.

Salı, Nisan 04, 2006

Gün 13 - Riskten korkmayın #

Risk, gerek iş hayatının gerekse sosyal hayatınızın vazgeçilmez bir parçasıdır. Ve çoğu zaman risk deyince aklımızda kötü şeyler çağrışır:
  • tehlike
  • gerginlik
  • kayıp
Ancak, riskin çoğu kişinin görmekten çekindiği bir de olumlu yönü var:
  • turnayı gözünden vurmak,
  • başlangıç harcamanızdan çok daha fazlasının size kazanç olarak geri dönmesi,
  • tanınırlığınızın ve bilinirliğinizin bir anda artması, popüler olmanız,
  • ... daha gider bu.

Tabii ki her risk eşit değildir. Daha doğrusu kontrollü risk almak ile, Nasreddin Hoca misali "ya tutarsa" deyip göle maya çalmak arasında ince nüans farkları vardır: Birincisi (kontrollü risk alabilmek) öngörü, tecrübe ve duygusal zeka gerektirir. İkincisi (göle maya çalmak) bunların hiçbirini gerektirmez.

Demek istediğim, bazı işler vardır ki bu işlere girişmek risk değil "aptallık"tır.

Mesela, yaptığınız pazar analizi sonucunda hiçbir dondurma üreticisinin "kerevizli dondurma" satmadığını fark ettiniz. Tanrım ne büyük şans! Henüz kimsenin girmediği bir pazar segmenti buldunuz! İleride bu dondurmanın karnıbaharlısını, bir de ıspanaklısını yaptınız mı paraya para demezsiniz!

Kerevizli dondurma tutar mı peki. Eeee, orası da işin risk kısmı. Riski bol olursa, getirisi de bol olur :)

Demek istediğimi anlamışsınızdır. Risk almak ya da almamak konusunda akıllıca kararlar verin.

Tabi risk almanın akıllıca olup olmadığı kerevizli dondurma örneğindeki gibi bariz bir şekilde belli olmayacaktır çoğu zaman.

O nedenle iyisi mi, biz akıllı risk nedir, onu tanımlamaya çalışalım:

Riski, risk yapan, işin tutmaması durumunda sizden birşeyler götürmesidir. Benzer şekilde eğer riske ettiğiniz iş tutarsa, birşeyler kazanırsınız.

Yine kerevizli dondurma örneğine dönersek;
Eğer bu iş tutarsa:
  • Normal dondurma tüketicilerinin bir kısmını kerevizli dondurma tüketmeye ikna etmiş olursunuz. Kerevizli dondurmadan elde edeceğiniz kâr marjı, atıyorum aynı miktarda vanilyalı dondurma satsaydınız ondan elde edeceğiniz kâr marjını pek geçmeyecek -- hatta belki bu değerin altında kalacak ve sürümden kazanmaya çalışacaksınız (kim kerevizli dondurma yer ki yaa!) Kısaca, riskimizin getirisi o kadar da fazla değil.
  • Götürüsü ise; "kerevizli dondurma" üretmek gibi dahiyane bir fikir için harcadığınız tüm ar-ge masrafını çöpe atmış olacaksınız. İleride vanilyalı dondurma üretmeye kalksanız bile kerevizli dondurma başarısızlığınızdan dolayı kimse sizden vanilyalı dondurma satın almayacak. Belki insanların alay konusu olacaksınız... vs. vs.
yani bu işin getirisi az; götürüsü ise fazla. Pek akıllıca değil.

Akıllı risk, potansiyel götürüsü az ya da sınırlı; potansiyel getirisi ise oldukça yüksek -- hatta sonsuz olarak tanımlanabilecek risktir diyebiliriz.

