Don Kişot
Cuma, Mart 24, 2006
  Gün 2 - Dışarı çık, kapıyı kilitle, anahtarı denize at...
Buraya kadar bu blogu sabırla takip edenler, bu kadar istekli ve heyacanlı isem kesin istifa etmiş, bu yeni dünyaya balıklama dalmışımdır diye düşünüyor olabilirler.

Maalesef hayır. Henüz bu konudan yöneticime bahsetmedim. Nedeni ise basit: son bir haftada onlarca bağlantı kurmama rağmen henüz hiçbir bağlantım bir projeye dönüşmedi.

Aslında tersi de olmadı. Yani kimse "biz sana X gün sonra döneriz ok?" diyerekten başından savmaya da çalışmadı.

Özetle, olumlu yönde ilerleyen ancak henüz net bir sonuca eremediğim bir buket görüşme var elimde.

O nedenle

  1. Bu belirsizlik ortamı yüzünden ileri adım atmakta zorlanıyorum.
  2. Halen kendime "acaba bu yaptığım şey doğru mu" diye soruyorum.
  3. Atılacağım bu yeni dünyada, şu anda olduğumdan daha mutlu olup olmayacağımı tartıyorum. Ne demişler:

    eğer bir işi gerçekten severek yapıyorsanız, iş yapmıyorsunuz demektir.

    Şüphesiz benim bu macerada severek yapacağım tonla gizem var. Keşfetmeyi, riski, misterleri severim.

    Ama yazık ki sonumun hedehödö maymunlarının doğal ortamında izleyip kafasına hindistan cevizi yedikten sonra baygın düşüp hastaneye kaldırılan cocostar muhabirininkine dönmesinden korkuyorum :)

    Hatta korkuyorum az kalır, tırsıyorum :)
Bunlardan hiçbiri değilse bile, şu anda çalışmakta olduğum firmaya karşı son görev ve sorumluluklarım var: elimde kalan işleri bitirmek, bildiğim önemli şeyleri, üzerinde çalışmış olduğum görevlere dair bilgileri başkalarına öğretmek ve delege etmek gibi.

Bir an durup düşünüp, beni yolumdan geri dönmeye cezbeden yukardaki faktörlerin varlığını farkedince şu kararı aldım: Eğer başarmak istiyorsam, önümdeki doğrudan ya da dolaylı tüm engelleri kaldırmalıyım.

Ve ben de küçük çaplı bir e-mail marketing kampanyası başlattım:

Uzak ya da yakın, az tanıdığım ya da çok tanıdığım herkese ayrı ayrı, böylesi bir olaya giriştiğimi e-posta yoluyla söyledim. İşimden çok sıkıldığımı, artık ölsem de geri dönmeyeceğimi, yepyeni bir hayata başladığımı anlattım ve bana şans dilemelerini söyledim.
Böylelikle, şu an geri adım atarsam, attığım bu adımın en azından yüzlerce kişinin önünde bu geri adımı atmam anlamına gelmesini sağladım.
Yani şirkete geri dönmemi sağlayacak birinci kapıyı kapattım, kitledim ve anahtarını denize attım.

Bu yaptığım işlemi burada açıkça ifade ederek, (site istatistiklerinden gözlediğim kadarıyla) bu blogun varolan şu anki takipçilerine karşı da durumumu deklere etmiş oldum. Yani bir kapıyı daha caart diye kapattım, kitledim ve anahtarını denize attım.

Yarın departman müdürümle görüşerek bu ayın sonunda işten ayrılacağımı ve bu konuda kesin kararlı olduğumu net bir şekilde ifade edeceğim (üçüncü ve son kapıyı da kapatacağım yani)

Böylece

  1. Oluşturduğum pseudo-problemin, kendi içerisinde bir fırsat (opportunity) doğurmasını sağlayacağım. Biraz açarsam, kaçış yollarımı kapatarak kendimi gerekirse kızılcık sopası yardımı ile doğru olduğuna inandığım yola itmiş olacağım.
  2. En azından özgürlüğümü kazanacağım. Daha güzel birşey olabilir mi!? Beyaz yakalı/kravatlı bir 9-5 kölesi olmayacağım. Gerekirse gece ikiye üçe kadar çalışacak, ama sadece kendim için çalışacak, kendi zamanımın efendisi olacağım.
  3. Yepyeni bir başlangıç yapmış olacağım. Durumdan üzülmem, endişelenmem ya da paniklememe gerek kalmayacak, çünkü olayların çoğu zaten benim kontrolümde gerçekleşecek.
  4. Zor bir durum, yani bir "yeldeğirmeni" ile karşılaştığım zaman kendime tekrar her problemin içinde gizli bir avantaj yattığnı hatırlatacak, paniğe kapılmak yerine sakin olup bu avantajı keşfetmeye çalışacağım.
  5. Beni olumsuz yönde motive eden herkesi (en azından şu birkaç hafta) hayatımdan uzak tutacağım.
  6. Bu işin öyle atla deve olmadığını, yapılabileceğini telkin edeceğim kendi kendime.
    Dürüst olmak gerekirse, ortalıkta kalitesi düşük, baştan savma işlerle tonla para kazanan onlarca kişi varken ben neden başarılı olmayayım ki?!
  7. Her sabah, hedefimin başarmak olduğunu hayal ederek uyanacak; her akşam yatarken, hedeflerime sonuna kadar eriştiğim zaman nasıl bir ortam ve ruh halinde olacağımı düşüneceğim.

Sonuçta, yaşamak istediğim hayatı yaşıyor, sevdiğim şeyleri yapıyor olacağım.
Daha da güzeli, sevdiğim işi yaparak hayatımı kazanıyor olacağım.
Bundan daha güzel ne olabilir ki!

Yarın görüşmek üzere;

Labels: , , ,

 
Comments: Post a Comment



Links to this post:

Create a Link



<< Home
bir delinin tek kişilik şirket olma yolunda maceraları...

 My Photo
Name: Volkan Özçelik
Location: Istanbul, TR

Volkan is a java enterprise architect who left his full-time senior developer position to venture his ideas and dreams. He codes C# as a hobby, trying to combine the .Net concept with his Java and J2EE know-how. He also works as a freelance web application developer/designer. --- Volkan is especially interested in database oriented content management systems, web design and development, web standards, usability and accessibility. He was born on May '79. He has graduated from one of the most reputable universities of his country (i.e. Bogazici University) in 2003 as a Communication Engineer, and is currently about to finish his MBA in a second university.

Archives
Mart 2006 / Nisan 2006 / Mayıs 2006 / Haziran 2006 / Temmuz 2006 / Ağustos 2006 / Eylül 2006 / Ekim 2006 / Kasım 2006 / Aralık 2006 /


Powered by Blogger

Subscribe to
Posts [Atom]