geçmiş iletiler

RSS de ne ola ki? RSS

RSS register icon

Çeşitli

Sponsor

Önerdiğim Bağlantılar

Çnerdiğim Tarayıcı

Sponsor