Birkaç akıllı risk örneği:

  • Gerçekten hoşlandığınız birine aniden çıkma teklif edersiniz:
    • Götürü: Reddedilme, kısa süreli utanç duygusu, motivasyon eksikliği.
    • Getiri: Ömür boyu mutlu bir beraberlik.
  • Patronunuzdan zam istersiniz:
    • Götürü: Size zam vermez, vermeyenin iki yüzü kara... bir daha istersiniz ilerde. En fazla bu durum işten ayrılıp kendi işinizi kurmanız yönünde sizi motive eder ;)
    • Getiri: Patronunuz bir an düşünür, sizin firmanıza ne kadar çok emeğiniz geçtiği gözlerinin önünden şerit halinde geçer. Ve yüklü bir zam alırsınız. Akşam da rakı-balık olayına girersiniz belki ;)
  • İş hayatı ile ilgili bir blog başlatırsınız:
    • Götürü: Kendiniz yazıp kendiniz okuduğunuz bir günceniz olur.
    • Getiri: Daha on iki gün olmasına, ve hemen hemen hiç tanıtım/reklam vs. yapmamış olmanıza rağmen günde en az iki yüz kişinin ziyaret ettiği ve bu oranın eksponansiyel olarak artmakta olduğunu gözlemlediğiniz bir blogunuz; söylediklerinizi dinleyen, sizi anlayan, size hak veren bir kitleniz olur.
Öngörülü Olun

Akıllı riskler almanın önemli malzemelerinden biri de öngörüdür. Risk alırken bir yıl ilerisini değil, beş yıl sonrasını düşünün.

Bu düşünce tarzının bir avantajı, olaylara daha detaylı, daha derinlemesine bakıp daha sağlıklı bir karar vermeniz olacaktır. Bir ikinci avantajı ise; uzun vadeli düşünürseniz, kısa vadede yaptığınız başarısızlık ve yanlışların motivasyonunuzu düşürmemesini sağlarsınız.

Hedefleriniz büyük olsun ve ileriye bakın!

Plato dönemleri

Riskli (ya da akıllı risk alarak geliştirilen) girişimler genelde aşağıdakine benzer bir getiri/zaman eğrisini takip ederler:



Grafiğin ortasındaki durgun dönem, plato dönemidir. Çoğu girişimci yaptıkları işin meyvesini vermediğini düşünüp bu noktada işi bırakabilir. Plato döneminin uzunluğu alınan riskin cinsine, hedef kitlenin yapısına (yeniliğe açık / kapalı, lider / takipçi, riski seven / riskten kaçan olmaları gibi) göre değişkenlik gösterebilir.

Bu dönemde ümitsizliğe kapılmamanız; bıkmadan usanmadan fikrinizi/girişiminizi desteklemeniz gerekir. Eğer pazar girişiminize gerçekten değer veriyorsa bunu plato dönemi bittikten sonra getirinizde üssel bir artış yakaladığınızı fark edeceksiniz.

Dikkat ederseniz kâr yerine, getiri kelimesini uygun gördüm. Çünkü beklediğiniz getiri ille de finansal olacak diye bir şart yok: İnternet üzerinde bilinirliğinizin artması da bir getiridir, insanların güvenini kazanmanız da bir getiridir. Getiriler finansal olmayabilirler. Hatta finansal olmayan getiriler (intangible assests) elle tutulan değerlerinizden çok daha önemli olabilirler.

Düşünün; markanızın tüm dünya'da sektörde akla gelen ilk marka olmasını mı istersiniz; yoksa bir milyon dolar nakit para mı?

Riskli bir soru mu oldu :)

Yarın görüşmek üzere; hoşçakalın.

Labels: ,


 bu yazıyı sevdin mi?  hemen una ekle!
 


0 Yorum


Post a Comment

Bu iletiye linkler:


Create a Link

<< Ana Sayfa




Geçmiş iletiler

RSS de ne ola ki? RSS

RSS register icon

Çeşitli

Sponsor

Önerdiğim Bağlantılar

Çnerdiğim Tarayıcı

Sponsor