Gün 17 - Akıllı, köprü ararken; deli dereyi geçmiş
Nerden mi çıktı?
Dün bir e-posta geldi bana
"kendi girişimimi başlatmak istiyorum, sizce doğru zaman ne olmalıdır?"
diye soruyordu.
Bu e-postaya bireysel cevap vermektense aklında benzer sorular olan herkesle görüşlerimi paylaşmanın daha doğru olacağını düşündüm:
Öncelikle zaman konusunu açıklığa kavuşturayım. Kendi işinizi başlatmanız için en uygun zaman "herhangi bir zaman"dır. Yani kendinizi hazır hissediyorsanız, kendinize güveniyorsanız; başaracağınıza inanıyorsanız durmayın.
Dışsal faktörler (external forces) bir işin başarısını veya başarısızlığını sanıldığı kadar fazla etkilemez. Başarınızı etkileyen en önemli unsur sizin azminiz, istekliliğiniz, aklınızdaki fikri hayata geçirmeye duyduğunuz özlemdir. Ve hayatın pek çok alanında olduğu gibi başarılı bir iş kurmak varış noktasıyla değil, bu noktaya varmak için geçtiğiniz yol ile ilgilidir.
O nedenle siz yolunuzda yürümeye odaklanın, noktayı boşverin.
1. Sevdiğiniz işi yapmalısınız
Belki bunu daha önce beş altı kere tekrar ettim, ancak bir kez daha tekrarı hak ediyor.
Eğer kendi işinize başlamayı düşünüyorsanız bu işi kesinlikle "iş olarak" görmemeniz gerekiyor. Yeni işinizi "bir hobi gibi" algılar, bu işi yaparken zamanın nasıl geçip gittiğinin farkına varmazsanız zaten başarı yolunu yarılamışsınız demektir.
Eğer işinizi eğlenerek yapmıyorsanız, daha yolun başında iken kendinize yeni bir iş alanı bulun.
Eğer işinizi severek yapıyorsanız, emin olun işinizi yapmaktan duyduğunuz mutluluk müşterilerinizin yüzünde size duygukları güvenden dolayı oluşan bir gülümsemeye dönüşecektir.
2. Sevdiğim işi yapıyorsam zamanın ne önemi var ki?
Yani en doğru zaman herhangi bir zamandır. (bunu daha önce de demiştim sanki :) )
Düşünmeyin, ilerleyin ve derhal harekete geçin.
İlk adım ürkütücü görünebilir (gerçekten ürkütücü de :) ) Ama ilk adımı attıktan sonra eğer yeni işinizi severek yapıyorsanız mutlu olan siz olacaksınız.
Durmayın! hayallerinizin peşinden koşun!
Evet, ilk başta belki bir iki kez tökezleyebilirsiniz. Ama ileride, geriye dönüp baktığınızda bu tökezlemelerinizi eğlenceli ve heyecanlı birer anı olarak hatırlayacaksınız.
3. Yeni yürüyen her bebeğin elinden birilerinin tutması gerekir.
Destek almaktan çekinmeyin. Kendi işinize daha yeni yeni başladınız (ya da başlayacaksınız) ve dışarıda tamamen fransız olduğunuz kocaman bir dünya var. Bu dünyada kaybolmamak için sizden daha deneyimli olanların fikirlerini alın.
Destek konusunda en yakın çevrenizden başlayın. Kendi işinizi kurmak istediğinizi ailenize açın. Psikolojik ve maddi olarak ne gibi zorluklarla karşılaşabileceğinizi onlara anlatın. Birilerinin desteği olmadan (destek derken maddi desteği kastetmiyorum) ilerlemeniz, girişiminizin kendi ayakları üzerinde durabilmesi çok güç olacaktır. İnsanlardan destek ve yardım eli istemekten çekinmeyin.
4. Sevdiğiniz işi yaparsanız ödülünüz de büyük olur.
Bu yazıda "sevdiğiniz iş" konusundan kaçıncı bahsedişim bilmiyorum.
Sizi bilmem ama ben kendi işime sadece daha iyi bir finansal getiri sağlayacağı için başlamadım. Ben patronumu kovdum ve karşılığında özgürlüğümü satın aldım. Bundan daha değerli birşey olabilir mi?
Demek istediğim öyle bir iş yapıyor olmalısınız ki bu işten hiç para kazanmasanız, hatta zarar bile etseniz mutlu olabilmelisiniz. Kısacası gerçekten sevdiğiniz işi yapmalısınız.
Eğer size uygun böyle bir iş yoksa kendi işinizi kurmanıza da gerek yok bence.
5. Bir kaçış planınız olsun, ama daha da önemlisi bir iş planınız olsun.
Tamam, heyecanlısınız, bilgilisiniz ve birkaç senede beş altı zilyon dolar para kazanıp Bahama'lara tatile çıkmayı planlıyorsunuz.
Olabilir. Neden olmasın ?
Yeni işinizi seviyorsunuz, ve bu işi yıllarca yapmaya devam edebilirsiniz.
Peki ya işler beklediğiniz gibi gitmezse, ya aslında "uygun zaman" konusunda yanıldığınızı fark ederseniz.
Böyle bir durumda bir kaçış planınız olmalı. Ama her olumsuzlukta bu plana sarılmamalısınız.
Kaçış planından daha da önemlisi bir iş planınız olmalı. Yani olası bir kriz durumunda, krizi yönetmeyi; geminizi fırtınadan minimum zararla kaçırabilmeyi başarmalısınız. Eğer bu öngörüyü kazanmışsanız zaten kaçış planına da ihtiyacınız kalmaz.
Yarın görüşmek üzere.
bu yazıyı sevdin mi?
hemen
una ekle!
