yeni bir başlangıç
Bu blog'u ingilizce açmayı düşünüyordum, ancak sonra farkettim ki konuyla ilgili zaten yeterince ingilizce yazılmış çizilmiş şey var:
Daha sonra, üye olduğum gruplarda paylaşmayı düşündüm (örneğin cember.net )
Fakat düşüncelerimi ve deneyimlerimi kapalı değil, daha geniş bir kitleyle paylaşmanın çok daha yararlı olacağı sonucuna vardım.
Yaktım Gemilerimi...
Hani bir düşünce vardır, için için kafanızın bir yerlerinde döner durur "ben ne için, kimin için çalışıyorum, ... amacım ne. Acaba emeğimin ne kadarı kendim, ne kadarı başkaları için"
Düşünün kafanızda gerçekten faydalı olabilecek, henüz benzerleri üretilmemiş, ya da üretilmişse bile olması gerektiğine inandığınız kalitede üretilmemiş, bir dizi fikriniz var. Bu fikirleri hayata geçirmek mi daha heyecan verici olur, yoksa X sistemine geçen gün alel acele yaptığınız bir yamanın bugün bambaşka bir yeri patlattığını fark ederek güne başlamanız mı?
Ya da ne kadar dil dökerseniz dökün şu anki ofisinizde, bilmemkaç yıldır üzerinde çalışılagelen enterprise-level projenin açıklarını bir bir gözler önüne sermenize rağmen sözlerinizin boş bir tenekeye vurulan sopanın yaptığı yankıdan daha fazla etki yapmadığını fark etmeniz mi?
Ya da bilgi, birikim ve yeteneklerinizin şu an yapmakta olduğunuz full-time işteki iş tanımı, görev ve sorumlulukların yakınında bile olmaması mı?
Düşünün, sizin yerinize sokaktan herhangi bir kişiyi de alıp oturtsalar projenin gidişatında önemli bir değişiklik olmayacaksa (neden mi böyle düşünüyorum? bana aciiil ve önemliiii diye gelen işleri diğer acil işlerden dolayı bazen birkaç ay gecikmeli teslim etmeme rağmen kimsenin gıkı çıkmıyorsa, ben birşey yapsam da yapmasam da kümülatif sonuca fazla bir etkim olmadığı ortaya çıkar) , sizi oturduğunuz koltuğa bağlayan şey nedir?
... diye düşünmeye başladığınız an, zaten uzun ve kabul etseniz de etmeseniz de çoğunlukla tek başınıza olacağınız bir maceraya başlamışsınız demektir.
Eminim pek çok kişinin kafasında zaman zaman bunlara benzer sorular canlanıyordur.
Bense bu soruları bir aşama ileriye atıp, eyleme geçme kararı aldım.
Kendi açımdan bakıyorum: Böyle bir şeyi denemeseydim hep beni takip eden bir "acaba" sorusu ile yaşamak zorunda kalacaktım.
Arpacı kumrusu gibi düşünüp vakit kaybetmektense, ideallerinizin peşinde koşmayı tercih etmek daha doğru değil mi?
Peki neler gerekli?
Böyle bir karar almak her babayiğidin harcı değil. Siz oturun sabah dokuz akşam altı, oturduğunuz yerden düzenli (ve oldukça iyi) maaş aldığınız tam zamanlı işinizi bırakın, kendinizi bilinmez gizli bir dünyaya atın.
Biraz gözükaralık, biraz isyan, biraz kendine güven, biraz da delilik gerektiriyor. E boşuna Don Kişotun blogu demiyoruz buraya :)
Böyle bir başlangıç için (en azından bana) gereken malzemelere gelelim:
Şimdilik bu kadar,
Halen çalıştığım full-time işimde kalan parçaları toplamaya devam edeyim.
Umarım birilerine yararlı olabilmiştir.
İleride burada daha fazla paylaşımda bulunabilmek dileğimle.
bu yazıyı sevdin mi?
hemen
una ekle!
- http://www.garrettdimon.com/archives/about-going-solo
- http://www.boldcareer.com/blog/archives/going_solo_your_own_biz/
- http://www.dcbar.org/for_lawyers/washington_lawyer/january_2006/solo.cfm
- http://feeds.feedburner.com/GoingSolo
- http://www.ernietheattorney.net/ernie_the_attorney/2006/03/transitioning_t.html
- http://www.mydd.com/story/2004/8/19/224413/309
- http://thoughtballoons.blogspot.com/2005/04/darwyn-cooke-on-going-solo.html
Daha sonra, üye olduğum gruplarda paylaşmayı düşündüm (örneğin cember.net )
Fakat düşüncelerimi ve deneyimlerimi kapalı değil, daha geniş bir kitleyle paylaşmanın çok daha yararlı olacağı sonucuna vardım.
Yaktım Gemilerimi...