Dün bir e-posta geldi bana
"kendi girişimimi başlatmak istiyorum, sizce doğru zaman ne olmalıdır?"
diye soruyordu.
Bu e-postaya bireysel cevap vermektense aklında benzer sorular olan herkesle görüşlerimi paylaşmanın daha doğru olacağını düşündüm:
Öncelikle zaman konusunu açıklığa kavuşturayım. Kendi işinizi başlatmanız için en uygun zaman "herhangi bir zaman"dır. Yani kendinizi hazır hissediyorsanız, kendinize güveniyorsanız; başaracağınıza inanıyorsanız durmayın.
Dışsal faktörler (external forces) bir işin başarısını veya başarısızlığını sanıldığı kadar fazla etkilemez. Başarınızı etkileyen en önemli unsur sizin azminiz, istekliliğiniz, aklınızdaki fikri hayata geçirmeye duyduğunuz özlemdir. Ve hayatın pek çok alanında olduğu gibi başarılı bir iş kurmak varış noktasıyla değil, bu noktaya varmak için geçtiğiniz yol ile ilgilidir.
O nedenle siz yolunuzda yürümeye odaklanın, noktayı boşverin.
1. Sevdiğiniz işi yapmalısınız
Belki bunu daha önce beş altı kere tekrar ettim, ancak bir kez daha tekrarı hak ediyor.
Eğer kendi işinize başlamayı düşünüyorsanız bu işi kesinlikle "iş olarak" görmemeniz gerekiyor. Yeni işinizi "bir hobi gibi" algılar, bu işi yaparken zamanın nasıl geçip gittiğinin farkına varmazsanız zaten başarı yolunu yarılamışsınız demektir.
Eğer işinizi eğlenerek yapmıyorsanız, daha yolun başında iken kendinize yeni bir iş alanı bulun.
Eğer işinizi severek yapıyorsanız, emin olun işinizi yapmaktan duyduğunuz mutluluk müşterilerinizin yüzünde size duygukları güvenden dolayı oluşan bir gülümsemeye dönüşecektir.
2. Sevdiğim işi yapıyorsam zamanın ne önemi var ki?
Yani en doğru zaman herhangi bir zamandır. (bunu daha önce de demiştim sanki :) )
Düşünmeyin, ilerleyin ve derhal harekete geçin.
İlk adım ürkütücü görünebilir (gerçekten ürkütücü de :) ) Ama ilk adımı attıktan sonra eğer yeni işinizi severek yapıyorsanız mutlu olan siz olacaksınız.
Durmayın! hayallerinizin peşinden koşun!
Evet, ilk başta belki bir iki kez tökezleyebilirsiniz. Ama ileride, geriye dönüp baktığınızda bu tökezlemelerinizi eğlenceli ve heyecanlı birer anı olarak hatırlayacaksınız.
3. Yeni yürüyen her bebeğin elinden birilerinin tutması gerekir.
Destek almaktan çekinmeyin. Kendi işinize daha yeni yeni başladınız (ya da başlayacaksınız) ve dışarıda tamamen fransız olduğunuz kocaman bir dünya var. Bu dünyada kaybolmamak için sizden daha deneyimli olanların fikirlerini alın.
Destek konusunda en yakın çevrenizden başlayın. Kendi işinizi kurmak istediğinizi ailenize açın. Psikolojik ve maddi olarak ne gibi zorluklarla karşılaşabileceğinizi onlara anlatın. Birilerinin desteği olmadan (destek derken maddi desteği kastetmiyorum) ilerlemeniz, girişiminizin kendi ayakları üzerinde durabilmesi çok güç olacaktır. İnsanlardan destek ve yardım eli istemekten çekinmeyin.
4. Sevdiğiniz işi yaparsanız ödülünüz de büyük olur.
Bu yazıda "sevdiğiniz iş" konusundan kaçıncı bahsedişim bilmiyorum.
Sizi bilmem ama ben kendi işime sadece daha iyi bir finansal getiri sağlayacağı için başlamadım. Ben patronumu kovdum ve karşılığında özgürlüğümü satın aldım. Bundan daha değerli birşey olabilir mi?
Demek istediğim öyle bir iş yapıyor olmalısınız ki bu işten hiç para kazanmasanız, hatta zarar bile etseniz mutlu olabilmelisiniz. Kısacası gerçekten sevdiğiniz işi yapmalısınız.
Eğer size uygun böyle bir iş yoksa kendi işinizi kurmanıza da gerek yok bence.
5. Bir kaçış planınız olsun, ama daha da önemlisi bir iş planınız olsun.
Tamam, heyecanlısınız, bilgilisiniz ve birkaç senede beş altı zilyon dolar para kazanıp Bahama'lara tatile çıkmayı planlıyorsunuz.
Olabilir. Neden olmasın ?
Yeni işinizi seviyorsunuz, ve bu işi yıllarca yapmaya devam edebilirsiniz.
Peki ya işler beklediğiniz gibi gitmezse, ya aslında "uygun zaman" konusunda yanıldığınızı fark ederseniz.
Böyle bir durumda bir kaçış planınız olmalı. Ama her olumsuzlukta bu plana sarılmamalısınız.
Kaçış planından daha da önemlisi bir iş planınız olmalı. Yani olası bir kriz durumunda, krizi yönetmeyi; geminizi fırtınadan minimum zararla kaçırabilmeyi başarmalısınız. Eğer bu öngörüyü kazanmışsanız zaten kaçış planına da ihtiyacınız kalmaz.
Yarın görüşmek üzere.
Labels: risk, riskyönetimi, zamanyönetimi
bu yazıyı sevdin mi?
hemen
una ekle!
- kalıcı link: Salı, Nisan 18, 2006



2 Yorum
Post a Comment
Bu iletiye linkler:
Create a Link
<< Ana Sayfa