Hani bir düşünce vardır, için için kafanızın bir yerlerinde döner durur "ben ne için, kimin için çalışıyorum, ... amacım ne. Acaba emeğimin ne kadarı kendim, ne kadarı başkaları için"
Düşünün kafanızda gerçekten faydalı olabilecek, henüz benzerleri üretilmemiş, ya da üretilmişse bile olması gerektiğine inandığınız kalitede üretilmemiş, bir dizi fikriniz var. Bu fikirleri hayata geçirmek mi daha heyecan verici olur, yoksa X sistemine geçen gün alel acele yaptığınız bir yamanın bugün bambaşka bir yeri patlattığını fark ederek güne başlamanız mı?
Ya da ne kadar dil dökerseniz dökün şu anki ofisinizde, bilmemkaç yıldır üzerinde çalışılagelen enterprise-level projenin açıklarını bir bir gözler önüne sermenize rağmen sözlerinizin boş bir tenekeye vurulan sopanın yaptığı yankıdan daha fazla etki yapmadığını fark etmeniz mi?
Ya da bilgi, birikim ve yeteneklerinizin şu an yapmakta olduğunuz full-time işteki iş tanımı, görev ve sorumlulukların yakınında bile olmaması mı?
Düşünün, sizin yerinize sokaktan herhangi bir kişiyi de alıp oturtsalar projenin gidişatında önemli bir değişiklik olmayacaksa (neden mi böyle düşünüyorum? bana aciiil ve önemliiii diye gelen işleri diğer acil işlerden dolayı bazen birkaç ay gecikmeli teslim etmeme rağmen kimsenin gıkı çıkmıyorsa, ben birşey yapsam da yapmasam da kümülatif sonuca fazla bir etkim olmadığı ortaya çıkar) , sizi oturduğunuz koltuğa bağlayan şey nedir?
... diye düşünmeye başladığınız an, zaten uzun ve kabul etseniz de etmeseniz de çoğunlukla tek başınıza olacağınız bir maceraya başlamışsınız demektir.
Eminim pek çok kişinin kafasında zaman zaman bunlara benzer sorular canlanıyordur.
Bense bu soruları bir aşama ileriye atıp, eyleme geçme kararı aldım.
Kendi açımdan bakıyorum: Böyle bir şeyi denemeseydim hep beni takip eden bir "acaba" sorusu ile yaşamak zorunda kalacaktım.
Arpacı kumrusu gibi düşünüp vakit kaybetmektense, ideallerinizin peşinde koşmayı tercih etmek daha doğru değil mi?
Peki neler gerekli?
Böyle bir karar almak her babayiğidin harcı değil. Siz oturun sabah dokuz akşam altı, oturduğunuz yerden düzenli (ve oldukça iyi) maaş aldığınız tam zamanlı işinizi bırakın, kendinizi bilinmez gizli bir dünyaya atın.
Biraz gözükaralık, biraz isyan, biraz kendine güven, biraz da delilik gerektiriyor. E boşuna Don Kişotun blogu demiyoruz buraya :)
Böyle bir başlangıç için (en azından bana) gereken malzemelere gelelim:
- İşinizi çok iyi bildiğinizden ve bunu her platformda sunabileceğinizden emin olmalısınız:
Sonuçta artık birilerine düzenli maaşlı çalışmıyorsunuz, üç ayda bir oturup performansınız değerlendirilmiyor. Artık her gün, her saat performansınız değerlendiriliyor. Hem de en acımasız heyet tarafından: Müşterileriniz.
Müşterilerinizi memnun ettiğiniz oranda, performansınız yerindedir ve piyasada tutunabilirsiniz. Aksi durumda, er ya da geç, eski 8-6 sıkıcı işinize geri dönmeniz (yani kendinize bir iş aramanız) gerekecektir. - Hesabınızı iyi bilin
Artık kişisel harcamalarınız dahil her şey oluşturmakta olduğunuz firmada birer masraf kalemi olacaktır.
Yeni işinizden kazandığınız gelir ile kişisel harcamalar için kullandığınız parayı çok iyi ayırmalısınız.
Bunun için- İş harcamaları ve iş gelirleri için ayrı bir banka hesabı açın.
- Birebir çalışmasanız bile bir muhasebeci ile yakın diyalog içinde olun:
İşlerin ne zaman büyüyeceği ve gelir gider, vergi / defter vs meselesinin ne zaman başınızı ağrıtmaya başlayacağı hiç belli olmaz. - Bir de el altında tanıdık avukat bulundurmanız hiç fena olmaz: Emin olun herkes sizin kadar iyi niyetli değildir.
- Ne kadara çalışacağınızı iyi belirleyin
Saatlik mi çalışacaksınız, proje başına mı ücret talep edeceksiniz ayrımını bir yana bırakırsak; önünde sonunda proje bazlı dahi olsa birileri sizden saatlik ücret isteyecektir.
Saati ne kadardan çalıştığımı şöyle belirledim:- Çalıştığım sektörde yurt içi minimum saat başına ücret ne?
- Çalıştığım sektörde yurt dışı minium saat başına ücretlendirme ne?
- Bunların maksimum değerleri ne?
- Benim bilgi ve deneyimim bu skalada nereye düşüyor?
Aslında belki de en zor kararlardan biri, çünkü eğer sektör ortalamasının altında ücret talep ederseniz, sizinle çalışacaklar yaptığınız işin kalitesine güven sorunu yaşayabilirler. Tam tersi olursa sizinle çalışacak birilerini bulmak konusunda zorlanabilirsiniz. Dengeyi tutturmak zor iş.
Tabii ki, saat başı ücret hesabı yaparken tüm maliyetlerinizi hesaba katmalısınız: Elektrik, internet, yazılım, zaman, iş geliştirme, araştırma-geliştirme... Unutmayın artık size düzenli maaş ödeyen birileri yok. Bu nedenle şu anki aylık kazancınızın iki katı bile belki anca sıfıra sıfır işinizi döndürmeye yetecektir. - Gizli Zamanı gözardı etmeyin
Sözleşmeler, anlaşmalar, telefon konuşmaları, ziyaretler, yazışmalar, fax... Bunları eskiden üst kattaki iyi giyimli adamlar yaptığı için siz sadece en iyi yaptığınız şeye, yani işinize, odaklanabiliyordunuz.
Artık bu günler geride kaldı :) Bunların hepsini kendiniz yapmalısınız ve dolayısıyla zaman planlamasına çok önem vermelisiniz.
Zaman planlaması konusunda şu an kullandığım üç naçizane site:- basecamp: proje takvimi ve organizasyon: olmazsa olmaz: http://www.basecamphq.com/
- time tracker: hangi işe ne kadar zaman harcıyorsunuz, saniye saniye ölçer. Üşenmeyin. Gerçekten gerekli bir uygulama: http://formassembly.com/time-tracker/
- remember the milk: bir başka şirin, daha küçük çaplı bir zaman yönetimi uygulaması: http://www.rememberthemilk.com/
- basecamp: proje takvimi ve organizasyon: olmazsa olmaz: http://www.basecamphq.com/
- İş yönetimi ve servislerinizi konumlandırma
Daha önce demiş miydim, artık kendi kendinizin patronusunuz. Yani kendi işlerinizi pazarlamak da size düşüyor. Şimdiden SWOT ve PEST analizlerinizi yapmaya, hangi hizmetleri verdiğinizi belirlemeye, bunula ilgili tanıtım sunuları, teklifler, sözleşmeler hazırlamaya (ve bu konuda yukarıdaki avukat arkadaşınıza da danışmayı unutmamaya) başlasanız iyi edersiniz. - Kendi Sağlığınız
Eğer sağlığınızda bir sorun olursa, çalışamazsınız; işleriniz aksar, üzerinizdeki zaman stresi artar, bu da sağlığınızı etkiler...
Bu kısır döngüden kurtulmak için kendinize dikkat etmelisiniz: Öyle mevye sebze yemekle olmaz. Düzenli olarak one-a-day tarzı bir vitamin kullanma alışkanlığı kazanmanızı tavsiye ederim. - Yasal Konular
Unutmayın, artık tek kişilik bir şirket olma yolundasınız. Hizmet sağlıyorsunuz. Bu sağladığınız hizmet- Kanunlara uygun olmalı,
- Bu hizmetten elde ettiğiniz geliri beyan etmeli ve verginizi ödemelisiniz.
Bunların hepsini yapmak yerine kendi işinizi yapmak sizin için, emin olun ki, fiyat yönünden daha efektif olacaktır. O nedenle avukat ve muhasebeci arkadaşlarınızı unutmamanızı tekrar burda hatırlatayım.
Gerekirse takas şeklinde bir ticarete bile girebilirsiniz: Örneğin web uygulaması geliştiriyorsunuz diyelim, muhasebecinize bir web sitesi yaparsınız; o da size belirli bir dönem ücret talep etmeden hizmet verir. - Kişisel Zaman
Bu aslında hepsinden önemli. Kendinize ayırdığınız zamanı, "üff çok dalga geçtim, para kaybediyorum" diye düşünmeniz belki de yapacağınız en büyük stratejik hata.
Kendinize ayırmanız gerektiğine inandığınız ve ayırmadığını her saat sizin ruh ve beden sağlığınızı ve dolayısıyla çalışma veriminizi olumsuz etkileyecektir. Bu da işlerin zamanında yetişmemesine neden olacak. Oluşan zaman stresinden dolayı sinirleriniz gerilecek, bu durum sağlığızı etkileyecek, konsantrasyonunuz bozulacak, veriminiz düşecek, bu durum üzerinizdeki zaman stresini daha da arttıracak... daha gider bu.
Bilmem anlatabildim mi :)
Şimdilik bu kadar,
Halen çalıştığım full-time işimde kalan parçaları toplamaya devam edeyim.
Umarım birilerine yararlı olabilmiştir.
İleride burada daha fazla paylaşımda bulunabilmek dileğimle.
Etiketler: başlangıç
bu yazıyı sevdin mi?
hemen
una ekle!
- kalıcı link: Salı, Mart 21, 2006



6 Yorum
Yorum Gönder
Bu iletiye linkler:
Bir Bağlantı Yarat
<< Ana Sayfa